şule demirel

şule demirel
@suledem
Şimdi anlıyorum. Biliyor musun, hayatta her şey gerçekleşmeli, her şey yerini bulmalı. Ve bu çok yavaş bir süreç. Kararların, hayallerin, amaçların pek bir faydası olmuyor. Bir evde mobilyaların kalıcı yerini bulmanın ne kadar zor olduğu hiç dik katini çekti mi? Yıllar geçer, sen her şeyin doğru yerde olduğunu düşünürsün ama yine de içinde, bir terslik olduğuna dair hafif bir şüphe vardır, belki de koltuklar doğru yerde durmuyordur, belki de büfenin yerinde masanın olması gerekir. Ve sonra, on ya da yirmi yıl sonra insan kendini hiçbir zaman bütünüyle rahat his setmediği, alanla mobilyanın bir türlü birbirine oturmadığı odaları gezerken birden hatayı görür, kendi kafasındaki taslağı ve odanın gizli düzenini görür, birkaç mobilyayı oradan oraya iter ve ona nihayet her şey yolundaymış gibi gelir. Ve birkaç yıl boyunca ger çekten de odanın işte şimdi doğru olduğu duygusunu taşır. Daha da sonra, belki bir on yıl daha geçince, yine memnuniyetsizliğe kapılır, çünkü biz nasıl değişiyorsak, mekân duygumuz da değişir; insanın etrafında hiçbir zaman değişmez bir düzen olmaz. Aynısı hayat için de söz konusudur; yöntemler oluşturur ve uzun süre zaman planımızın mükemmel olduğunu düşünürüz, sabah çalışır, öğleden sonra yürüyüşe çıkar, akşam kendimizi geliştiririz. Ve bir gün gelir, gündelik akışın ancak tam ters yönde katlanılabilir ve 166 T.me/Cinciva anlamlı olduğunu fark ederiz, nasıl olup da yıllarca böyle saçma bir düzenlemeye göre yaşadığımızı anlayamayız. Böylece içimizde ve etrafımızda her şey değişir. Her şeyin bir mühleti vardır, yeni düzenin, yeni ruhsal huzurun; hatta değişim bile, günün birinde zamanaşımına uğrayacak, kendine özgü bir kanuna göre gerçekleşir. Neden? Belki günün birinde biz de zamanaşımına uğrayacağımız için. Ve bize ait olan her şey de.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Reklam
söylendiğine göre vaktiyle Yunanlar kültürlüymüş, çünkü bütün halk mutlu olma becerisine sahipmiş. Hepsi; küçük figürler yapan çömlekçiler, yağ tüccarları, askerler, pazar yerindeki halk, güzelin ve iyinin ne olduğunu tartışan bilge adamlar. Düşünsene, hayatında mutluluğun yeri olan bir halk. Sonra bu halk ortadan kaybolmuş ve geriye sadece Yunanca konuşan insanlar kalmış; ki bu aynı şey değil.
Sayfa 305·Kitabı okudu
İnanç ile şüphe etmenin dışındaki yol nedir ki... İnanç, bilmediği halde şüphe etmemek; ötekiyse, bil­mediği halde şüphe etmektir.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir. Yol, yukarıya, ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir.
“başımıza gelenleri kontrol edemeyiz. ama başımıza gelenleri nasıl yorumladığımızı ve nasıl tepki verdiğimizi her zaman kontrol edebiliriz.”
Sayfa 92·Kitabı okudu
Reklam