Neden "Pereira" ?
9/10
·167 syf.·
Beğendi
·
2024 1. kitabı
[...] "Pereira" Portekizce'de "armut ağacı" anlamına gelir ve tüm meyve ağacı isimleri gibi bu da ibranice kökenli soyadlarından biridir, tıpkı ibraniceden gelen soyadlarının İtalya'da şehir adları olması gibi. Bu ismi seçerek Portekiz uygarlığında büyük bir iz bırakmış ve tarihin büyük adaletsizliklerine uğramış bir halka saygımı sunmak istedim. Ama beni bu ismi seçmeye iten başka bir sebep daha vardı, edebi bir sebep: Elliot'ın "What about Pereira?" (Pereira'ya ne dersiniz?) şeklindeki anlatımı.* Elliot'ın bu eserinde iki arkadaş diyaloglarında, "Pereira" adında, hakkında hiçbir şey bilinmeyen gizemli bir Portekizli adamdan bahsediyorlar." [...] (*) Kitabın, İtalyanca aslının sonuna Tabucchi'nin yazdığı not içerisinden alıntılayıp çevirisini paylaştığım bu kısımda, T.S. Elliot'ın söz konusu eseri "Sweeney Agonistes" adlı dramdır. Oradaki Pereira sadece bir cümlede şu şekilde geçer: DORIS: What about Pereira? DUSTY: He's no gentleman, Pereira. -_-_-_-_- (Tabucchi'den okuduğum bu ilk kitabı, Livorno'da amaçsızca girdiğim bir kitapçıda gezinirken, orada çalışan adam önermişti bana. O şekilde öneriler itici gelir genelde ama bu defa öyle olmadı. Anadilim olmadığını da düşünürsek, beklediğimden çok daha başarılı bir öneri oldu diyebilirim. Satır aralarında ince göndermeler olan ama okuru da siyasetle boğmayan akıcı bir kitap. Türkçesi de eminim iyi çevrilmiştir ancak kitabın adı öyle bir seçilmiş ki, o "İddia Ediyor" kısmı yani İtalyanca olarak "Sostiene Pereira" veya İngilizce olarak "Pereira Maintains" çeviriyi çok zora sokmuş. Okurken "sostenere" veya "maintain" fiillerinin farklı anlamlarını da değerlendirebilirsiniz eğer o dillerde okursanız ama Türkçe'ye sadece "iddia ediyor" gibi bir tek anlamla mı çevrilmiş yoksa çevirmen notlarıyla bir takım açıklamalar
Edebiyat
Pereira İddia EdiyorAntonio Tabucchi · Can Yayınları · 2005124 okunma
7/10
·288 syf.··
2025 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2025 10:37
Evet, kitabi okudum. Hem de orijinalinden. Cunku ZATEN N*sta'yi okuyacakken bir deo berbat ceviriyle hiiic bogusamazdim. Ama hayir, N*sta karakterinin niye o kadar karikaturize duzeyde saygisiz ve kotu oldugunu ANLAYAMADIM efendim. Yazarin o kadar sayfa boyunca "bak vallahi aslinda oyle degil, sundan sundan dolayi boyle. Biraz empati..." seklindeki iknâ cabasini hissetmemek olanaksiz. Sarah bu kitapta neye, nereye varmak istemekteydiyse eger; o amaca ulasamadigini tahmin ediyorum bircok okur icin. Neyse dedim, en azindan atesli bir iki sahne okuruz sjdjfjd yalan yok. Fakat allah kahretmesin, hepsi birbirinden cringe'ti; tek elimi kitapla aramda kaldirip elimin ardindan okuyacaktim neredeyse. Iyi ki fiziksel olarak almamisim. Bunun yerine gider, soyle iyi bir chick-lit alirim yeni bir tane.
Buz ve Yıldızışığı SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20202,150 okunma
Reklam
Tiflis 'ten Midyat 'a...
Puan vermedi
Sevgili @banushka00 'nın paylaşımında görüp kapağının ve isminin cazibesine kapıldığım Yolda Olmak elimden bırakamadığım, içimde özlem gibi isyan gibi tutku gibi karmakarışık duyguları harekete geçiren bir kitap oldu . Gezi kitabı izlenimi veriyor ilk başta .Ama yapılacaklar , görülecekler listesi beklemeyin.Yazarin derdi görmek değil de yolun kendisi adeta...Turist kosturması söz konusu bile olamaz...Gidemediği bir yer için rahatlıkla "belki daha sonra , bir dahaki sefere " diyebiliyor...Benim uykularım kaçar mesela . Yazarın yolculuğu kadar dinlere (özellikle Zerdüştlüğe), edebiyatçılara (Hafız ,Firdevsi ...) , kimlik kavramına, yolda olmaya dair düşüncelerini okumak hem keyifli hem yürek daraltıcıydı...Tarif edemediğim hüzne benzer bir duygu hala capcanlı içimde Avrupa'nın rahatlığını, özgürlüğünü,güvenliğini çok sevsem de hemen "Oraya" gitme istegini zapt etmek de zor oldu. . Özellikle uzun zamandır gitmeyi çılgınca istediğim İran satır satır, yaza çize , kimi zaman yüksek sesle okuduğum; kitaplıktan Hafız'ı , Hayyam' ı indirip başucuma koyduğum, yazarın rotasını haritalardan takip ettiğim sayfalar oldu... Şimdi de çizdiğim yerleri özenle not alma vakti . Bir de , birçok yerde okuyor gibi değil de bir dost ile sohbet ediyor gibiydim. Pür dikkat dinledim sanki... İçten içe cevap verdim... En son Özcan Yüksek kitaplarını okurken hissetmiştim buna benzer bir şeyleri. . E daha ne diyeyim...Cok sevdim, iki günde bitirdim ..Yolu sevenlere, arafta kalmışlara, kelime bulamıyorum, yüreği bizim gibilere sevgiyle tavsiye ederim Tiflis 'ten Midyat 'a sınırlarla ayrılsa da aynı insanlarin hikayesi okuyacağınız...Adı ya da gücü değişse de aynı . Şansı açık ,okuru bol olsun . "Hum'ata ,Hak'hata ve Hve'sta." İyi düşün, iyi söyle, işini iyi yap! . "Baskıcı yönetimler en çok
Düşünce
Yolda OlmakKadir Işık · İthaki Yayınları · 202324 okunma
Puan vermedi·464 syf.·
2023 31. kitabı
"ikinci kitabın başına kadar Artemisia’yı erkek sanıyordum." kitabın inceleme bölümüne ilk bunu yazmışım. sanırım sorun bende çünkü böyle sorun yaşayan çok kişi görmedim. hani, Artemisia nasıl kız olabilir ya? Theo'nun gölgelerinin hepsini erkek olarak düşünmem normaldi bence ve türkçe çevirisinde hiç kız mı erkek mi olduğu belirtilmemiş. tamam, Artemisia kız ismi olabilir (ki herkes ona Art diye sesleniyor) ama tavırları ve konuşma tarzından erkek olduğunu varsaymıştım. kitabın başında Ejder Katili "kızım" demeseydi ben muhtemelen hâlâ erkek olduğunu düşünerek okurdum. kafamda da çok güzel bir karakter oluşturmuştum oysa :'( düşüncelerim (spoilerlı) kitap güzeldi. ilk kitap gibi, bu da akıcıydı, gerçi Sta'Crivero'daki bazı kısımlar yavaş ilerlese de olaylar yine heyecan vericiydi. ve kapak tasarımı harika, söylemeden geçemeyeceğim. ne yalan söyleyeyim, kitap hakkında söyleyebileceğim çok bir şey yok, en majör olay Kayzer'in ve Hoa'nın ölümüydü. hiç beklemiyordum ikisini de, çok ani oldu. Theo Hoa'yı yerde gördüğü zaman resmen aynı acıyı hissettim. (Kayzer iyiki ölmüş, manyak herif kadının ağzını dikmişti.) ama keşke bedenini gömebilselerdi. Kayzer'e gelecek olursak, Cress'in yapacağını düşünmediğim bir hamleydi. gerçi Theo'nun ve ekibinin işine geldi, Kayzer daha dişliydi. umarım Søren'ı bir an önce onun elinden kurtarırlar. bir sonraki okuyacağım kitap Zümrüt Kraliçe olacak, yani son kitap. ne olacağını çok merak ediyorum :)
Duman LeydisiLaura Sebastian · Pegasus Yayınları · 2021172 okunma
Spoiler İçerir!
Puan vermedi·80 syf.·
2023 35. kitabı
Midem bulanıyor, yutkunamıyorum, düşünemiyorum, düşündükçe mahvoluyorum. Ne diyeyim, merhaba mı, hoşgeldiniz mi, incelememi okumaya başladınız; lütfen devam edin mi…. Öncelikle şu an okuduğunuz incelemede küfürler olabilir. Ama emin olun az bile söyleyeceğim. Çünkü okudukça hem deliriyorsunuz hem de ağzınız ister istemez bozuluyor. Konu çok hassas zaten. Yazacaklarım kimisine ağır gelir kimisine de iyi gelir bilmiyorum. Belki hiçbiri olmaz. Ama kelimelerin özenle seçilmesi lazım bu tarz kitaplara ya da olaylara yorum yaparken. Kitapta Leyla adlı karakterin hayatına şahit oluyoruz. Hoş, hayatını yaşayamadığını açıkça okuyorsunuz. Karakterleri tanıtalım, hepsini olmasa da, zaten karakterleri tanıttıkça olayı anlatmama gerek kalmayacak. Kısaca olayları anlatmış olacağım: 1- Ömer: İşyerinde çalışan biri, Leyla’nın sevgilisi ama sadece faydalanmak için sevgili oldular muhtemelen. Ömer Leyla’dan faydalandı evet! Leyla sesini çıkarmadı! Her neyse Ömer Leyla’yı kullandıktan sonra(ki Leyla ayıp olmasın diye sesini çıkarmamıştı) kaçalım bahanesiyle parkta bekletti. Leyla bekledi, bekledi, bekledi… Ama yok! Meğersem başına gelecekleri biliyormuş da buna rağmen Leyla’yı bırakıp askere gitmiş! Haysiyetsiz köpek. Peze*enk Ömer. İki yüzlü Ömer, daha doğrusu yüzsüz Ömer! 2- Hayri(abi?): İşyerindeki patron. Geldiği gibi Leyla’yı gözüne kestiriyor bu or*spu çocuğu Hayri. Leyla çok direniyor ama beceremiyor… Hayri p*çinin tecavüz etme bahanesi ne oluyor? Ömer’e verdin! EVET BU OLUYOR! Sonra Leyla işe gitmeme kararı alıyor. Babası dövüyor, dövüyor, dövüyor… Ha, Leyla’nın Hayri’den hamile kaldığını söylemedim. Babası bunu öğrenince şerefsize satıyor Leyla’yı. O şerefsiz kim? 3- Remzi: Leyla’yı bu p*şta sattılar lan! Tecavüz etti Leyla’yı. Dövdü, kadını mahvetti. Dışarı salmadı!
AntabusSeray Şahiner · Can Yayınları · 20145,3bin okunma
7/10
·384 syf.··
2023 14. kitabı
Tüketim toplumlarında sıradan bir günün özeti aslında bu kitap.Hayatımızı kolaylaştırdığını düşündüğümüz her şeyin ortasında beliren robotlaşmaya bir eleştiri. Teknoloji ve insan gücünü dev bir hamburger haline getirip verimlilik ve hız üzerine kodladık. Artık sindirilmesi güç bir yerdeyiz ve bu oburluk günden güne artıyor.Zaman kaybetmemek üzerine kurduğumuz hayatlarımız 'an' ı yaşamak için can atıyor fakat ona da vaktimiz yok.Çok para kazananların harcayacak vakti yok,vakti olanların da parası yok. Toplum yeni bir düzene ayak uyduruyor gibi gözükse de aslında iş öyle değil.İpleri ellerinde tutanların kuralları belirlediği oyunları oynuyoruz yine.İnsan gücüne olan ihtiyacın günden güne azalacağı sistemler kurarak insanların işlerini kolaylaştıran teknolojiler, insanı insandan uzağa düşürüp dikey bir hareketlilik yaratıyor. Tepeye doğru giden bu yetki,sınıfsal farkları açarak tabandaki meslek gruplarını yok ediyor. Her şey bilindik, tanıdık, sürprizsiz olarak ilerliyor. McDonald'sta yediğiniz favori hamburgeriniz bunlardan sadece biri. Hız ve haz birbirini beslemiyor birbirini öldürüyor artık.Bu sebepledir ki evde saatlerce uğraşıp yaptığınız hamburger daha iştahla yeniyor Hepimiz dünya oburunun içindeyiz ve bir gün mutlaka doyacağız. .
Toplumun McdonaldlaştırılmasıGeorge Ritzer · Ayrıntı Yayınları · 2021794 okunma
Reklam
Reklam