Merhaba sevgili okur,
İlhami Algör, girişiyle okuru tavlamayı başarıyor: “Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi. Kapıyı çektim, kilidin dili yuvasına otururken "Nereye?" dedi. Aldırış etmedim, çıktım.”
Farklı bir tarzı olduğunun sinyalini alır almaz dalıyoruz bir bitirim dünyasına. Farklı türde müzikler eşliğinde İstanbul’un sokaklarını adımlarken buluyoruz kendimizi. Arif’in, yer yer, Müzeyyen tutkusuyla yazma tutkusu çerçevesinde çektiği ızdıraba eşlik ederken yer yer de sokak jargonunun üslupsuzluğundaki içtenliğine tebessüm ediyoruz. Sonra, kilit sesi, “çıt” sesi ve ayna gibi metaforlar denizine dalıyoruz. Yazarın sohbet eder gibi anlattığı üçüncü şahısları dinliyoruz. Sık sık Sadri Alışık’a selam gönderiyoruz. İsmi ayrı, kapak düzenlemesi ayrı güzel olan bu kitabın niş bir tarafı var. Yazar belli bir okur kesimine hitap ediyor.
Kitabı bitirince filmini de izledim. Erdal Beşikçioğlu (Zalım ne oynasa hakını veriyor) ve Sezin Akbaşoğulları’nın rol aldığı filmi başarılı buldum. Kitapla aynı değildi, üslupları farklıydı zaten aynı olması da pek mümkün değildi. Kitaba göre filmin ayakları yere daha sağlam basan bir şekilde uyarlanmıştı. Kitabın sonu da güzeldi filminki de. Sonu ile ilgili spoiler olacak düşüncelerimi en sona ekliyorum efenim.
Kitabı da filmi de beğendim efenim. Okuma zevkinize hitap eder mi bilmem ama ben sevdim.
Puanım: 9/10
***Kitapta bahsi geçen şarkıların bazılarını bulamadım ama bulabildiğim kadarıyla ve dinlediğim isimlerle çalma lisemiz şu şekilde efenim:
1- Orhan Gencebay- Yazıklar Olsun
2- Ferdi Özbeğen- Satmışım Anasını
3- Ajda Pekkan- Ayıpsın Ayıp
4- Mustafa Sağyaşar- Dönülmez Akşamın Ufkundayız
5- Tarkan- Hepsi