Daniel Keyes’in Algernon’a Çiçekler adlı romanı, ilk bakışta bireysel zekâ, deneysel bilim ve trajedi üzerine kurulmuş gibi görünse de, sosyolojik açıdan çok daha geniş bir alana temas eder. Roman; toplumun “normal”, “zeki”, “değerli”, “işe yarar” ve “insan” saydığı bireyi nasıl tanımladığını çok çarpıcı biçimde sorgular.
Romanın merkezinde Charlie Gordon vardır. Charlie’nin zihinsel kapasitesinin ameliyatla artırılması, sadece bireysel bir değişim değildir; aynı zamanda toplumun ona bakışını da değiştirir. Bu yönüyle eser, bize şu temel soruyu sordurur: Toplum bir insanı olduğu haliyle mi kabul eder, yoksa onu ancak belli ölçütlere uyduğu zaman mı değerli görür?
Charlie’nin dönüşümü, toplumun engellilik, zekâ, başarı, dışlanma ve saygınlık konularındaki gizli hiyerarşilerini görünür hale getirir.
Romanın en güçlü sosyolojik damarlarından biri, zekânın toplumsal statüye dönüştürülmesi meselesidir. Charlie ameliyat öncesinde küçümsenen, alay edilen, korunuyormuş gibi yapılarak aşağılanan biridir. Ameliyat sonrası ise aynı toplum onu daha “değerli” görmeye başlar.
Burada roman şunu açığa çıkarır: Toplum, insan değerini çoğu zaman ahlaki ya da insani ölçülerle değil, bilişsel performansla belirler “Akıllı olmak”, yalnızca bireysel bir özellik değil, aynı zamanda toplumsal sermaye haline gelir. Zihinsel kapasitesi düşük görülen bireyler, çoğu zaman tam özne olarak değil, eksik insan olarak değerlendirilir.
Charlie’nin yaşadığı deneyim, sosyolojide damgalanma (stigma) kavramıyla çok yakından ilişkilidir. Toplum, farklı olan bireyi yalnızca “farklı” görmez; ona bir etiket yapıştırır. Charlie ameliyat öncesinde çevresi tarafından çoğu zaman “saf”, “yetersiz”, “komik” biri olarak kodlanır.
Bu durum birkaç açıdan önemlidir: Charlie’ye yönelik sözde şefkat, gerçek eşitlik