Kur'an'ın kölelik ve cariyelik meselesi ile ilgili beyanları nüzul dönemindeki sosyolojiye dairdir; dolayısıyla bu mesele ne dindir, ne de dini niteliklidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Taberi'nin naklettiği bir rivayete göre, miras payları ile ilgili hükmü düzenleyen ayetler nazil olduktan sonra bazı erkek sahabeler, kadınlar ve kızlara mirastan pay verilmesinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirmişlerdir.
Zülfü Livaneli'nin Bekle Beni adlı romanı, ismini tahmin ettiğim şiirden alıyor. Konstantin Simonov'un Türkçeye “Bekle Beni” olarak çevrilen ve hakikaten çok başarılı bir çevirisi olan bu meşhur şiiri, II. Dünya Savaşı yıllarında sevdiklerinden, eşlerinden ayrı düşen Sovyet askerlerini anlatan bir şiirdir. Hatta ben de İzzet Bey Apartmanı romanımda bu şiire atıfta bulunmuştum.
Karlar tozarken bekle,
Ortalık ağarırken bekle,
Kimseler beklemezken bekle beni…
Mısralarını kullanmıştım.
Bekle Beni, Zülfü Livaneli okurlarının aslında çok aşina oldukları bir hikayeye sahip. Çünkü Livaneli kendi hayatından bahsettiği nehir söyleşi kitabında yahut yazılardan oluşan kitaplarında 1971 askeri muhtırası sonrasında gözaltına alınışı ve ardından iltica ederek İsveç'e gidişini ayrıntılarıyla anlatıyordu. Burada roman kahramanı Selim'in de başına benzer şeyler gelecek. Hatta o kadar benzerlikler var ki, işkenceye götürüldüğünde hastalanması da Livaneli'nin anlattığı anılardan birisiydi.
Romana dönersek; bir Serenad seviyesinde olmadığı kesin. Bekle Beni, özünde insani duyguları barındıran bir roman. Birbirlerini severek evlenen genç bir çift var başta. “Sadece yaşamak istiyoruz.” derken elbette onurlu bir yaşamı ve başkalarının da haklarının savunulması gerektiğini düşünüyorlardı. Özellikle Selim. Çünkü, bir albay kızı olan Leyla’nın neredeyse politik bir düşüncesi yok. Ancak Türkiye'de özellikle sol ve sosyalist kesimin üzerinden bir silindir gibi geçen 12 Mart 1971 muhtırası bizim çiftimizin hayatını da etkiliyor. Selim, bir gün gözaltına alınıyor ve mahkemesi bile olmadan çok uzun süre cezaevinde tutuluyor. Bu doğrultuda bir cezaevi romanı olarak da okunabilir.
Livaneli, giriş bölümünde ailenin 12 Mart öncesindeki durumunu; temiz, güzel ve büyük aşklarını anlatıyor. İkinci
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma