Türkiye olarak bu turnuvaya da ev sahipliği yapmak istedik ama UEFA bir oylama yaptırarak organizasyonu Almanya’ya verdi. Peki bu, bizim ev sahibi olmamızı engelledi mi?
Tabii ki hayır! Almanya ve Avrupa’daki gurbetçilerimiz sayesinde en fazla seyirci desteğine sahip takım biz olduk.
... masasına döndü yine; Bakan'ın içini üşüten soğuk bir ifadeyle:
"Ne biçim bir okul müdürüymüş bu, teröristleri evine toplamış?" diye sordu.
Bakan derhal:
"Çok doğru efendim." diye cevapladı az önce övdüğü insan bambaşka biriymiş gibi.
Yine bu nedenledir ki 1937-1938 yıllarının felaket fırtınası Ali Asker Hoca'nın okulundan topu topu iki kişiyi alıp götürebilmişti: yüzyılın başında Sorbonne'dan pekiyi dere eyle mezun olduktan sonra bir süre aynı üniversitede hocalık yapmış, kendi halkına hizmet etmek amacıyla Bakü'ye dönerek uzunca bir süre Azerbaycan basınında çalışmış, Azericenin yeni gramerini yazmış, Molier, Hugo ve Stendhal'in eserlerini Azericeye çevirmiş, devrim sonrasında ise orta dereceli okullarda Fransızca öğretmenliği yapmış bulunan İvaz Bey Muganlinski'yi (o da partili değildi bu arada) ve Moskova Akademisi mezunu, genç edebiyat öğretmeni, parti üyesi Ferit Şirinli'yi. Ali Asker Hoca'nın okulundan “halk düşmanı” damgası yiyerek hapsedilmiş olan bu iki kişi vardı sadece (ikisinin de kurşuna dizildiği söyleniyordu, ama resmî bir bilgi yoktu bu konuda); oysa Bakü'de öğretmen kadrosunun yüzde ellisini, yüzde altmışını, hatta yüzde yetmişini kaybetmiş olan okullar da yok değildi ve böyle okulların müdürleri ve parti kolu başkanları, eğitimle ilgili toplantılarda kürsüye çıkınca “ifşa ettikleri halk düşmanlarının” sayısına ilişkin rakamları gururla telaffuz ediyorlardı; ne var ki bir süre sonra aynı okul müdürlerinin veya parti kolu başkanlarının da “halk düşmanı” damgasıyla hapse tıkıldığı haberi geliyordu bazen, deminki rakamlar göreve yeni gelen müdür ve başkanların dilinden düşmüyordu bu kez de...
Ne var ki... geçtiğimiz sene Fazıl Ziya "halk düşmanı” olarak tutuklandı; daha on dokuzuncu yüzyılda Türkiye'de eğitim almış olduğu için Türk ajanı ve katı bir pantürkist ilan edildi, Azerbaycan'da faşizm ideolojisini yaymakla suçlandı ve kurşuna dizildi.