“Ne yani kitaplarımı yakacak mısınız?”
8/10
·107 syf.·
2026 18. kitabı
Yazarın Hemingway Ödül'ü sahibi olduğunu görünce merak edip okumaya başladım. Elbette Kafka'yı pardon Franz'ı anlatıyor ama daha çok, edebiyatın kendisiyle kurduğumuz ahlaki ilişkiye parmak basıyor. Franz edebiyat dünyasının etik tartışmalarından sadece biri çünkü aslolan bütünün bir parçası. Bir yazarı gerçekten sevmek ne demektir? Onun eserlerini korumak mı, yoksa onları dünyayla paylaşmak mı? Soru bu kadar yalın olsa cevabı çok bir şey değiştirmez tabii fakat yazarın vasiyeti eserlerin paylaşılmaması üzerine olunca işler değişiyor, sorular artıyor; Eser sahibi istemese bile mi? Bu onun kişisel haklarına saygısızlık değil mi? Eserleri başlığına kadar değiştirecek miyiz? Başlığına kadar değişiklik yaptığımız eserin hala yazara ait olduğunu söylemek neyin nesi? Sevdiğimiz yazarları gerçekten seviyor muyuz, yoksa onları kendi ihtiyaçlarımıza göre yeniden mi yaratıyoruz? Bu soruların etrafında örülen roman, Soğuk Savaş'ın Avrupa'sında; Fransa, İstanbul ve Berlin arasında dolaşan kısa ama etkili bir anlatı kuruyor. Çağımızın Tanığı olarak ödüle layık görülen Burhan Sönmez'in diğer eserlerine de zamanla bakarız artık.
Franz K. AşıklarıBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 2024300 okunma
Göçmüş kediler bahcesi /Bilge Karasu
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bilge Karasu'nun Göçmüş Kediler Bahçesi'ni bitirdiğimde elimde net cevaplardan çok sorular kaldı. Belki de kitabın en güçlü yanı buydu. Çünkü Karasu okuruna bir şeyler öğretmeye çalışan bir yazar değil; onu düşünmeye, görmeye ve fark etmeye davet eden bir yazar. Bu kitapta balıklar, kediler, deniz ve ağaçlar yalnızca hikâyenin bir parçası değil. Her biri insanın kendisine, yalnızlığına, değişimine ve yaşamla kurduğu ilişkiye açılan bir kapı gibi. Karasu'nun satırlarında doğa bir dekor olmaktan çıkıp yaşayan bir varlığa dönüşüyor. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi sık sık durup etrafıma bakarken buldum. Son zamanlarda en çok keyif aldığım şeylerden biri doğanın içinde olmak; ağaçları izlemek, çiçeklerin kokusunu duymak, gökyüzüne bakmak ve sessizliği dinlemek. Bu nedenle Göçmüş Kediler Bahçesi bana yabancı bir dünyanın kapısını açmaktan çok, zaten içimde filizlenmeye başlamış olan bir duyarlılığı görünür kılmış gibi geldi. Edebi açıdan bakıldığında kitap, olaylardan çok atmosferiyle yaşayan bir eser. Kimi zaman bir masal, kimi zaman bir düş, kimi zaman da felsefi bir sorgulama gibi ilerliyor. Bu nedenle okurken "Ne oldu?" sorusundan çok "Ben burada ne hissettim?" sorusu önem kazanıyor. Kitap, anlamını her okurun kendi deneyimiyle tamamladığı metinlerden biri. Kitabı kapattığımda aklımda kalan soru ise şu oldu: "Yaşamı gerçekten görüyor muyuz, onu derinden hissediyormuyuz yoksa sadece yanından geçip gidiyor muyuz?" Kimler kitabi okurken zevk alir diye sorarsanız Hayatı fethedilecek bir yer değil de, dikkatle bakılması gereken bir gizem olarak gören okurlara, felsefe severlere hitap edebilir derim. Göçmüş Kediler Bahçesi, size dünyaya biraz daha yavaş, biraz daha dikkatli ve biraz daha derinden bakmayı hatırlatan kitaplardan biri olacak.
Göçmüş Kediler BahçesiBilge Karasu · Metis Yayınları · 20171,555 okunma
Reklam
Uzun zamandır bu kadar okurken sıkıldığım bir kitap olmamıştı. Serinin kalanına soru işareti ile bakmaya başlasam da novella olduğu için yarıda bıraktım. Bir hafta elimde süründü resmen. Acotar elimden düşmüyordu
Suikastçının HançeriSarah J. Maas · Dex Kitap · 20221,233 okunma
7/10
·56 syf.·
2026 148. kitabı
O muydu? Stefan Zweig Zweig okumayı bir daha düşünmüyordum ama "O Muydu?", hem 56 sayfalık yapısı hem de polisiye dokusuyla beni yakaladı ve okuduğum 14. Zweig kitabı oldu. Birkaç saatte su gibi akıp giden bu sıra dışı anlatıda Zweig, bizi İngiliz taşrasına götürüp klasik bir “kim yaptı?” polisiyesi sunuyor. Hikayenin merkezinde ise bir köpek var, insanlar duygularını kelimelerle gizlerken, hayvanlar gözleriyle konuşur. Kitapta aşırı sevginin açtığı felaket insanı sarsarken akıllara şu soru geliyor. Okurken hepimiz "bebeği sevgiden mahrum kalan köpek öldürdü" diyoruz ama anlatıcının şizofren olduğunu düşünmek yanlış mı? Görgü tanığı kadın, yaşadığı dehşetin travmasıyla suçu masum bir hayvana yıkmış olamaz mı? Zweig ucu açık bırakıp gizemi tamamen bize sunmuştur. Kitap bittiğinde hem kitap, hem biz sahiden elimizde olmadan soruyoruz: 'O muydu?'
Edebiyat
O muydu?Stefan Zweig · Can Yayınları · 20236,7bin okunma
İnsanın Kendi Gölgesiyle Yüzleşmesi
7/10
·188 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:50
Öteki , okuduğum en sıra dışı ve düşündürücü eserlerden biri oldu. Kitabı okurken yalnızca olayları takip etmekle kalmadım, aynı zamanda insanın kendi benliğiyle olan mücadelesi üzerine de uzun uzun düşündüm. Dostoyevski, psikolojik çözümlemeleriyle karakterin iç dünyasını öyle etkileyici bir şekilde anlatıyor ki, zaman zaman onun yaşadığı karmaşayı ben de hissettim. Romanın merkezinde yer alan karakterin kendi benliğiyle yaşadığı çatışma, hikâyeyi oldukça ilgi çekici hâle getiriyor. Gerçeklik ile hayal arasındaki sınırın giderek belirsizleşmesi, okurken beni sürekli sorgulamaya itti. İnsan bazen kendinden kaçmak ister; ancak kitap, insanın eninde sonunda yine kendisiyle yüzleşmek zorunda kaldığını etkileyici bir şekilde gösterdiğini söyleyebilirim. Bu eser, olaylardan çok karakterlerin psikolojisine odaklanan bir roman. Bu nedenle okurken dikkat ve düşünme gerektiriyor. Bana göre Öteki, insan zihninin karmaşıklığını ve yalnızlığını anlamak isteyen herkesin okuması gereken önemli bir eser. Kitabı bitirdiğimde geriye yalnızca bir hikâye değil, insanın kendine dair sorduğu birçok soru kaldı. Temaları: Kimlik arayışı Benlik çatışması Yalnızlık Psikolojik çözülme Gerçeklik ve hayal arasındaki çizgi Kendini tanıma İçsel çatışma Toplumdan yabancılaşma
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
İnanmak Görmektir
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 10:59
Bilim ilerledikçe cevapların çoğalacağını düşünürüz. Oysa bazen yeni keşifler, cevaplardan çok daha fazla soru getirir. İnanmak Görmektir tam da bu noktada duruyor. Fizikçi Michael Guillen, yıllarını bilime adamış bir araştırmacı olarak evrenin derinliklerine baktığında yalnızca formüller, teoriler ve deneyler değil; aynı zamanda insanın anlam arayışıyla beraber dinin kapılarını da aralayan gerçekler görüyor. Kitap; kuantum fiziğinden kozmolojiye, matematiğin şaşırtıcı gücünden insan bilincinin gizemine kadar uzanan geniş bir yolculuk sunuyor. Guillen, modern bilimin ortaya çıkardığı büyük soruların peşine düşerken okuyucuyu da alışılmış düşünce kalıplarını sorgulamaya davet ediyor. En etkileyici yanı ise bilimi ve inancı karşı karşıya koymak yerine, ikisinin kesiştiği noktaları araştırması. Evrenin neden anlaşılabilir olduğu, görünmeyen şeylerin nasıl gerçek kabul edildiği ve insanın yalnızca gördükleriyle mi yoksa inandıklarıyla mı (belki de her ikisi) yol aldığı gibi sorular kitabın merkezinde yer alıyor. Bilim, felsefe ve insanın varoluş serüvenine ilgi duyanlar için dikkat çekici bir okuma deneyimi sunan "İnanmak Görmektir", IQ (mantığa dayalı zekâ) ve SQ (ruhsal zekâ) kavramları üzerinde temellenen bir ortaklık anlayışını hayatınızda aktif etmeniz gerektiğini söylüyor. İnanmak Görmektir
1000Kitap
İnanmak GörmektirMichael Guillen · The Kitap · 202528 okunma
Reklam
Reklam