Yaşayan her birey gibi, nasıl daha iyi yaşayabileceğime dair sorular beni perişan ediyordu. Sorulara cevaben kişinin gelişmeye uygun olarak yaşaması gerektiğini söylerken, dalgaların ve rüzgârın etkisinde çaresizce savrulan bir botta “Dümeni nereye kırmalıyız?” gibi mühim bir soruya “Bir yerlere savruluyoruz.” cevabını veriyor olduğumu hâlâ anlamamıştım.
Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.