Stefan Zweig'in diğer eserlerine nazaran daha fazla beğendiğim bir kitap oldu hatta favorim oldu diyebilirim. Peki bu kitap içerik olarak nasıl, ne anlatıyor? Kitap üç menkıbeden oluşuyor. İlk öykü, kitaba da ismini veren Rahel Tanrı İle Hesaplaşıyor iken diğer iki öykü de Üçüncü Güvercin ve Ölümsüz Kardeşin Gözleri'dir. İlk öyküde kendi tanrılarını kızdıran Yahudi halkına karşın Hz.Yakup'un eşi Rahel'in Tanrı ile konuşmasını anlatıyor. Merhamet, barış ana temalardan. En çok beğendiğim öykü buydu. İkinci öyküde; Nuh tufanından esinlenilmiş. Diğerlerine nazaran daha az sevdiğim bir öykü oldu bu. Son öykü olan Ölümsüz Kardeşin Gözleri ise kitaptaki en uzun öykü. Öykünün esin kaynağı Stefan Zweig'in oldukça ilgi duyduğu Hint efsaneleri... Bu öyküde Zweig, dönemin güçlü savaşçılarından olan Virata'nın adalet kavramını arayışını, insanların hayatını, kendi iç dünyasını derinden yansıtıyor bizlere. Can alıcı, oldukça etkileyici bir öyküydü bu da. Tevrat ve Hint Efsanelerinden esinlenilmiş olan bu menkıbeler oldukça başarılı ve güzeldi. Stefan Zweig'in okuduğum kitaplarına karşın alışılmışın dışındaydı ve bunu da sevdim. Ayrıca kitabın önsözüne de değinmeden edemeyeceğim. Gülperi Sert'in pek güzel yorumu ve açıklaması ile bilgi elde edilen, açıklayıcı önsözlerden olmuş bu kısmı da çok beğendim. Şiddetle tavsiye ediyorum bir çırpıda severek okunacak eserlerden.
YouTube kitap kanalımda felsefeye kolayca başlangıç yapabileceğiniz kitap önerileri verdim :
ytbe.one/o9vjINiv3z8
Bu kitabı okumaya başlamadan önce herhangi bir felsefe kitabının bu kadar kötü olabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi...
Kitaptaki absürt yanlardan ilki, felsefeye yeni giriş yapan bir insanın henüz 2. bölümde Kant'ın ahlak felsefesinin detaylarıyla karşılaşıyor olması. "Felsefeye giriş" temalı bir kitap için bence bu o kadar büyük bir hata ki, o kısımları okurken kendimi Super Mario'daki son bölüm canavarının alev toplarından daha ilk bölümlerde kaçmaya çalışıyormuş gibi hissettim.
Hadi onu geçtim, kitabı okurken yazarın inanılmaz taraflılığı o kadar sıkıyor ki kendimi sürekli kapak fotoğrafı atomlu moleküllü görseller içeren Facebook'taki Karikateist sayfasının 2009 yılındaki admin'iyle konuşuyormuş gibi düşündüm. Aklınızda canlanması için diyorum... Ekonominin kötü olduğunu söyleyen gençlere, "Telefonunu çıkar" diyen Ümraniyeli dayıların taraflılığı gibi bir taraflılığı var bu yazarın. Gerisini siz düşünün.
Yazarın bu kitabı kurgularken Tanrı hakkında söylediği düşünceleri, Pokemon’daki Diglett karakterinin mekaniğine çok benziyor. Mesela siyaset, sanat, bilim, zihin kısımlarını okuyorsunuz, sonra bir bakıyorsunuz yazar Diglett gibi her bölümde kafasını çıkarıyor ve size Tanrı'nın var olmadığını söyleyip duruyor... Bu bölümleri okurken bir yerlerden Ash'in çıkagelip bu kitabın yazarını Poke topuyla birlikte alıp götürmesini istedim.
Üstelik yazarın Tanrı'nın olmadığı hakkındaki argümanları o kadar ilkokul düzeyinde ki, bütün herkesin artık gerçekliğini bildiği Big Bang'in, evrenin bir başlangıcı olduğunu söyleyen kutsal kitaplarla çelişmediğini bilmiyor. Hatta 40. sayfada bu varoluş zincirinin neden geçmişe doğru sonsuz bir şekilde