Lanetli Kitap
Puan vermedi·143 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:01
Merhabalar; bugün incelemesini yapacağım eser, çocukluğumda Muhteşem Yüzyıl dizisini izlerken, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa'nın elinde gördüğüm andan beri içimde büyüyen büyük bir merakın ürünüdür. Dizide koca bir imparatorluğun kaderini tayin eden İbrahim Paşa, bu gizemli kitabı masanın üzerine koyup dostuna dönerek, "Arkalı İbrahim, bir kitaptan korktuğumu ilk defa gördüm..." diyor ve ardından sayfaları çevirip dönemin siyasetini sarsan şu can alıcı satırları okuyordu: "Osmanlı monarşisi bir sultan tarafından yönetilir, diğerleri onun kullarıdır; ülkesindeki yöneticileri istediği gibi tayin eder ve istediği gibi değiştirir. Fransa'da ise birçok eski senyör ve onların imtiyazları vardır, kral onların imtiyazlarına dokunamaz. Bu yüzden padişahın krallığını işgal etmek zor, Fransa'yı işgal etmek ise kolaydır. Osmanlı'ya saldırılırsa bütün ülke karşılarında bir birlik olarak görülür ama padişahın soyu ortadan kaldırılırsa da başkaldıracak bir şey kalmaz, geriye kalanların halk üstünde bir hükmü ve fikri yoktur. "İbrahim Paşa'yı ve tüm dünyayı dehşete düşüren bu satırlar, Niccolò Machiavelli'nin tam 500 yıl önce parçalanmış İtalya'yı birleştirmek amacıyla kaleme aldığı, dini, ahlakı ve devlet yapılarını politik birer güç aracı olarak ifşa eden ölümsüz eseri Prens'in ta kendisidir. Hükmü korumak adına bir liderin ağları tanımak için bir tilki, kurtları korkutmak içinse bir aslan olması gerektiğini söyleyen bu çıplak iktidar dili, Katolik Kilisesi tarafından yüzyıllarca yasaklanmıştır. Ancak felsefe tarihinin en büyük dehalarından Jean-Rousseau, Toplum Sözleşmesi adlı yapıtında bu esere ezber bozan bir pencere açarak, "Machiavelli krallara ders verir gibi yaparak uluslara büyük öğütler vermiştir. Onun Prens adlı yapıtı,
PrensNiccolo Machiavelli · Doruk Yayınları · 201520,3bin okunma
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kitap tam bir harp tarihçisi için yazılmış bolca planlardan bahsediyor. Kitabın içerisinde ilişkiler hakkında da bilgiler mevcut örneğin Enver ve Cemal paşaların yıllar geçtikçe olan ilişkileri gibi. Okudukça yapılan stratejik hataları fark ediyorsunuz ancak cephenin kaybedilme sebebi sadece bu değil İngilizlerin teknik ekipman olarak üstün olmaları da etkili. Türk birlikleri bunlara rağmen çok etkili bir direniş sergilediler. Kitabın çevirisinde sorunlar mevcut. Yazarın Ermeni tehcirine bakışı gibi meseleler yanlış olsa da çok önemli bir kaynak.
Türklerle Süveyş Kanalına 1914-1917Baron Kress von Kressenstein · Dorlion Yayınları · 20241 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir İmparatorluğun Gün Batımında: Atatürk’ün Anlattıkları
Puan vermedi·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:01
selamlar herkese! Bugün Falih Rıfkı Atay’ın Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin kitabından bahsedeceğim sizlere. 🫯 Bu kitap, Atatürk’ün Falih Rıfkı Atay’a anlattığı hatıralardan oluşuyor. Daha önce Milli Mücadele’nin başlangıç sürecini farklı kaynaklardan okumuştum ancak bu eser, olayları doğrudan Mustafa Kemal’in bakış açısından görmek açısından oldukça etkileyiciydi. Kitabın kalbini tek bir soru oluşturuyor aslında: Samsun’a giden o vapurun kaptan köşkünde sadece Mustafa Kemal mi vardı, yoksa o gemiyi bir şekilde Vahdettin mi yüzdürdü? Yıllardır tartışılan “Vahdettin bir vatan haini miydi, yoksa çaresiz bir hükümdar mıydı?” sorusuna burada başkalarının yorumlarıyla değil, Mustafa Kemal’in o günkü düşünceleri, endişeleri ve kararlılığı üzerinden yaklaşma fırsatı buluyoruz. Kitapta beni en çok etkileyen bölümler Almanya seyahati sırasında geçen vagon sohbetleri oldu. Mustafa Kemal’in olayları değerlendirme biçimini, dönemin siyasi atmosferini nasıl okuduğunu ve geleceğe dair yaptığı tespitleri görmek gerçekten dikkat çekiciydi. Bir yanda Osmanlı Devleti’nin son yılları, diğer yanda ise henüz şekillenmekte olan yeni bir gelecek var. Bu yönüyle kitap yalnızca tarihî olayları anlatmıyor; aynı zamanda farklı dünya görüşlerinin karşılaşmasına da tanıklık etmemizi sağlıyor. Kitabı okurken, Falih Rıfkı’nın Atatürk’ün cümlelerini aktarırken kullandığı o sade ama sarsıcı dili özellikle takip etmenizi öneririm. Yazarın, Atatürk’ün zihnindeki o berraklığı okura geçirme becerisi, eseri klasik bir biyografiden öteye taşıyıp, adeta bir "tarihi tanıklık" belgesine dönüştürüyor. Özellikle işgal altındaki İstanbul’un atmosferi, saray çevresindeki belirsizlik ve dönemin umutsuzluğu başarılı bir şekilde aktarılmış. Sayfalar ilerledikçe kendinizi yalnızca bir olayın değil, bir
1000Kitap
Atatürk’ün Bana Anlattıkları: Mustafa Kemal’in Ağzından VahdettinFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 20231,242 okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 00:00
Dip, kısa olmakla övünen, bunu da hak eden bir kitap. Sadece 80 sayfa. Seth Godin bu kitapta, herkese sürekli mücadele etmeyi öğütleyen klişe motivasyon söylemlerinin tersine gidiyor ve oldukça kışkırtıcı bir fikir ortaya atıyor: "Bazı durumlarda vazgeçmek, devam etmekten daha akıllıcadır." Kitabın merkezinde "Dip" kavramı bulunuyor. Godin'e göre başarıya giden hemen her yolda, insanların çoğunu pes ettiren zor bir aşama vardır. İşte bu aşamaya "Dip" demiş. Bildiğimiz dip. Eğer bulunduğunuz zorluk geçici ve sonunda sizi rakiplerinizden ayıracak bir eşikse devam etmelisiniz. Ancak bazı uğraşlar çıkmaz sokaktır, ne kadar emek verirseniz verin anlamlı bir sonuç üretmeyecektir. Böyle durumlarda inat etmek yerine, yön değiştirmek daha mantıklıdır diyor. Kitap, okura yaptığı işle ilgili olarak, "Gerçekten doğru hedef için mi mücadele ediyorum?", "Bu zorluk geçici mi yoksa kalıcı mı?", "Başarısız olmaktan korktuğum için mi devam ediyorum?" gibi sorular sorduruyor. Yazara göre, vazgeçmek her zaman bir yenilgi değil, bazen stratejik bir karardır. Kitabı bitirdiğinizde motivasyonunuzun artmasından çok, enerjinizi nereye harcamanız gerektiğini daha açık sorgulamaya başlıyorsunuz.
DipSeth Godin · Profil Yayıncılık · 2020843 okunma
Puan vermedi·446 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:50
Alamut Kalesi kitabında beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Willey’nin Alamut’a ulaşma sürecini ve kalenin bulunduğu coğrafyanın zorluklarını anlattığı kısımlar oldu , O bölümü okurken, Alamutun neden yüzyıllar boyunca erişilmesi güç ve stratejik bir merkez olarak görüldüğünü insan daha iyi anlayıp kavrıyo. Dik kayalıkların üzerine inşa edilmiş yapının yalnızca askerî bir sığınak olmadığını , aynı zamanda bir düşüncenin ve topluluğun ayakta kalma mücadelesinin simgesi olduğunu hemen hemen anlıyorsun . Özellikle, kalenin kalıntıları arasındaki betimlemeler geçmişin izlerini sürmeye çalışan Willey’nin gözlemleri okuyucuda güzel bir izlenim bırakıyor çünkü o anlarda tarih, kuru bilgilerden çıkıp somut bir gerçekliğe dönüşüyor. Ayrıca bu bölüm bana, tarihî kişilikleri ve olayları yalnızca efsaneler üzerinden değil; yaşadıkları mekânlar, dönemin şartları ve insan hikâyeleri üzerinden değerlendirmek gerektiğini düşündürdü. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey Hasan Sabbah’ın ününden çok, Alamut’un ardında yatan çok katmanlı tarih oldu .
Edebiyat
Alamut KalesiPeter Willey · Panama Yayıncılık · 2014129 okunma
Bir Modern Zaman Eşkıyası veya Köroğlu
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Eserde Milli Aşireti'nin lideri Plîng (kaplan) lakaplı Mehmet Milli'nin ilginç ve maceralarla dolu hayatı anlatılmıştır. Bucak Aşireti'nden bir milletvekilinin öldürülme ithamı ile köyü basılıp yakınları öldürüldüğünden önce Suriye'ye kaçan ve ardından İsveç'e iltica eden Milli'nin ilginç hayat hikâyesi aşiret kültürü ve aşiretler arası ve aşiretlerin devlet ile ilişkilerini anlamak için önemli veriler sunmaktadır. Mehmet Milli'nin 1978'de Apocular olarak bilinen PKK ile kısa süreli bir münasebeti olmuşsa da PKK’nın şiddete dayalı anlayışını görünce araya mesafe koyan Mehmet Milli, köyünün basılıp yakınlarının öldürülmesi üzerine ülkeden ayrılana kadar zorunluluktan ötürü PKK ile stratejik bir ilişkisi olmuştur. Ülkeden ayrıldıktan otuz yılı aşkın bir süre yurt dışında olmasına rağmen PKK ve şiddete dayalı anlayışla arasına mesafe koyan Mehmet Milli; zulme karşı hak bildiği yoldan cesaretle giderek kendine özgü bir yaklaşım sergilemiştir. Başta İsveç, Romanya ve Moldova olmak üzere çeşitli ülkelerde yaşayan Milli otuz iki yıl sonra 2011’de Türkiye'ye dönmüş ve kanaat önderi olarak üst düzeyde kabul görmüştür. 29 Eylül 2025'te hayatını kaybeden Milli'nin sıra dışı hayat hikâyesi başta Kürt sorunu ve aşiretlerin siyasi ve sosyal konumunu merak edenler bakımından ilginç veriler sunmaktadır.
PlîngÖmer Şahin · Gufo Yayınları · 20214 okunma