yumruk kadar yüreğimde sen varsın
kustal kederler içinde seninleyim artık
sarı badanalı evlerde baş başayız
kokun sinmiş bütün perdelere
kapılarda parmakların beyaz beyaz
sokaklarda ayaklarının izi
ben bu sokaklarda ölsem
kaldırımlar çekmez ağırlığımı
söylesem aşkımı asırlar boyunca
bu ikiyüzlü insanlar anlamaz beni ...
Eğer benim sözüm yere düşerse,eğer benim kartalım gökyüzünde süzülmezse,eğer benim şimşeklerim gürlemez,yıldırımlarım çakmaz, yağmurlarım yağmazsa,dünya kuru bir yaprak gibi savrulur boşlukta.
-Portuga!
-Hı...
-Ben senin yanından bir daha hiç ayrılmak istemiyorum.Biliyor musun ?
-Niye?
-"Çünkü dünyanın en iyi insanı sensin.Senin yanındayken kimse bana zarar vermiyor ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor."
Gülleri sarı severim ; toprağı ıslak
Türküleri yanık , şiirleri hoyrat
Havayı nemsiz , çayı demsiz
Bir seni olduğun gibi
Bir seni her şeye rağmen...
Bir seni hâlâ.
ümit yaşar oğuzcan
Sen de fark ettin mi ? Az, dediğin küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyipte yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelipte birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum demektir. Bilmesemde, ögrenmek için her şeyi yaparım,demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...