Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
Kısa sürede, o büyük savaşlarda, seferberlikte Osmanlı ordularına katılmışlar. Babamın iki amcasının nerede şehit olduğunu bilen yok. Anne dedem hakeza, hangi cephede şehit olduğu belli değil. Bunlar gibi onlarca köyden yüzlerce, binlerce kişi seferberlikte savaşa gitmiş. Milli Mücadele’de Rumeli, Çerkez ve Kafkas kökenlilerin katkıları ortadadır. Bugün, Allah korusun bir savaşa girsek, bu mültecilerden hangisi bizim ordumuzda yer alır? Hangisi kendini Türk gibi hissediyor? Bizimkiler gelmiş, fakir ve yokluk içinde bir ülkede, o ülkenin kaderine ortak olmuş. Geldiğimiz yere uyum sağlayıp Türkleşmişiz. Bizler Türk milliyetçisi olmuşuz. Kafkasya ve Balkanlardan gelenlerin artık gidecek bir yurtları da yok. O yüzden burayı vatanları kabul ediyorlar.
Canola Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ankara'daki askerliğim sırasında, arkadaşlar zaman zaman boş vakitlerinde, Anıtkabir’e giderlerdi. Anıtkabir yakındı bize ama ben hiç gitmedim. Çünkü aileden, çevreden o dönem aldığımız kültürün etkisiyle Atatürk hakkında oluşmuş ön yargı sahibiydim. Kimileri Atatürk’e “tek gözlü Deccal” bile derdi. Bu olumsuz propaganda Anadolu’da maalesef yaygındı. Anladığım kadarıyla bu hal dindar-muhafazakâr bir kısım ailelerden de kaynaklanıyordu. Bunun temel sebebi ise işgal döneminde İngilizlerle iş birliği yapan Şeyhülislam, medrese talebeleri, ümmetçi, yeniden hilafet yönetimi özleminde olanlar ve Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarının yaptıkları aleyhte propagandaydı. Bunlar mütedeyyin Anadolu insanlarında silinmeyecek etkiler yaratmış olmalı ki bu denli karşıtlık ortaya çıkmıştı. Bugün seksen yaşımın üstündeyim. Cumhuriyeti ve Atatürk’ü daha iyi anladığımı fark ediyorum. Laikliğin dinsizlik olduğunu, Atatürk’ün İngiliz ajanı olduğunu söylediler. Şapka takmanın gâvurluk olduğu propagandası yapıldı. Hâlbuki fes de Türk işi değildi. Ben de o yıllarda, genç, dindar bir Türk çocuğu olarak bu propagandalara kandım ve Anıtkabir’e adımımı bile atmadım. Daha sonraları uyandım. Üstelik çok erken bir zamanda. Almanya’ya gittikten sonra Atatürk ile ilgili okuduğum kitaplar ve yaptığım araştırmalar sonrasında Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı nasıl verdiğini, nasıl bir mücadele sergilediğini ve Atatürk’ün sayesinde bugün Müslüman olarak kalabildiğimizi idrak ettim. Atatürk ve silah arkadaşlarına o günlerden itibaren her namazımda dua etmişimdir.
Canola Yayınları
8/10
·508 syf.·
2025 78. kitabı
Abdullah Döner’in hayatı bir bireyin hikâyesinden çok, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi evriminin de yansımasıdır. Kökleri Dağıstan’a uzanan ve iki kez göç ederek Sivas’a yerleşen ailesi, Osmanlı Devleti döneminde başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti ile devam eden muhacirlik sürecinin simgesel bir örneğidir. Her göç, yeni bir kimlik ve aidiyet arayışıyla şekillenir. Abdullah Döner’in ailesi de, tarihsel zorluklarla başa çıkarak, Türkiye’de yeni bir hayat kurmuş ve Türkiye’yi vatan edinmiştir. Abdullah Döner’in hayatı, 1941 yılında Sivas’ta başlayan, Almanya’da şekillenen ve Türkiye’de sanayicilik ve siyasetin içinde geçen bir yolculuktur. Bu otobiyografi, sadece kişisel bir hikâye değil, aynı zamanda Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve politik dönüşümünü de anlamamıza yardımcı olan önemli bir kaynaktır. Kitapta yer alan anekdotlar, özel zaman dilimleri, karşılaşılan zorluklar ve yer alınan tarihi mücadeleler, her bir okuyucuya derin bir düşünsel kritik yapma imkânı sunacaktır. Abdullah Döner’in, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu’nun bir köyünden başlayıp, Almanya’da gurbetçi, Türkiye’de sanayici, politikacı olarak şekillenen hayatı, hem bireysel bir başarı öyküsü hem de halkın, milletin ortak mücadelesinin ve dönüşümünün de bir parçasıdır. Abdullah Döner pek çok tarihi olayın bizzat içinde ya da şahitliğinde bulundu. Kitabında bu olayların çoğunu okuyacaksınız. Amerikan 6. Filo’sunun protesto edildiği gün oradaydı; 1967’de ölümlerin olduğu Kayserispor-Sivasspor maçının; 12 Eylül Darbesi’nin; Sivas’taki önce Ali Baba Mahallesi olayları ve ardından 93 yılındaki Sivas olaylarının şahitlerinden birisiydi. Muhsin Yazıcıoğlu, Alparslan Türkeş gibi siyasetçilerle birlikte yol yürüdü. Ayrıca onun hayatında Enver Altaylı, Temel Karamollaoğlu, Devlet Bahçeli, İlhan Kesici, Ahmet
Memleket İsterimAbdullah Döner · Canola Yayınları · 20251 okunma