Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
Stalin celladın tekiydi kuşkusuz.
Sayfa 108 - Ötüken Neşriyat
Reklam
Abdul Gaffarzade bütün bu işlerin bizzat içinde olan, deneyim sahibi bir adamdı, yine bu nedenle Sovyetler Birliği'nde işçiden parti yetkilisine, yöneticiden şaire ve bilim adamına değin devletten maaş alan, bütçeden geçinen insanların en az yüzde altmışının kapitalist bir ülkede açlıktan ölmesi gerektiğinden emindi; zira bu insanlar hiçbir şey yapmıyor, ama karşılığında maaş alıyorlardı, yaptıklarını da sırf kendi cepleri için yapıyorlardı zaten: mesela troleybüs sürücüsü bilet paralarını kendi cebine indiriyordu, bu paradan bir kısmını kendi amirine veriyordu haliyle, o da kendi üstüne veriyordu, onun üstü de bir üstüne; bu suretle bilet parasından yüzde birlik bir pay olsun en tepeye kadar ulaşıyordu işte; şimdi o yüzde birlik payı milyonla, milyarla, hatta trilyonla çarp bakalım...
Sayfa 108 - Ötüken Neşriyat
Talebe Murat Yıldırım'ın kendinden nefret ettiği anlar da oluyordu gerçi; insanlara bunca kin duymasının nedenini kendi işe yaramazlığında ve hiçliğinde görüyor, başkalarını da o hiçliğe çekip götürmek istemesinde buluyordu. Hak etmediği kadar çok şeyler umduğunu ve bütün ıstıraplarının işte bu beklentilerden doğduğunu düşünüyordu
Sayfa 75 - Ötüken Neşriyat
Kâzım Karabekir Millî Mücadele'nin en başından itibaren içinde olmuş, üst komuta kademesinde yer almış isimlerden birisidir. İstiklal Savaşı'nda "Doğu Cephesi” dendiğinde akla onun adı gelir. Samsun'a ayak basmasıyla başlayan zorlu süreçte Mustafa Kemal Paşa'nın en önemli dayanaklarından biri olmuştur. İsmet Paşa'yı ele aldığımız bölümde* Kâzım Karabekir için kullandığımız ifadeyi yeniden hatırlayalım: "Mustafa Kemal'in Milli Mücadele'deki iki büyük şansı Kazım Karabekir Paşa ve İsmet Paşa olmuştur." Birisi topçu, diğeri piyade sınıfından gelmiştir ve her ikisi de devrelerinin birincisi olan bu iki parlak kurmay subay gerçekten de Mustafa Kemal Paşa'nın âdeta sağ ve sol kolları olmuşlardır: Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir ve Batı Cephesi Komutanı İsmet paşalar.
Sayfa 15 - Kronik Kitap
Kazım Karabekir Paşa
Ali Fuat Cebesoy'un aracılık ederek iki eski dostu barıştırma girişimleri de sonuçsuz kalmıştır. Son olarak Kâzım Karabekir 1936'da toplanan 3. Dil Kurultay'ına davet edilmiş, ancak beklenen görüşme burada da gerçekleşememiştir. Kâzım Karabekir Paşa'nın küçük kızı Timsal Karabekir'in aktardığına göre, ömrünün son günlerinde Mustafa Kemal Atatürk eski arkadaşıyla görüşmek istemiş ancak çevresindekiler bu isteğini Kâzım Karabekir'e iletmemişlerdir. Atatürk'ün vefatından sonra bunu öğrenen Kâzım Karabekir derin üzüntü duymuş ve büyük kızının "Bilsen gider miydin baba?" sorusuna "Elbette giderdim kızım. Kemal Paşa'dır. Çağırmışsa gidilir.” yanıtını vermiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının ardından Cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü'nün eski Millî Mücadele kahramanı komutanları yeniden Meclis'e çekme çabasının bir sonucu olarak, Kâzım Karabekir de Aralık 1938'de yapılan ara seçimlerde İstanbul milletvekili olarak TBMM'ne döner. Bu süreçte CHP Grubu'nda TAN Gazetesi'ne verdiği bir beyanatla ilgili olarak sorulan sorulara cevaben yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler, Kâzım Karabekir'in Mustafa Kemal Atatürk'e dair samimi görüşlerini yansıtması açısından önemlidir: "CHP Grubu'nda bulunan milletvekillerinin hepsi samimi değildir. Bir kısmının hırsızlığı ve milli hizmetlerde eksikliği vardır. Bu yüzden geçmişte Atatürk'le aramı bozmuşlardı. Şimdi de İnönü ile aramı bozmaya çalışıyorlar. Atatürk'e herkesten çok ve azami derecede saygı ve sevgi hisleriyle bağlıyım. O'na dil uzatmayı aklımdan bile geçirmedim. Yalnız bazı hakikatleri ifade etmek arzusu ile beyanda bulundum." TBMM'de 5., 6. ve 7. dönem CHP İstanbul Milletvekili olarak bulunan Kâzım Karabekir ayrıca 1946 - 1948 yılları arasında da meclis başkanlığı görevini yürütmüştür. Doğu Fatihi, Yetimler Babası Kâzım
Sayfa 34 - Kronik Kitap
Reklam