10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:01
Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere okurken beni hem duygulandıran hem de sayfalarını büyük bir merakla çevirmeme neden olan bir kitapla geldim: Firuze: Kehribar Ateşi. Mehsa'nın kalemiyle daha önce tanışanlar bilir; onun hikâyelerinde sadece olaylar değil duygular da yaşanır.Bu kitapta da tam olarak bunu hissettim.Daha ilk sayfalardan itibaren kendimi aşiretlerin gölgesinde şekillenen hayatların,sırların ve yıllara meydan okuyan bir sevdanın içinde buldum. Firuze;yaşadığı tüm zorluklara rağmen dimdik ayakta duran,güçlü ve etkileyici bir kadın karakterdi.Onun verdiği mücadeleleri okurken kimi zaman üzüldüm,kimi zaman gururlandım. Özellikle geçmişten gelen yüklerin hayatını nasıl etkilediğini görmek yüreğime dokundu. Ezra ise;uzun zamandır okuduğum en özel erkek karakterlerden biri oldu.Firuze'ye olan sevgisi,sabrı ve koruyuculuğu o kadar içtendi ki her sahnelerinde kalbim biraz daha eridi. Özellikle ona seslenişleri ve sevgisini göstermenin ince yollarını bulması çok güzeldi. Kitapta beni etkileyen bir diğer detay ise mücevherlerdi.Her taşın,her işlemenin ve her detayın ardında ayrı bir anlam saklıydı.Bu sahneler hikâyeye hem zarafet hem de derinlik katmıştı. Arjin ise;başlı başına bir gizemdi.Rüyaları, hissettikleri ve söyledikleriyle hikâyenin görünmeyen kapılarını aralıyordu.Özellikle anlattığı rüyanın ilerleyen kitaplar için önemli ipuçları taşıdığına inanıyorum.O rüya hâlâ aklımın bir köşesinde dönüp duruyor. Kına gecesi,düğün hazırlıkları ve sonrasında yaşanan olaylar ise kitabın temposunu bambaşka bir noktaya taşıdı.Tam her şey yoluna giriyor derken yaşanan gelişmeler beni sürekli şaşırtmayı başardı.Hele ki sonlara doğru ortaya çıkan isimle birlikte kafamda onlarca soru oluştu. Kitabı bitirdiğimde elimde cevaplardan çok sorular vardı.Geçmişte neler yaşandı?Kim
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202645 okunma
Giyotinin Gölgesinde Bir İnsan
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:50
"Kitap bittikten sonra insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor. "Bir insanı öldürmek yanlışsa, bunu bir bireyin yapmasıyla bir devletin yapması arasındaki fark tam olarak nedir?" Bu soru, kitabı bitirmeme rağmen peşimi bırakmıyor..." Bu kitap, aslında bir idam hikâyesi değil ölümün gölgesinde insan kalabilmenin hikayesidir. Hugo mahkûmun ne suç işlediğini özellikle söylemiyor. Çünkü onun amacı suçu yargılamak değil cezanın kendisini sorgulatmaktır. Kitabı okurken bir katilin bir hırsızın ya da bir suçlunun zihnine değil, yaklaşan ölüm karşısında titreyen bir insanın zihnine gireriz. Kitap boyunca en çarpıcı nokta idamın yalnızca birkaç saniyelik bir infaz olmadığı gerçeğidir. Asıl idam kararın açıklandığı gün başlar. Mahkûm her geçen saat biraz daha ölür. Her çalan saat, her açılan kapı, her ayak sesi onu giyotine birkaç adım daha yaklaştırır. Hugo fiziksel ölümden çok psikolojik işkenceyi anlatır. Kitabın en sarsıcı taraflarından biri de insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini bütün çıplaklığıyla göstermesidir. Mahküm bazen umutlanır, bazen inkar eder, bazen öfkelenir, bazen de kaderine teslim olur. Bu yönüyle kahraman sadece bir mahkûm değildir. O ölümün geleceğini bilen ama zamanını bilmeyen her insanın sembolüdür. Son sayfalarda kızına duyduğu özlem ve geride bırakacaklarının ağırlığı, kitabı siyasi bir metnin ötesine taşır. O noktada artık bir suçlu görmeyiz. Bir baba görürüz. Bir insan görürüz. Ve Hugonun vermek istediği mesaj tam da burada ortaya çıkar. Devlet bir bedeni öldürebilir ama hiçbir zaman bunu insani bir eylem hâline getiremez.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Reklam
Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950584 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
KOCAMIN KARISI #kitapyorumu "Herkes yalan söyler ve herkes ölür. Belirsizliklerle dolu bir dünyada yalnızca bu ikisinden emin olmak mümkündür." Alice Feeney kaleminden okuduğum ikinci kitap oldu ve her iki kitaptan anladığım şey şu ki yazar okuyucunun algısıyla çok iyi oynuyor. Kitaptaki hiç kimseye hatta ana karaktere bile asla güvenilmeyeceğinin bilincinde okuman gerektiğini kabul ediyorsun. Psikolojik gerilim türünün kraliçesi kesinlikle diyebiliriz. Eden Fox’un bir sabah koşuya çıkıp evine döndüğünde anahtarının kilide uymaması, kapıyı ona benzeyen yabancı bir kadının açması ve en fenası da kocasının o yabancıyı karısı olarak tanıtmasıyla hikayeye giriş yapıyoruz ve o andan itibaren tüm ilginiz sadece kitapta oluyor. Uzun zamandır okuduğum en sarsıcı ve merak uyandırıcı başlangıçlardan biriydi. Bir de altı ay öncesinde ölüm tarihini tahmin ettiğini iddia eden gizemli bir klinik Thanatos ile yolu kesişen Birdy’nin hikayesi var. İlk soru bu iki kadının ne tür bir bağı var da ön plandalar oluyor. Çoklu bakış açısıyla ilerliyor sayfaları çevirdikçe de her bölüm sonu şoka sokuyor. Yazar okuyucuyla öyle bir kedi-fare oyunu oynuyor ki, olayların nereye bağlanacağını tahmin etmeye çalışırken adeta beynim yandı. Karakterler çok iyi yazılmıştı ve sırlarını çözmeyi çok sevdim. Finaliyse beklenmedik ve şok ediciydi asla tahmin edemezdim. Okurken asla sıkılmayacağınız, sürekli bir sonraki bölümde ne olacak dedirten, temposu hiç düşmeyen bir hikaye arıyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz tavsiyemdir.
1000Kitap
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202621 okunma
Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyanda ara..
6/10
·259 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Lynn Grabhorn’un Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor kitabını merak ederek okumaya başladım. Kitabın temel mesajı tanıdıktı: Hayatımızı sadece düşüncelerimiz değil, düşüncelerimizin arkasındaki duygu hâli de şekillendiriyor. Grabhorn, Çekim Yasası perspektifinden bakarak, içinde bulunduğumuz duygusal frekansın hayatımızdaki deneyimleri etkilediğini savunuyor ve şu sorulara dikkat çekiyor: “Neden hep aynı döngülerdeyim?” “Neden istediğim şeyler gelmiyor?” Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyamızda arıyor. Zen, Budizm ve mindfulness daha çok “olanı olduğu gibi görmek, tutunmayı bırakmak ve kabul etmek” tarafındayken; bu kitap “duygusal titreşimini değiştir, hayatın değişsin” yaklaşımına daha yakın duruyor. Ben kitabı hayatı kontrol etmenin bir yöntemi olarak değil, kendime ayna tutan bir davet olarak okudum. Çünkü hayatımın mükemmel olmasıyla ilgilenmiyorum. Her şey istediğim gibi gitse de gitmese de, hayatla kurduğum ilişkinin niteliği benim için daha önemli. Bu yüzden kitapta beni en çok etkileyen soru şu oldu: “Şu anda hayatla hangi duygudan ilişki kuruyorum?” Korkudan mı? Eksiklikten mi? Yoksa güven, açıklık ve kabullenmeden mi? Grabhorn kitapta dört adım öneriyor: • Ne istemediğini belirle. • Ne istediğini belirle. • İstediğin şeyi hisset.
Ben ve Duygularım
Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor!Lynn Grabhorn · Nokta Yayınları · 20046 okunma
8/10
·440 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:34
Kitabın kapağını kapattığımda soru işaretleriyle beraber bir boşluk oldu içimde. Şehnazla ve hayatıyla vedalaşmak beni bi üzdü. Kitabı çok sevdim aslında ama beni bazen biraz yordu. Çağrışımlarla ilerleyen, yoğun bilinç akışı kullanan , dallanıp budaklanan bir anlatı tarzı , hafızanın çalışma mantığını taklit eden parçalı bir anlatı diyebilirim. Örnek vermem gerekirse anneannesinin yaşadığı sıkıntıları anlatırken annesinin de sıkıntısını nasıl aileye sahip çıkmak zorunda kaldığı, bunu anlatacakken birden annesinin atanmadan önceki işini ve o işi nasıl bulduğunu anlatacak ya(tabii bu da başka bi konudan detay kısmı) Mahalledeki Bilmem ne abla sayesinde diye başlayıp o kadının hayatını detaylarıyla ve ölüm anını bile anlatıyor oturduğu Fil yokuşu sokağının tarihçesini kadının sevgilisinden öğrendiğine geçiyor o Tarihçe dikkatini çektiği için bunu okul ödevinde kullandığına, hocasının ona inanmadığına ve kavga ettiklerine özür dileme kısmına kadar ve oradan E’ye hissettiği aşk güzellemesine geçiyor oradan tekrar. İşte bu işi o abla bulmuş diye iş kısmını anlatıyor, iş kısmından babasıyla tanışma kısmına geçiyor, oradan sevgili oldukları hikayeleri anlatırken oradan nasıl evlendiklerine, neden evlendiklerine derken bir konu 150 sayfa sürüyor ortasındayken konu neydi ya oluyosunuz. Bide bana komşunun hayat hikayesini anlatana kadar kendi hayatının detaylarını da bi verseydi ya olmadım değil. Ama genel hatlarıyla heyecanla okuduğum bir kitaptı.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Reklam
Reklam