📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanın başına gelmesini beklemediği nice şey var ki, hepsi vakti zamanı gelince karşısına çıkıyor. Dün gece Bulantı’ya tekrar başladım. Daha önce bir kez bitirmiştim; o zamanlar kitabın gerçekten adının hakkını verdiğini düşünmüştüm, çünkü içim bulana bulana okumuştum. İnsan zaman geçtikçe ve öğrendiklerinin üstüne bir şeyler ekledikçe, 'insanın bilmediğine düşman olduğunu' daha iyi anlıyor. Doğumun, hayatın ve ölümün bir zamanı var; zaten ilahi bildiriden anladığımıza göre, burada yalnızca birkaç dakika yaşıyoruz. Bu birkaç dakika ile sonsuzluk yurduna, yani ölümün de öldüğü o yurda göçeceğiz.
Bugün Sartre’ın etkisinde kaldığımı fark ettim. Ne tuhattır ki; dünyaya adını duyurmuş bir insan, yerde gördüğü sıradan bir kağıt parçasına dokunmaktan haz alıyor. Bugün bahçede bir kağıt parçası gördüm ve aklıma akşam okuduklarım geldi; o an zihnimdeki perdeler kalktı ve o kağıt gözümde cansız bir madde olmaktan çıkıp bir canlıya dönüşüverdi. Bir tarafında kan akıyor, diğer tarafında ağlıyormuş gibi hissettim.
Ona dokunmak beni başka bir aleme taşıdı; çünkü dokunmak, nesneyle arandaki mesafeyi yok edip seni onun çıplak varlığıyla yüz yüze getiriyormuş. Bunu anlatmak gerçekten güç. Sartre nesnelerin bu insandan bağımsız, ham gerçekliği karşısında büyük bir yalnızlığa ve bulantıya düşmüştü. Oysa sis ortadan kalkıp da hakikat bir bir insanın karşısına dökülünce, ben o boşluğu değil, her zerreye sinmiş olan o muazzam yaratılış sırrını gördüm. İnanmak, görmek ve yanan ateşe dokunmak bu işte; insanı dehşete düşüren bir hayretle: Allahuekber.
Garp yeli