Nermin Yıldırım’dan okuduğum ilk kitap olan Dokunmadan beni derinden sarsan bir deneyim oldu. Sayfaları çevirirken sık sık kendimden bir parça buldum, altını çizdiğim her cümlede "İşte ben de tam olarak böyle düşünüyorum!" dedim. Hikaye boyunca Adalet’e kocaman sarılma isteğiyle doldum. :(
Zaman zaman karşımıza çıkan toplumsal eleştiriler hikayeye o kadar güzel yedirilmişti ki, mesaj kaygısı gütmeden, son derece net ve vurucu bir şekilde bana ulaştı. Nermin Yıldırım’ın diline ve üslubuna kelimenin tam anlamıyla bayıldım.
(SPOILER İÇERİR): Sadi Saber’in bir hayal olmadığını umduğu ve bunu öğrendiği o sahne bence kitabın en duygusal, en can alıcı yeriydi. Mutlu sonla bitecek pembe bir aşk romanı okumadığımın başından beri farkındaydım, bu yüzden final beni şaşırtmadı ama çokça üzdü. Yine de ne yalan söyliyim, Adalet’in daha güzel, içinin tamamen rahat olduğu bir sonu yaşamasını çok isterdim.