Okurken gitgeller yaşadığım bir kitap. Kitap bir idam mahkumunun gözünden anlatılmış. İdama karşı olan bir yazar..
İdama karşı mıyım? Hem evet, hem de hayır. Dedim ya kitabı okurken gitgeller yaşadığım bir kitap. Kendimi idam mahkumunun yerine koydum. İçim ürperdi. İdama karşıyım dedim. Sonra daha kendini bilecek yaşa gelmeyen çocukları öldüren katilleri, tecavüze uğrayıp katledilen kızlarımızı, kadınlarımızı düşündüm. Ortada kalan çocukları, gözü yaşlı anne babaları... Kendimi onların yerine koydum.. Bilemedim yani. Dedim ya kitabı okurken gitgeller yaşadım.
Bir taraftan da idam onlar için kurtuluş olur kanısındayım. Tek kişilik hücrede soğuk taş duvarların arasında ölene kadar tutulsunlar. Kendileriyle, vicdanlarıyla ölene kadar yüzleşsinler.. Her gün tekrardan ölüp, ölüp dirilsinler istiyorum.. Bir tarafta da kader mahkumları var..
Bilemedim yani.. Peki sizce?
Hapiste insanın zaman kavramını kaybettiğini okumuştum. Ama bunun benim için pek de anlamı yoktu. Günlerin nasıl hem uzun hem bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım. Yaşaması uzundu elbette, fakat o kadar genişlemişlerdi ki sonunda iç içe geçiyorlardı. Adlarını yitiriyorlardı. Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi.