10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde kapağını kapatırsınız ama anlattıkları uzun süre sizinle kalır. Anlaşılmak Şifadır benim için tam da böyle bir kitaptı. Gülseren Budayıcıoğlu'nun danışan hikâyelerini anlattığı kitaplarını yıllardır severek okuyorum. O hikâyelerde insan ruhunun ne kadar derin, karmaşık ve bir o kadar da kırılgan olduğunu her defasında yeniden görmüştüm. Bu kez ise danışanlarının değil, Gülseren Hanım'ın dünyasına misafir oldum. Mert İnan'ın gerçekleştirdiği bu söyleşide; çocukluğundan gençlik yıllarına, meslek hayatından özel yaşamına kadar uzanan yaşam yolculuğunu okurken samimi bir sohbeti dinliyormuş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe yalnızca onun hayatına değil, insan ruhunun en görünmez köşelerine de bir yolculuk yaptım. Çocukluğun bıraktığı izlerden ilişkilerde taşıdığımız yaralara, aşkın karmaşık dünyasından değersizlik duygusuna, depresyondan mutluluğun peşindeki arayışımıza, kadına şiddetten dijital çağın yalnızlıklarına kadar hayatın içinden pek çok konuya değiniliyor. Üstelik bunu akademik bir dille değil; sanki karşılıklı kahve içiyormuşsunuz da size içtenlikle hayatı anlatıyormuş gibi bir sıcaklıkla yapıyor. En sevdiğim yanı ise okura bir şeyler öğretmeye çalışmamasıydı. Hayatı anlatıyor, insanı anlatıyor ve gerisini sizin kalbinize bırakıyor. Belki de bu yüzden okurken sık sık satırların altını çizdim. Çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor; insanın içine yerleşiyor, düşüncelerine karışıyor ve uzun süre orada kalıyor. Bazen kendime döndüm, bazen geçmişime. Bazen de çevremdeki insanları, onların kırgınlıklarını ve sessizliklerini daha iyi anlamaya çalıştım. Kitabı bitirdiğimde elimde yalnızca psikolojiye dair bilgiler değil, kendime dair küçük farkındalıklar da vardı. Ve bir kez daha anladım ki insanın en büyük ihtiyacı kusursuz olmak
Anlaşılmak ŞifadırGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202639 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2026 451. kitabı
Hayatın nasıl ilerlemesi gerektiğine dair bir kural yoktur. Beklenecek ideal bir dünya da yoktur. Dünya her zaman o an ne ise odur ve buna nasıl uyum sağlayacağına sen karar verirsin. Isaac Marion Kara İnekler adını, Hegel’in Tinin Görüngübilimi eserinde andığı meşhur bir Alman deyişinden alır. yazarın 1976 yılında kendisiyle yaptığı "hayali bir söyleşi" metnidir. Eser, teorik sertliği ile samimi özeleştiriyi harmanlayarak sosyalizm ve komünizm üzerine derin felsefi/politik tartışmalar sunar Louis Althusser , uzun yıllar entelektüel dayanağı olan Fransız Komünist Partisi ile olan sorunlu ve örselenmiş ilişkisini masaya yatırır. Proletarya diktatörlüğü, Sovyetler Birliği'nin (SSCB) durumu ve demokratik merkeziyetçilik gibi Marksist kavramlar üzerinden teorik tespitler yapar. Mücadele Ruhu Devrimci hareketin zayıfladığı bir dönemde, örgütlenme ve mücadele rotasını yeniden komünist idealler doğrultusunda çizer... Kara İnekler Louis Pierre Althusser, Fransız Marksist filozof. Yüksek öğrenimini École Normale Supérieure'de aldı, ilerleyen yıllarda bu kurumda profesör oldu. Fransız Komünist Partisi'nin önde gelen akademik sözcülerindendi ve argümanları sosyalist projenin ideolojik kuruluşuna dönük çeşitli karşıt iddialara birer yanıttı. Felsefeyi severler buyurun dili azıcık ağır olsa da ismi dikkatimi çekince okumak istedim
Siyaset politika felsefe düşünce
Kara İneklerLouis Althusser · Sel Yayıncılık · 20252 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·46 syf.··
2026 31. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:00
Sevgili Kitap Dostlarım, Bu ay sizlerle elimde büyük bir keyifle okuduğum, her sayısında farklı kapılar açan Kafka Okur’un 107. sayısı üzerine sohbet etmek istiyorum. Bazı dergiler vardır; okunup bir kenara bırakılır. Bazıları ise okunduktan sonra insanın zihninde yeni sorular, yeni okumalar ve yeni arayışlar bırakır. Kafka Okur da benim için ikinci grupta yer alan dergilerden biri. Şubat 2026 tarihli 107. sayı kapağında Nicholas Sparks’ ın ikonik eseri The Notebook ve sinema uyarlamasını kapak konusu etmiştir. Bu sayıda beni en çok etkileyen yönlerden biri, edebiyatı yalnızca kitap tanıtımlarıyla sınırlamayıp hayatın farklı alanlarıyla ilişkilendirmesiydi. Dergi boyunca ilerlerken bir yandan yeni yazarlar ve eserlerle tanışıyor, diğer yandan sanatın, tarihin, insan ilişkilerinin ve çağımızın meselelerinin edebiyatla nasıl iç içe geçtiğini görüyorsunuz. İşte Kafka Okur’un en güçlü taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor: Okuyucusuna yalnızca bilgi vermiyor, düşünme alanı açıyor. Özellikle yazar söyleşileri ve dosya konuları, bir kitabın ortaya çıkış serüvenini anlamak açısından oldukça kıymetliydi. Bir kitabı okurken çoğu zaman yalnızca metinle karşılaşırız; oysa yazarın dünyasını, yazma motivasyonunu ve eserinin arka planını öğrenmek metni daha derinlikli kavramamızı sağlıyor. Bu sayıdaki söyleşiler de tam olarak bunu başarıyor. Dergide dikkatimi çeken bir diğer nokta ise genç kalemlerle deneyimli yazarların aynı çatı altında buluşması oldu. Bu yaklaşım, edebiyatın yaşayan ve sürekli yenilenen bir alan olduğunu hatırlatıyor. Bir tarafta ustaların birikimi, diğer tarafta yeni seslerin heyecanı okuyucuya birlikte sunuluyor. Kafka Okur’un okuyucuya kattığı en önemli değerlerden biri de okuma ufkunu genişletmesidir. Çoğu zaman kendi ilgi alanlarımızın içinde
KafkaOkur - Sayı 107 (Şubat 2026)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 2026106 okunma
BİR ÖMÜR NASIL YAŞANİR?
6/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:05
"İlk olarak İlber Hoca'yı rahmetle anıyorum." Kitabı almadan önce zengin, fakir, okumuş veya okumamış her türlü insanı kapsayacak bir söyleşi olduğunu zannediyordum. Pek de düşündüğüm gibi değilmiş. Kitabın bir kısmı maddi sıkınti çekmeyen veya aileden zengin olan genç bir kesme yazılmış. Yoldan geçen herhangi bir gence sorsanız "Londra'da hiç tiyatro izledin mi?" Genç ne cevap vereceğini şaşırır. Millet kendi şehrindeki lokantaya bile girerken otuzkere düşünüyor paramı bu aya dengeleyebilirmiyim diye. Belki bu kitabı 90'larda okusaydım bir ihtimal hayal kurma umudum olurdu ama bu devirde aklından geçirmek bile güç. Bu konuda kitap bana boş geldi... Parası zaten çok olan bir gencin de bu kitabı okuyacağına pek inanasım gelmiyor. Kitabın beğendiğim yönlerine gelirsek... Her okuduğumda sanki karşımda İlber Hocayla ben söyleşi yapıyormuşum gibi geldi. Onun sesiyle bu kitabı okudum ve bu çok hoşuma gitti. Yaşadığı olayları ve bilmediğim değişik bilgiler okumakta çok hoşuma gitti. Hoca zaten tarihçi. Tarihciden de Tarih dinlenir... Hocanın yaşadığı hayatla benim yaşadığım hayat asla bir değil ve de olmucak. Kendimi şey gibi hissettim. Zengin bir arkadaşın varda sorununu onu anlatıyorsun ve oda seni takmayıp.Babamda bana pembe araba değilde beyaz araba almış diye ağlıyor. Tek sorumuz bu mu yani diyorsunuz bazı bölümlerde ,ama en sevdiğim bölüm 7. Bölümdü. Okurken çok zevk aldım. Bazı yazarlari ve kitaplarida araştırıp. Kitapları sepetime ekledim....
Duygu ve Düşünce
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Tarih okurları için anlaşılır seviyede ve akıcı ilerleyen bir kitap. Gereksiz ve sıkıcı ayrıntılar yok. Prof. Dr. Ahmet Taşağıl hocanın Türk tarihi ile ilgili bilgilerini soru cevap şeklinde aktarıyor. Bi söyleşi derlemesi denebilir. Gündem Ötesi proğramından hediye olarak kazandığım bir kitaptı:) Keyifliydi.. Özellikle sayfa 69 ve 89 arası, Oğuzlar’ kısmı en keyif aldığım kısmıdır. Dokuz Oğuzlardan başlayıp günümüz taç mahaline kadar eski Türklerin, yani atalarımızın dünyada bıraktığı sanat eseri niteliğindeki ayak izlerinden haberdar ediyor. Tarihseverlere tavsiyedir. Özünü, kendi tarihini, atalarını bilmeyenin 4 dil bilmesine çokda gerek yoktur..
Türklerin DünyasıAhmet Taşağıl · Kronik Kitap · 202551 okunma
“NE KADAR UZUN YAŞADIĞIN DEĞİL,NASIL YAŞADIĞIN ÖNEMLİDİR.
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Okuduğum en iyi anı-söyleşi kitabı…Türk sinemasının en önemli jönlerinden biri İzzet Günay. Filmlerini zevkle seyrettik…Kibar, nahif , bilgili, mesleğine ve sanata, seyircisine saygılı, sürekli araştıran, hayatı seven bir şahsiyet. Hayatla ilgili düşünceleri, tavsiyeleri çok değerli. Bu özellikleri kitaba; sorduğu sorularla, eklediği resimler ve filmografi ile yansıtan Sinan Tarifçi’ye de teşekkürler! Devamını da dileriz… Herkese öneririm…
Hayata Dair
Delikanlıİzzet Günay · Kronik Kitap · 202521 okunma