Son yıllarda psikoloji kitaplarına merak sardığımı söyleyebilirim. Başta Doğan Cüceloğlu’nunkiler olmak üzere pek çok kitap okudum, psikolojiye ilgi duyduğumu fark ettim. Bu süreçte en çok gördüğüm kitaplardan birisi Engin Geçtan'ın İnsan Olmak adlı eseriydi. Kitapseverlerde çokça görüyordum. Nihayetinde klinik psikolog bir dostum, “kesinlikle onu okumam gerektiğini” söyledi. Böylece İnsan Olmak’a başladım.
Engin Geçtan bana popüler ve genç bir isimmiş gibi geliyordu. Oysa ki kendisi Türkiye'nin en eski psikiyatrlarından birisiymiş. Uzun yıllar yaşamış, çok iyi bir eğitim almış.
İnsan Olmak’ı yazmasının temel sebebini, sunuşta da belirttiği gibi, halka psikoloji anlatmak ve biz ortalama okurlara ulaşmak olarak belirlemiş.
Kitabı çok beğendiğimi söylemeliyim. Bence Türkiye'deki bütün psikoloji kitaplarının öncüsü olabilir. Kaldı ki, 1983 yılında yazılmış. Kitabın sindirilerek okunması gerektiği kanaatini taşıyorum.
İçerisinde önsöz ve epilog hariç on iki farklı bölüm var. Birey ve Toplum, Ana, Baba ve Çocuk, İnsanlardan Korkmak, Öfke ve Düşmanlık, Değersizlik Duygusu, Kaygı, Sorumluluktan Kaçış, Yalnızlık, Ortakyaşam İlişkisi, Nevrotik Kısır Döngü, Yaşam ve Ölüm ile Kendini Yaşamak başlıklarını taşıyan bu bölümlerin her birinin ayrı bir kitap olması gerektiği kanaatindeyim. Engin Hoca da bu bölümleri genel hatlarıyla anlatmış.
Altını çizdiğim pek çok cümle oldu. Yeni şeyler öğrendim. Bazı bildiklerimi pekiştirdim. Kitabı okurken öncelikle kendimi, sonrasında çevremdeki bazı insanları keşfetmeye çalıştım. Hoca’nın belirttiği gibi kitap akademik üsluptan bağımsız olarak ortalama insanlar için yazılmış. Konu başlıkları üzerinden de görebileceğiniz gibi, insan denen bilmecenin pek çok kapısını açtığını söyleyebilirim.
Ta 1983 yılında yazılmış olmasına rağmen halen
Jung'a göre insan zihni, insanın evrimi tarafından biçimlendirilmiştir. Dolayısıyla bireyin geçmişi ile bağlantısı yalnızca çocukluğunu değil, kendi türünün geçmişini, hatta tüm insanlık evrimini içerir. İnsanın kişisel bilinçdışının içeriği, daha önce bilinçte var olmuş yaşantılardan oluşur. Kolektif bilinçdışının içeriği ise insanın yaşamı süresince hiçbir zaman bilinçte yaşanmamıştır. Kolektif bilinçdışı bir grup gizli imajdan oluşur ve bunlar insana atalarından aktarılır. Yalnız insanlık tarihinin değil, insan öncesi evrimin de ürünüdürler. Bu kolektif imajlar, insanın vaktiyle atalarının geliştirmiş olduğu tepkilere benzer tepki eğilimlerine sahip olmasına neden olur.
Bugün insanların birbirinin karşıtı iki ayrı eğilimi doğuştan getirdiğine inanıyorum. Bir yanda dostluğu, sevgiyi ve yardımlaşmayı içeren bir eğilim, diğer yanda bencilliğe ve bozup yıkmaya yatkın bir eğilim. Her insanda bu eğilimlerin ikisi de var; ama hangi eğilimin egemen olacağını bireyin doğduğu andan bu yana geçiregeldiği yaşantılar belirliyor. Bir başka deyişle, doğuşta gizil olarak var olan bu eğilimler çevreden gelen uyaranlarla pekiştirilir.