Seyyid İbrahim Mevahibi, şeyhi Ebil Mevahib'e gidip tevbe aldığında, ona ahırda yatıp katırlara ve evin ihtiyaçlarına bakmasını emretti ve ona şöyle dedi:
"-Sakın bir ilim veya evrad okumak için sofilerin arasına ka-tılma."
O, bu şekilde senelerce bekledi ve şeyhin sözünü tuttu. Şeyhin vefatı yaklaştığında ileri gelen müritler teker teker gelip halifelik için izin istediler. Şeyh:
"-Bana İbrahim'i çağırın" dedi. Onu getirdiler. Şeyh onu bir seccadeye oturtup:
"-Kardeşlerine tarikatı anlat" dedi.
İbrahim Mevahibi, nazım ve nesir şeklinde öyle garib ve acayip şeyler beyan etti ki, oradakilerin aklı şaştı. Halifelik isteyenler hep vazgeçti. Şeyh İbrahim ise şeyhinin halifesi oldu.
Anlaşılan o ki; fütuhat bilgisi müritte değil, şeyhtedir. İflah olmak isteyen mürit şeyhine teslim olmalı, başka düşüncelerle oyalanmamalıdır.