"Halkımın sana iyi bakmasını sağlayacağım. Belki evine dönmen için Astrofaj yaparlar!"
"Evet..." diyorum. "O mesele... ben eve dönmeyeceğim. Dünya'yı böcekler kurtaracak. Ama ben bir daha Dünya'yı görmeyeceğim."
Mutlu hoplamaları kesiliyor. "Niye, soru?"
"Yeterli yiyeceğim yok. Seni Erid'e götürdükten sonra öleceğim."
"Sen... sen ölemezsin." Sesi pesleşiyor.
"Ölmene izin vermem. Seni eve göndereceğiz. Erid minnettar olacak. Sen herkesi kurtaracaksın. Seni kurtarmak için her şeyi yapacağız."
"Yapabileceğiniz bir şey yok," diyorum. "Yiyeceğim yok. Erid'e gidip birkaç ay kalacak kadar yiyeceğim var. Hükümetin evime gideyim diye bana Astrofaj verse bile o yolculuktan canlı çıkamam."
"Erid yiyeceği ye. Aynı yaşamdan evrildik. Aynı proteinleri kullanıyoruz. Aynı kimyasallar. Aynı şekerler. İşe yaramalı!"
"Hayır, senin yiyeceklerini yiyemiyorum, unuttun mu?"
"Sana kötü geldiğini söyledin. Çözüm buluruz."
Ellerimi kaldırıyorum. "Bana kötü gelmekle kalmıyor. Beni öldürür. Sizin ekolojiniz ağır metal kaynıyor. Onların çoğu da benim için zehirli. Ânında ölürüm."
Rocky titriyor. "Hayır. Sen ölemezsin. Sen dostsun."
"Önemli değil. Kararımı verdim. İkimizin de dünyasını kurtarmanın tek yolu bu."
Geriliyor. "O zaman evine git. Şimdi git. Ben beklerim. Erid belki bir gün başka gemi gönderir."
"Saçmalama. Irkının canını bir tahmin üzerine riske atar mısın gerçekten?"
Birkaç saniye bir şey demiyor, ardından cevap veriyor. "Hayır."