Kitap Kapaklarındaki Ünvanlar Gerçekten Ne Anlama Geliyor?
Selam. Kitapların üzerinde sık sık gördüğümüz ve ne olduğunu bilmesek de bize güven veren unvanlardan söz etmek istiyorum bu gün. ayça ile konuşmamız sırasında New York Times Bestseller ifadesini çok gördüğünden, haftalık olup olmadığına dair yapılan esprilerden bahsetmiş ve sonra gerçekten haftalık olduğunu öğrenip beni kültürlendirmişti. Böyle olunca, ben de dayanamayıp daha detaylı bir araştırma yaptım. Şimdi o detayları konuşalım... Bir kitapçıya girdiğinizde ya da internette kitap araştırdığınızda sürekli aynı ifadelerle karşılaşırsınız: "New York Times Bestseller", "Nobel Ödüllü Yazar", "Pulitzer Kazananı", "Hugo Ödüllü Roman"... En azından benim internet arayüzüm bunlardan oluşuyor. İlk bakışta bunların hepsi aynı şeyi ifade ediyormuş gibi görünüyor, hepsi kitabın iyi olduğunu iddia ediyor. Ancak işin aslı bundan biraz daha karmaşıktır. Çünkü kitapların kapaklarında gördüğümüz her ifade bir ödül değildir ve ödül olanların da hepsi aynı kriterlere göre verilmez. Boşuna kitabı kapağına göre yargılama dememişler... Aslında bu ifadeleri anlamanın en kolay yolu onları üç farklı kategoriye ayırmaktır: satış başarısını gösterenler, halk oylamasına dayananlar ve jüri tarafından verilen ödüller. En çok karıştırılan örneklerden biri olan The New York Times Bestseller ifadesiyle başlayalım. Pek çok kişi bunun bir ödül olduğunu düşünür, ancak gerçekte bu bir ödül değil, haftalık olarak yayımlanan çok satanlar listesine girmiş olmayı ifade eder. Bir kitap yalnızca bir hafta boyunca listede kalmış olsa bile kapağında ömür boyu "New York Times Bestseller" yazabilir. Dolayısıyla bu ifade kitabın edebî kalitesini değil, belirli bir dönemdeki satış başarısını gösterir. Bu nedenle kitap kapaklarında bu unvanın bu kadar sık görülmesi şaşırtıcı değildir. Öte yandan
Edebiyat
Biraz önce bir film izledim. İsmi Atlıkarınca. Biz ne kadar şükretsek az. Ne güzel; evde, aile içinde, güvenle büyüdük. Ama bunu yaşayan binlerce çocuk var. “Doğru baba seçmek çok önemli” diye düşünürken eski bir anı gözümde bütün gürültüsüyle canlandı. Sanırım 2020 civarıydı, Covid döneminde hastaneden taburcu olmuştuk. sevgilimle 1 ay pencereden görüşmüşüz çok özlemişiz. 2 yaşında bir kız yeğenim var. Sevgilimi çok seviyordu. “Bulağ, Bulağ” diye peşinden koşuyor, onu görmek için can atıyordu. Bu arada ailelerimiz yoğun bakım sürecinden önce tanışmıştı zaten biz ailece o geceden sonra pozitif olmuştuk. Sevgilim, müstakbel eşim Bulağ taburculuktan sonra ilk fırsatta bir akşam beni görmeye geldi. Hava erken kararıyordu. Yeğenim de onu görmek için ağladığından onu da aşağı indirdim. Arabada geçti hadise.. Kucağına aldı, biraz sevdi. Sonra birlikte markete gittiler. Kaju çok sevdiği için onu sık sık markete götürürdü. “Kaju nerede kızım?” der, benim küçük bebeğim de tarif ederdi. Gidip alırlardı. Neyse, marketten geldiler. Hem kaju yiyorlar hem oynuyorlardı. Bir ara sevgilim beni koklamaya arada yanağımı boynumu öpmeye başladı. Fakat yüzü çok ısındı, dudakları belirgin şekilde sıcacık oldu. Bu sırada bebek de onun kucağında, küçük ayaklarıyla üzerinde geziniyor, zıplıyordu. Sevgilimin, çocuk kucağındayken artan vücut ısısı ve gözlerini kısması beni şüpheye düşürdü. Elimle sertleşip sertleşmediğini kontrol etmek istedim. Aniden elimi tuttu ve itti. Telefonun ışığını açtım. “Bakacağım” dedim. “Ne demek istiyorsun?” diye agresifleşti. Ama ne kadar karşı çıkabilirdi? Işığı açmıştım. Yüzü alı al, moru mor olmuştu. Parmağımın ucuyla dokundum; taş gibiydi. Bebeği apar topar kucağından aldım. Panikle, “Saçmalama, ben öyle biri miyim? Seni özledim, kokunu alınca oldu”
Reklam
Gitmeni istiyorum…
Bir müddet ayrılalım... Bu aşk Ve iyiliğimiz için ey sevgilim... Bir müddet ayrılalım ... Çünkü beni daha fazla sevmeni Benden biraz nefret etmeni istiyorum... Elimizde olan ... Yaşadığımız değerli anıların hatırı için... Hâlâ dudaklarımızda nakışlı olan Hâlâ ellerimize kazılı olan... Bu muhteşem aşkın hatırı için... Bana yazdığın mektupların... Gül gibi içime dikilmiş yüzünün... Saçımda... parmaklarımda kalan aşkının hatırı için Anılarımızın Güzel hünümüzün ve tebessümümüzün... Sözlerimizden daha büyük Ve dudaklarımızdan daha büyük olan aşkımızın Hatırı için... Hayatımızdaki en güzel aşk hikâyesinin hatır için.. Gitmeni istiyorum... Sevgili olarak ayrılalım... Kuşlar da her mevsim... Tepelerden ayrılırlar... Güneş de ey sevgilim... Batmak üzereyken daha güzel olur Hayatımda bir şüphe ve bir azap ol ... Bir kez efsane... Bir kez serap ol...
Şiir
İçime doğmuş. Sadece böyle başlayacağını tahmin edemedim.

◆B

@Aynaveduman
·
Şafak 4...Kimse kimseyi parçalamadan bitsin artık.
Kendimle konuşmak istiyorum. Müsait olduğu zamanları o kadar bilmiyorum ki, tek kelime edemeden düşüncede kalıyor. Oysa uzun zamandır başka birilerini de dinlemiyorum. İnsanların dertleri derdim değil. Bir süredir tek davam kendimle konuşmak. Düşünce mahkemesine çıkıp kendimi yargılamadan konuşmak istiyorum. Tüm hükümleri, hükümsüz kılacak kuralsız bir sonuç istiyorum. Uzun zamandır kendime soru sormayışıma, uzun cevaplar vermek istiyorum. Düşünce mahkemesinde buluşalım, kalbim. Ruhuvera
Duygu ve Düşünce
İnsan Kendini Nasıl Kurtarır?
Aristoteles: "Ölçülü davranarak; dengede kalarak." Diogenes: "Başkaldırarak; sürüden ayrılıp isyan ederek." Schopenhauer: "Bu dünyadan hiçbir şey beklemeyerek." Nietzsche: "İnsan olma sınırlarını aşarak; kendini yeniden doğurarak." Cioran: "Umut denilen o zehirli prangadan tamamen özgürleşerek." Camus: "Hayatı bir amaç uğruna değil, saçmalığına rağmen sadece yaşamak için yaşayarak." Ve soru sana uzanıyor: İnsan kendini nasıl kurtarır? Bana sorarsan;İnsan kendini ne dünyadan kaçarak ne de ona teslim olarak kurtarır. Ölçüyü bulacak kadar bilge, yanlışa başkaldıracak kadar cesur, beklentilerinden vazgeçecek kadar özgür, kendini aşacak kadar güçlü, umut olmadan da ayakta durabilecek kadar gerçekçi ve hayatın anlamsızlığına rağmen yaşamayı sürdürecek kadar inatçı olduğunda kurtarır. Çünkü kurtuluş; dünyayı değiştirmekte değil, dünyanın seni neye dönüştüreceğine karar vermesine izin vermemektedir. İnsan, kendisiyle hesaplaşmayı bitirdiği gün değil; o hesaplaşmayı göze aldığı gün kendini kurtarmaya başlar.
Felsefe
Reklam
Reklam