2 milyon yıl önce falandı işte... dağlarda, bayırlarda, ovalarda gezerdim; aylakça ıslık çalar, yere tükürürdüm... bir gün tükürüğümde silüetimi gördüm; kalmışım şaşı. ararım 2 milyon yıldır kendimi. nıç...
“Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘Yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde, ‘İnsanlık öldü mü?’ ya da ‘İnsalık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır; herkes, insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süre ümidi kesenler, ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık aleminin bu büyük kaybı, birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazılar artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlık, dünya
Temel olarak renk diye bir şeyin olmadığını aklımızdan çıkarmamalıyız. Hatta insan yüzü diye bir şey yoktur. Çünkü insan yüzü, üzerine ışık çarpıncaya kadar mevcut değildir.
Neden bu kadar cehennemden söz ediyorlar? On binlerce yıldır bütün insanlar sürekli cehennemi konuştu? Neden? Çünkü ateşi gösteremiyorlar. İnsanları o ilk gün, o yanardağın ağzına götürmüş olsalardı, artık kimse konuşur muydu? Ağzını açar mıydı?
şöyle uzunca yazmak isterdim fakat bu kitabı okurken hop oturup hop kalktım. özellikle söylüyorum kitabın çevirisi KÖTÜ! anlam bütünlüğü kaçırılmış, çevrilmek için çevrilmiş, metnin içeriği aşınmış, uzun cümlelerin akıbeti şaibeli...
onun dışında iyi kitap. kesinlikle okunmalı.
sıradan, yavan ve bayağı. eğer “b filmi“ yapmak istiyorsanız başucu kitabınız olabilir. onun dışında pek tercih edilebilecek bir kitap olduğuna inanmıyorum.