Kitap içerisinde 12 adet hikaye var. Kitabın editinin tam olarak yapılmadığını düşünüyorum özellikle anlatım açısından bir hikaye içerisinde çok fazla değişken var. Bakış açısı sürekli olarak değişiyor. Karakterleri dışarıdan görürken bir anda karakterin kendisinin görüş açısına geçiyoruz. Bazı hikayelerde özellikle misogony olduğu dikkatimi çekti bu yüzden o hikayeler için puanımı oldukça kırdım. Kadın erkek ayrımı çok net yapılmış ilk hikayede özellikle. Beni rahatsız etti. Anlatım yetişkinlere yönelik olmakla birlikte middle grade e kayıyor bazen. Cümleler kısa ve basit iken birbirine bağlanıp daha iyi hale getirilebilir. Belki editten hiç geçmemiş. Haydi geçmedi diyelim yazar kendisi yazdığını tekrar okusa düzeltirdi. Ben bir okur olarak bunu görebiliyorum. Bir yazarın da önce okur olması lazım. okuduğum yere kadar eleştirim ve puanım aşağıda var Işıkları Kapatma Anne! 2/5 misogony, anlatım bozuklukları, cümle kurulumundaki değişiklikler ile puan kırdım. Hikaye eğlenceli ve supernatural horror olmasa da suspense olmuş. Sona doğru biraz ilgi çekici oldu. Basçı Nusret'le Genco'nun Enteresan Öyküsü 1/5 konu çok dağınık, hikaye odak noktası sürekli kayıyor. Ana karakter çok antipatik. Bu hikayede anlatım boz. yok. Ancak "engaging" denen olay da yok. Şşşt! 3/5 konu nereye bağlandı öyle? Malesef ani ve hızlı gelen son başlarda uzatılmış alakasız olayların aktarılması. Mesela karakter bir kedinin öldürülmesinden intikam alıyor ama olay bir yere bağlanmıyor komple bambaşka bir hikeyeye geçiyor içinde. Anlatım bozukluğu ve aynı paragraf içinde bir geçmiş bir şimdinin anlatılması, zaman geçişleri ve bakış açısına karar verilememesi beni bezdirdi. Bu hikayeden sonra daha fazla vakit ayıramayacağımı düşündüm. Korku okumayı çok seven biri olarak hayal kırıklığı malesef.
Işıkları Kapatma AnneSerhat Filiz · Dark İstanbul · 202116 okunma
Tarihin en saçma fantezi kurgusu (ağır eleştiri)
1/10
·466 syf.··
2025 41. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2025 18:32
Harry Potter’ı yanlışlıkla Şato,net’ten sipariş ederseniz ne olur? Varislerin Oyunu olur. Hazırsanız, tarihin en saçma fantezi kurgusuna mercek tutuyoruz. Bu incelemede, akıl seviyesi karpuzla yarışan 24 varis, müstakbel koca furyası, ikili oda sistemine geçmiş Krallar Pansiyonu, Reika’nın yerine geçen Irıthel’in kına gecesi tadında taht oyununu gömeceğiz. (Öncelikle bana bu kitabı sırf inceleme yazmam için okutan A. Kuzgun E.i ۶ৎ kişilerinin evlerine bir kargo yolladım. Lütfen kapınızı açtığınızda göreceğiniz kutuyu açın. İçine bir dinamit koydum ve umarım bir yerlerinizde patlar) kitaba gelirsek. Tamı tamına 24 krallık var. Bunların her birinden tek yönlü bir patika, evrenin tam orta yerine uzanıyor. patikalardan soylular geçiyor ve ormandaki okula varıyor. Bakın yol değil bu, PATİKA. Yani keçilerin bile, “burası dar, biz dönelim meee” diyebileceği türden bir şey. Her krallıktan çıkan patikalar, evrenin ortasındaki devasa bir ormanda birleşiyor. Hani şu devasa orman. Haritada Grönland kadar yer kaplıyor, ama nedense hiçbir krallığa ait değil. Çünkü? Çünkü daha güvenlikliymiş. Evet. Sahipsiz, sınır çizilmemiş, hiçbir kontrol noktası olmayan bir orman, 24 krallığın geleceği için kurulmuş elit varis okulu için daha güvenli. Yani Orta Dünya'nın Mordor’una “ya burası çok tenha, güvenli gibi” deyip kreş açmak gibi bir şey bu. Sözde burası her krallıktan varislerin geleceği bir merkez. Diplomatlar, prensler, prenseler, geleceğin yöneticileri falan. Güvenlik nasıl sağlanıyor peki? İki muhafızla. Bakın iki muhafız dediysek öyle Witcher gibi, Legolas gibi tipler değil. Bunlar sanki orman kampında yaz kampı liderleri. Sur yok. Gözlem kulesi yok. Kapı önünde iki tane popolarina bez bağlı muhafiz var. Bari köpek bağlasaydınız? Ve sonra… Irıthel. Bu vahşi
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,660 okunma
Reklam
8/10
·56 syf.··
2025 23. kitabı
"Şşşt!" diye susturdu onu. "Aklımızın alamayacağı bazı şeyler vardır. Adalet duygumuzu aşan şeyler. Bu işin doğrusunu yanlışını biz söyleyemeyiz, bizim yargımız burada işlemez." Aklımızın alamayacağı şeyi düşünemeyiz diye düşünürüm hep. İlk cümlesine katılmasamda düşüncenin devamıyla paralel düşünüyorum diyebilirim. Nefessiz bir eser daha. Ezel dizisinin kuzey versiyonu. Tabii Ramiz yok, Eyşan yok, ilk başta yok diyelim daha doğru olur ya da Eyşan oldu mu? Cengiz? Sanırım yargım burada işlemiyor. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,4bin okunma
Bir Derdin Mi Var?
Puan vermedi·200 syf.··
2024 7. kitabı
Garip bir soruyla , üzerine giden bir soruyla herkes karşındakini , hayatındakini özellikle kendini bir tık anlayabilecek.. Bu kitabı okumaya başlarken ne Nemrut kadın ya , ay insan kendine bakar , adam ne korkak ya vs vs okuyordum. Farkında olmadan Ön Yargımı konuşturmuşum. Kitap ilerledikçe aslında çevremizde aile birliği(!) bozulmasın adı altında ne kadar sorunlu insanlar birbirine tahammül etmiş, hayatlarından nasıl vazgeçmişler görmemişiz. Hani diyoruz ya hep ya 40 sene evli kalıp boşanacak ne buldun? Diye aslında ne cahilce bir düşünceymiş. Sabrı taşmıştır belki, vadesi dolmuştur artık hayatında. Mesela dedelerin sürekli eskilerini anlatmalarına da sıkılıyoruz , uyuz olabiliyoruz. Halbuki zamanında kimseye anlatamamışlar. Hiç onların derdi olmazmış gibi bakmışız hep. Ya da anne-babalarımızın acaba istediği çocuklar mıyız, istediği evliliği mi yaşıyorlar , istedikleri hayat bu muydu? Kitapta bir cümle vardı. Babalar evlatların yanında ağlamaz , anneler zaten sessizce kızdıkça ağlarlar.. Öyle ki kendi bakış açımızı kendi hayatımıza çevirirken empati yapıp hiç müsade etmemişiz hayatlarını yaşamalarına. Her kitap anne babaya ders verir öyle değil mi ? Bu kitap bence birazda evlatlara ders veriyor büyüklerin de bir sürü derdi var diye. Gelelim diğer bir duyguda içimizde söylenmeyen cümleler. Bazen kendi içimizde kavgalar ediyoruz, sevgimizi öfkemizi içimizde yaşıyoruz. Aman ayıp olur kalp kırılır diye kendimizi duygularımıza hapsediyoruz. Toplumdan mı öğrendik susmayı dersiniz? Toplum mu dedi bize şşşt sırların içinde kalsın diye. Halbuki rezil olma düşüncesini bir kenara koyup duygularımızı dile getirsek , gönlümüzdekileri söylesek ne olurdu ki? Yalandan hayatlar kurup sessiz kalıp bir ömrü heba etmek yerine, doğruları konuşup yükümüzden de kurtulup hem kendimize
Duygular
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
7/10
·168 syf.··
2023 45. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2023 18:06
Yazarla sohbet ettiğinizi hayal edin, karşınızda oturduğunu elinizde bir fincan kahve, ve olabildiğine motive edici sözler duyduğunuzu.... Bazen güzel şeylere duymaya ihtiyacımız vardır, bizi bize getirecek, buda geçecek yahu dedirtecek türden, En olmaz dediğimiz anda mucizenin gerçekleşeceğini düşünün, hiç birşeyin zor olmadigini, yüzlerce kezde tokezlesek, defalarca da düşsel tekrar kalkabilecegimizi, her kalkisimizda daha da guclenecegimizi soyleyen biri var karşınızda .. bastıra bastıra, bunu defalarca söyleyen birini düşünün... Sayfaları her çevirdiğinizde size seslenen, "-şşşt sen, evet evet sen, sana diyorum" diye seslendigini sanacaksinz bu kitabı okurken.. Kendinize daha fazla guvenip, hiç olmadığınız kadar güçlü hissedeceksiniz .. Ve silkelenerek yeniden ayağa kalkacaksiniz, karşınızda sizinle konuşan yazarı yolcu edip kitabin kapağını kapatırken ;))
Gerçek Mucize SensinÖmer Kenar · İkinci Adam Yayınları · 202380 okunma
Güzeldin de aslında bunu nasıl anlatsam
Puan vermedi·368 syf.··
2023 48. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2023 23:05
Bir ruh sağlığı çalışanı olarak bu tür kitapları okumayı seviyorum. Johan Hari Bey bir gazeteci. Ergenliğinden beri depresyonda. Ara ara tetiklenmekle birlikte ilaç tüketimi sürekli ve düzenli. Buna rağmen bir raddeye geliyor ki artık şunu farkediyor; ilaç şirketleri 20. yüzyıldan itibaren insanları vücutlarındaki herhangi bir problem sebebiyle bile ilaç içmeye alıştırarak kendine mecbur hale getirmiş durumda. Bu yüzyılda da bunu psikolojik rahatsızlıklar için yapıyor. Peki ya düzenli ve sürekli ilaç içilirse geçeceğini iddia ettikleri depresyon bir beyin arızası değilse? Ya tepkisel bir mesajsa? Ya bak senin yaşam düzenin, sosyal çevre ile iletişimin, değerlerin, yaşamla kurduğun bağın, doğa ile ilişkin, işyerinde tatmin, faydalı ve başarılı hissetme ihtimalin gittikçe zayıflıyor, bozuluyor. Yerini abur cubur değerler, zenginlik takıntısı, algındaki bozukluk, mutluluğu maddiyatta araman, şehrin keşmekeşinde düzensiz bir hayat sürüyor olman aldıysa ve depresyon sana ancak haberciyse? Şşşt sen kendine, yaşamına, gönlüne, zihnine neleri soktuğuna bir bak ve artık kendine çekidüzen ver demek istiyorsa depresyon? Bence okuyun Hari kalemiyle biraz lafı dolandıran bir yazar ama yazarlık yolunda hakikatle ilerliyor ve okunmayı hak ediyor.
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,917 okunma
Reklam
Reklam