Platon yöneticilerle yönetilenler arasındaki ilişkiyi bir ebeveyn-çocuk ilişkisi gibi düşünmektedir. Platon biraz bizim geleneğimize de uygun düşen bir tarzda adeta yöneticiyi ‘bir bilen’, devleti bir “ baba’ olarak görmektedir. Ama yöneticilerin babalık fonksiyonunu yaptıkları bir toplumda çocuklar hiçbir zaman büyüyememekte, kişilik sahibi, sorumlu bireyler haline gelememektedirler. Bu da çağdaş eğitimin doğru bulmadığı bir eğilim yöntemidir.
Sonra Platon hem eksik, hem yanlış bir benzetme yapmaktadır: Yöneticiyi hekime, yönetileni hastaya benzetmektedir. Bir hekimin hastanın hastalığının ne olduğunu bilme ve ona bir tedavi önerme hakkı olduğu kadar hastanın da bu tedavinin kendisi için yeterli veya şifa verici olup olmadığını görme ve eğer bu tedaviden şifa bulmuyorsa hekimini değiştirme hakkı vardır. Aristoteles’in, Politika adlı kitabında demokrasiyi savunmak üzere ileri sürülebi lecek bir kanıtı, bir kunduradan kunduracı kadar kundurayı ayağına giyenin de anladığı ve onun başardı bir kundura olup olmadığını söyleme hakkına kunduracı kadar, hatta daha fazla onun da sahip olduğunu hatırlatması son derece yerinde olmuştur.