Halil Cibran'ı Ermiş ile tanıdığım için ister istemez kitabı bir beklenti ile okudum. Beklentimin altında oldu ama çok da kötü diyemem. Tam da onun tarzında kısa kısa 52 hikâyeden oluşan bir kitaptı.
Gezgin kitabında mutluluk, özlem, sevgi, dostluk, ahlak, hüzün, inanç, ölüm ve daha pek çok tema üzerine temellendirilmiş kıssadan hisse denilebilecek anlatılar var. Yazarın dili yalın, söyleyişi samimi.
Kısa kısa öykülerden oluşan bu kitap Halil Cibran'ın ölümünden sonra yayımlanmıştır. Kısa kısa hikayelerden oluşmuş olup her öyküsünde başka bir öğüt ve düşündürücü mesaj veren bu eser yine bana göre gayet basit bir anlatımla kaleme alınmış bir eser. Mikro öyküler derlemesi diyebiliriz bu ince kitap için.
Kitap kısa ve akıcı öykülerden oluşuyor bu sebeple de insanı sıkmıyor. Kitabı okumaya başladığınızda elinizden bırakmadan bitirmek mümkün.
GezginHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,1bin okunma
"Evet gecenin tüm sessizliği sırtımızdaydı ve şimdi görebiliyorum ki, kendi boşluklarını gürültüyle doldurması gerekenlerin rahatı için türkülerimizi kesmenin hiç gereği yokmuş."
Tarihi, bir tiyatro oyununa benzetirim. Perde açılır, sahnede oyun sergilenir ve perde kapanır. Bizler perde arkasında neler olup bittiğini çok bilmeyiz. Ama çok merak ederiz. Genelde tüm bildiklerimiz sergilenen oyundan ibaret olur.
Dönemin kaynaklarına baktığımızda Yavuz Sultan Selim'in, hatayı affetmeyen ve hanedana karşı en ufak harekete tolerans göstermeyen çok sert bir yapısı var. Hedefine odaklandığında gözü hiçbir şey görmeyen sert bir hükümdar tipi çiziyor. Bazı Rum tarihçiler ise onu gayrimüslimleri seven, onlara her türlü kolaylığı gösteren hoşgörülü bir sultan olarak takdim ediyor. Osmanlı sultanları arasında en çok okuyan padişahlardandı, kitaplara düşkündü, gittiği her yerden kitaplar getirtirdi. Çok okurdu, iyi bir eğitim almıştı.
Gelgelelim Şah İsmail'e. Babası Safevî tarikatının şeyhi Haydar, annesi Uzun Hasan’ın kızı Âlemşah Halime Begüm’dür. Ebü’l-Muzaffer Bahâdır el-Hüseynî unvanıyla anılır. İran’da Şiîliği resmî ideoloji haline getirerek yeni bir devlet kurmuştur.
Şah ismail ile Yavuz Sultan Selim’in hayatlarından başlayıp Çaldıran Savaşına giden süreci akıcı bir üslupla öyküleştiren yazar, sık sık karakterlere sevgiyi sorgulatıp okurun da sorgulamasına yol açmış.
Bir roman olarak düşünüldüğünde güzel kurgu, güzel dil. Bir solukta okunuyor lakin tarihle ilgili anlatılanlar açısından bakarsak işin rengi değişiyor.
24 yılın içine sığdırdığı aşklar, dostlar, düşmanlar ve savaşlar... Dünyanın görüp görebileceği iki büyük hükümdar, Çaldıran ve bir kadın. Tarihin derin dehlizlerinde Kamber Can ve Can Hüseyin ile dolaşmaya hazır mısınız?
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma
"Bütün inançların temeli sevgidir. Her kim bir şey veya kimseyi severse ona inanmış, boyun eğmiş, kulluk etmiş olur. Kulluk, sevginin yedi derecesinden biridir ki ilk adımda dostluk başlatır. Bu dereceler ezeli ilgiden doğar, ilgiyi sevgi takip eder. Sonra tutku, aşk, şevk ve kulluk diye devam edip ebedi dostlukta nihayet bulur. İyi veya kötü, yararlı veya zararlı her tür sevginin bir etkisi, sonucu, meyvesi ve hükmü vardır.”
Neval El Seddavi, ölüm hücresinde "cinayet" zanlısı Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşup, Firdevs'in anlattığı yaşam öyküsünü kitaba aktarmış. Bu dünyada kadın olmanın, "fahişe" olmanın ne anlama gelebileceğini öğrenmeye cesaretiniz var mı? Sıfır noktası neresidir? Yazara göre; umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırdır. Kitabı bir kenara koyup yarın devam ederim düşüncesiyle masaya falan bırakamıyorsunuz, yanında çay kahve içeyim keyifle okuyayım gibi bir düşünce varsa kafanızda onu da atın.
Daha küçücük bir çocukken bile cinsel bir obje olarak görülen, amcasının tacizine uğrayan Firdevs. Annesine bu hayata nasıl geldiğini sorduğu için annesinin isteği üzerine sünnet ettirilen Firdevs. Amcasının; yaşlı, iğrenç, yediği lokmasını sayan, döven bir adamla evlendirdiği Firdevs. Evden kaçıp başka insanlara güvenerek hayatının hatasını yapan Firdevs. Her güvendiği kişiden bir tekme yiyen Firdevs. Ortaokul diplomasıyla iş bulup kendi hayatını kendi kazanmak isteyen ama her seferinde önüne engeller çıkan Firdevs. Senin acın; tüm kadınların acısı Firdevs.
Firdevs'in çocukluğunda başlayan acıları hayatının her yerinde var oluyor. Ona uzatılan elin iyi niyetli olduğunu sanıp tutuyor ama tuttuğu eller kendisini kandıran kişinin elleri olduğunu sonradan fark ediyor. Kandırılıyor, kötü yollarla para kazanmaya başlıyor. Birinin ona işinin saygın bir iş olmadığını söylemesiyle ortaokul diplomasıyla bir işte çalışıyor. Sonrasında aşık olduğu kişinin kendisini kandırdığını öğreniyor ve tekrardan eski işine dönüyor. Yıllar sonra onun sırtından para kazanan adamdan “hayır” dediği için şiddet görüyor. Firdevs kaçmaya çalışırken adam onu yakalayıp tekrar şiddet uygulamaya başlıyor. Firdevs kendini savunurken adamı öldürüyor ama o esnada kendi ipini de çekiyor Firdevs.
Seni bu