bana bir mevzuu açmak istemektediriler, fakat müsaid bir zemin aramaktadırlar. Kendilerine kemali samimiyetle arze derim ki, böyle bir sıkıntı çekmelerine lüzum yoktur. Bendeniz, Mareşal Hazretlerinin her türlü mevzularını sükûn ve sabırla dinlemeye âmåde yim..
Zaten bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı, yavaşça kalkıp inen göğsünün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...
En ufak bir ses çıkarmıyor, göğsü herhangi bir hıçkırıkla sarsılmıyordu. Dünyada bu kadar rahat, bu kadar sükûn içinde ağlanabileceğini tasavvur edemezdim.