Onu çok seveceksiniz!
Puan vermedi·368 syf.··
2026 2. kitabı
Bir Erzurumlu olarak Kazım Karabekir'i doğduğumdan beri duyuyorum. Erzurum açısından etkisinin büyük olduğunu biliyordum ama hakkında okumayı hiç düşünmemiştim. Okuduğumda anladım; sadece Erzurum açısından değil Osmanlı devletinin son dönemi açısından ve ittihat terakki partisi açısından da çok büyük etkilerinin olduğunu. Okumaya fırsat bulduğum bu kitabı sayesinde ne kadar büyük bir ruha sahip olduğunu ve ne kadar yetenekli biri olduğunu öğrenmiş oldum. Bu kitabı okuyunca Kazım Karabekir'i kendi ağzından dinlemiş gibi olacağınız için çok etkileneceksiniz. Ayrıca Kazım Karabekir'i çok seveceksiniz. Osmanlının son döneminde yetişmiş ve yeni Türk devletini kuran kadrolarının ne kadar kendini yetiştirmiş insanlar olduğunu, ne rezil hallere maruz kaldıklarını fakat bu haller için nasıl çözümler ürettiklerini göreceksiniz. Kazım Karabekir için söylenebilecek o kadar övgü dolu söz var ki hangisini söylesem bilemiyorum. Kesinlikle okuyun ve muhteşem karakterli bir milli kahramanın hayatını ilk ağızdan öğrenin.
HayatımKazım Karabekir · Kronik Kitap · 2019956 okunma
Bir Kadın Nasıl Yok Edilir?
Puan vermedi·152 syf.·
2026 82. kitabı
“Bir kadın asılacak.” cümlesiyle başlayan bir kitabın zaten kolay bir şey anlatmadığı en başından belli oluyor. Ama roman ilerledikçe şunu daha net görüyorum: mesele sadece bir kadının başına gelenler değil, o kadının herkesin gözünde başka bir şeye dönüşmesi. Melek karakteri bende en çok iz bırakan kısım oldu. Çünkü Melek’e bakınca tek bir insan görmüyorsun aslında. Herkes onu başka bir şey olarak görüyor. Kimi için kötü, kimi için kullanabileceği bir beden, kimi için de kurtarılması gereken biri. Ama kimse onu gerçekten olduğu gibi, bir insan olarak görmüyor. Bence kitabın en rahatsız edici tarafı da bu. Hüsrev karakteri ise beni en çok öfkelendiren karakter oldu. Çünkü gücü elinde tuttuğu için her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Melek’i bir insan gibi değil, sahip olunacak bir şey gibi görüyor. Onun hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu sanıyor. En ağır tarafı da bunu normal görmesi. Okurken sürekli “bir insan bunu nasıl bu kadar rahat yapabilir?” sorusu aklımda kaldı. Melek’in yaşadığı durum da aslında sadece tek bir olay değil, bir düzenin sonucu gibi. Özellikle Hüsrev’in kurduğu bu yapı içinde Melek’in bir cinsel nesne gibi görülmesi ve erkekler tarafından sömürülmesi, onun ne kadar çaresiz bırakıldığını gösteriyor. Bu durum sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da onu yavaş yavaş yok ediyor. Kitapta en çok aklımda kalan cümlelerden biri şu oldu: “Hep susuyorlar. Suçluluğu kesin olanlar.” Bu bana sadece bireyleri değil, genel olarak bir sessizlik halini anlatıyor gibi geldi. Çünkü herkes bir şeyleri biliyor ama çoğu kişi bunu dile getirmiyor. Bu da aslında olanlara ortak olmak gibi. Bir de Melek’i anlatan çiçek benzetmeleri var. “Oysa, dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?” cümlesi özellikle çok ağır geliyor. Çünkü
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·485 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:32
Kitap, lösemi hastası ablasına donör olması için dünyaya getirilen Anna'nın kendi bedeni üzerindeki söz hakkını savunmak istemesiyle başlıyor. Yazar, olayları farklı karakterlerin gözünden anlatarak her birinin yaşadığı duygusal çatışmaları derinlemesine hissettiriyor. Bu sayede hiçbir karakter tamamen haklı ya da haksız görünmüyor; okuyucu sürekli farklı bakış açıları arasında kalıyor. Romanın en güçlü yanı, insanı zor sorularla baş başa bırakması. Bir çocuğun hayatını kurtarmak için diğer çocuğun ne kadar fedakârlık yapması beklenebilir? Anne-baba sevgisinin sınırları var mıdır? Bu sorular kitabın son sayfasına kadar etkisini sürdürüyor. Duygusal, sürükleyici ve düşündürücü bir roman olan Kız Kardeşim İçin, beni hem üzdü hem de uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye sundu. Özellikle aile ilişkilerini ve insan psikolojisini konu alan kitapları sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
Kız Kardeşim İçinJodi Picoult · April Yayıncılık · 20191,870 okunma
Hz. Yusuf sarayda
Puan vermedi·336 syf.··
2026 1. kitabı
Oyun, eğlence, ihtiras, tüketim arzusu ve menfaatin itibar vesilesi olduğu bu dönemde, insanların değerinin bindiği arabayla, oturduğu evle, giydiği ayakkabı ve gömlek markasıyla ölçüldüğü modern çağda yüksek duygularımızı, istikametimizi muhafaza etmek kadar büyük bir keramet söz konusu değil. "En büyük keramet istikametir"
Alıntı
Mısır'a Sultanı Kuyudan GelirYasin Pişgin · Timaş Yayınları · 20251,495 okunma
Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir.
9/10
·112 syf.··
2026 84. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:34
Kitapçıda denk gelip gotik edebiyatın ilk eserlerinden biri olması ilgimi çektiği için aldığım bir eser idi. Nerdeyse bir günde bitti, kendimi yeniden faustvari bir hikayede buldum ama daha karanlık bir bakış açısıyla. Abbasi halifesi Vathek'in elindeki güçten ve yasak olana duyduğu meraktan gözünün kör olup da cehennemi arzulaması... Halife olmasından ötürü etraftakilerin bu güce soz gecirememeleri ve saçma dahi olsa isteklerinin yapılması... Savurganligi, din adi altında dinden uzaklığı ... Yani tıpkı faust gibi ahlak-akıl arasi bir sarkaçtaydım okurken ve bir doğu masalı okumak keyifliydi. Bugünkü ben olarak yazarın -vermek istediği mesaj icin kullandığı durumlar da olsa- ; kuranda olmayan ayetler uydurması, Hz. Muhammed'i tıpkı hristiyanlıktaki Hz. Isa'ya yüklenen tanım gibi tanrıya yakin tutup ondan yardım istenen kısımlar eklemesi vs hoşuma gitmedi. Dini hassasiyet gözeten biri için sinir bozucu olabilir bu bağlamda ama genel hikaye akışını sevdim de yani . Bir faust olmasa da benim icin bu kitap da inceleme yazmaya değer idi. "Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir."
VathekWilliam Beckford · İthaki Yayınları · 2022833 okunma
9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Selam. Normalde kitap yorumlarımı bu üslupla hazırlamam. Ama Petrikor bende öyle bir iz bıraktı ki, bu kez okurken zihnimden geçenleri sanki bir dış ses anlatıyormuş gibi yazmak istedim. #kitapyorumu Okur, kitabı en güvenli alanında; evinde, sakinliği bulduğu ilk fırsatta, köpüklü orta şekerli kahvesi eşliğinde okumaya başladı. İlk işi kitabın adı olan Petrikor’un anlamına bakmak oldu. Sonra kendisinin de bir pluviyofil olduğunu öğrendi ve sayfaların arasına daldı. Metaforlar, iç monologlar ve adamla kadını sembolize eden gezegen paradoksu arasında kayboldu. Sanki her cümlenin altında başka bir cümle, her paragrafın içinde keşfedilmeyi bekleyen yeni bir anlam saklıydı. Neden yazar mahlas kullanmıştı? Okurun kafasında sayısız teori oluştu. Ayrıca kitaptaki adam ve kadın karakterlerin bu obsesif tavırları gerçekten nevrotik bir zihin yapısından mı kaynaklanıyordu, yoksa bunun altında bambaşka bir sebep mi vardı? Okurun zihni sürekli Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ne gidiyordu. Oradaki, sevdiği kadının dokunduğu her nesneye anlam yükleyen, aşkı giderek bir takıntıya dönüştüren karakteri hatırladı. Bu kitaptaki adamda da aynı durum mu söz konusuydu? Bu yüzden kitabı sık sık elinden bıraktı. Düşündü, analiz etti, hissettiklerini kendi içinde tarttı. Kitap okuru yoruyordu ama okur Başak burcuydu; detayları, ince ipuçlarını ve satır aralarına gizlenen anlamları seviyordu. Okur, okuduklarının yaşanmış hislerin izlerini taşıdığını daha ilk sayfadan itibaren sezmişti. Bu yüzden zihni hiç susmadı. Sayfalar ilerledikçe gerçekler tüm çıplaklığıyla karşısına çıktığında, kitaba bambaşka bir yerden bakmaya başladı; daha çok hissederek, daha çok empati kurarak, daha çok insan olmanın kırılganlığını düşünerek… Finali ise taş basamakların üzerinde, şehre kuşbakışı bakan masmavi
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202670 okunma