"Eğer Türk milli eğitiminin amacı -sizin deyiminizle 'niyeti'- kişilerin eğitilmesi değil sindirilmesi, özgür düşünen, yaratıcı insanlar olması değil, sürünün bir parçası haline getirilmesi ise, gazete haberinde okuduğumuz eğitim ortamı o 'niyetle' tutarlıdır ve bu nedenle de evet, gerçek bir eğitim ortamıdır. Millî eğitimimiz bilgiye meraklı, araştıran ve keşfeden insanlar yetiştirmek istiyorsa, o zaman söylem ile eylem, yani dediği ile yaptığı birbirine uymuyor."
..kayırmacı ilişkilerin yarattığı toplumsal ortam, kentlileri inşaat ve istihraç ekonomisi konusunda pragmatik olmaya yöneltmiş ve esnek bir alana çekmiştir. Açık siyaset, söylem düzeyinde kimlik siyaseti üzerinden yapılırken, kapalı siyaset eylem düzeyinde kentsel rantın paylaşılması biçiminde sessizce benimsenmiştir. Belki de sizin "orta sınıfsızlaşma" diye adlandırdığınız olgu aslında beton siyasetine toplumsal tepkinin ve muhalefetin gösterilmemesidir. Bugün muhalefet ve tepki, şehirlerin betonlaşmasına karşı değil, yaygınlaşan "akrabamsı" ilişkilerin yeniden ürettiği eşitsiz ve erkek egemen yaşam biçimini, insan hakları, çevre hakları, kadın hakları gibi evrensel haklar bağlamında gündeme getirerek yapılmaya çalışılmaktadır.
Çocuklarımıza Yalan söyleme aldatma bu iyi değil bu kötü bu günah Tanrı bunu sevmez bunu cezalandırır gibi sözler sarf ediyorlar anne babalar Oysa kendileri yalan söylüyor aldatıyorlar. Birbirlerine de başkalarına da yalan söylüyorlar. Çocuklarına yalan söylüyorlar onlara kimseyi rahatsız etme kaba ya da kötü olma diyorlar Oysa kendileri de kaba kötü ve herkese hakaret ediyorlar bir şey söyleyip tersini yapıyorlar.