Hacı Emin ağbi, o kahvede yan bakkaldan aldırılan bir büyük şişeyle rakıya oturuyor ve beklenen otobüs gelene kadar, bu otobüsü satacağını, kızoğlankız bir yeni otobüs alacağını, bu hafta altı kolon totosu olduğunu, karısının giyim kuşam ve makyaj malzemesine gereksizce para harcadığını, Çarşamba’daki kiracısını ve tahliye kararı vermeyen yargıçı döner dönmez öldüreceğini, ve benzeri özel sorunlarını, bağıra bağıra ve sövgülerle süsleyerek anlatıyor.
Köle, köleliğini düşündükçe aslına dönüyor ve kendini yeniden buluyordu. Bütün ömrümü köle olarak geçirmiştim ve bu durum, içine gömülüverdiğim ılık bir hamam gibi beni rahatlatıyordu. Doğduğumdan beri dayak yemiş, adam yerine konmamış, horlanmış, aşağılanmış, emir verilmiş, hakaret edilmiş, sövgülerle anılmış, tiksinilmiş, eline değmemeye çalışılmış bir adamın, son dakikalarında kendi gerçeğine dönmesinin huzuruydu bu.