Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
Türkiye'de buhran bitmez. Biri biterken biri başlar. Eğer yazmak için hayalî bir devri bekliyorsan... O başka.
Sayfa 35 - YKY
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sunuştan...
Ömer Seyfettin, günlük tutmayı seven ama başlayıp bir kenara atan sonra tekrar yazma hevesine kapılıp yeniden yazmaya koyulan bir insan. Onun, kendi ifadesine göre başlayıp da sonunu getiremediği birkaç günlüğü daha varmış. Elimizde, bilinen ve metinlerine ulaşılmış iki günlüğü var Ömer Seyfettin’in. İlki Balkan Savaşı sırasında ve esaret altında bir deftere yazdığı Balkan Savaşı Günlüğü. İkincisi ise bu küçük ve biraz da belgesel kitabın ilk bölümü olan Defter... Ömer Seyfettin’in tuttuğu son günlük bu... Bu günlük, kırmızı kalemle yazar tarafından numaralandırılmış 200 sayfalık, 20,5x15,5 cm boyutunda bir çizgili okul defterinin 38 sayfasına yazılmış.
Sayfa 12 - YKY
Âlî’nin, Anadolu’daki Kızılbaşların defter edilip 7 yaşından 70 yaşına kadar kırk bin kişinin öldürüldüğü yolundaki ifade￾leri İdris-i Bitlisî'den aldığı açıktır. O da yine aynı kaynağı kullanan diğer Osmanlı tarihçileri gibi bu büyük iddiayı hiçbir man￾tık süzgecinden geçirmeden nakleder. Oysa bu bilgilerin sadece bir söylenceden ibaret olduğu, tımar ve vergi defterleri incelendiğinde bu iddiayı doğrulayacak verilere rastlanmadığını söyle￾mek durumundayız.
Sayfa 49 - Yeditepe Yayınevi
Bu iki durum aslında bir kimlik altında iki tanımlamanın da doğmasına yol açmıştır. Konargöçer hayatı devam ettiren, savaşçı, akıncı, dinamik unsurlara Türkmen; yerleşik, ziraatçi, devleti ve otoriteyi temsil eden sakin gruplara ise Türk denilmeye başlanmıştır. Bu ayrımın yüzyıllar boyu devam ettiğini, XVII. yüzyılda Anadolu’da Türkmen adının konargöçerliği, Türk kavramının ise yerleşikliği ve otoriteyi tanımlamak için kullanıldığına şahit olmaktayız. İlginçtir ki Türk adı, Göktürkler devrindeki ilk anlamına doğru bir dönüş kazanmıştır ve bu husus Oğuzlar kanalı ile olmuştur.
Sayfa 30 - Yeditepe Yayınevi
Azerbaycan’ın kadim halkı anlamına gelen Azerî tabiri ise XX. yüzyılın başlarında yerleşik Türklere verilmek üzere siyasî maksatlarla üretilmiş ve kullanılır olmuştu. Buna göre güya İran sahasında kendilerine Azeri denilen kitle Türklerin İran’a hâkim olmasından sonra Türkleşmişti. Hiçbir bilimsel veriye dayanmayan bu yakıştırmanın bölgede yaşayan Türkler tarafından reddedilse de galat-ı meşhur olarak isim hâline gelmesi de ayrıca üzerinde düşünmeye değer bir konudur.
Sayfa 17 - Yeditepe Yayınevi