5/10
·152 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:42
Yahya Kemal'in daldan dala attığı kimi zaman Osmanlı kimi zaman Avrupa tarihi üzerine mülahazalarının yer aldığı kitabın dili de sade olmamakla birlikte, ortaya sunduğu kimi görüşler de fazlasıyla tartışmaya açık cinsten. Akıntılarını okusanız kâfi diye düşünüyorum. Herkese bol istifadeli okumalar dilerim.
Tarih
Tarih MusâhabeleriYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 202481 okunma
10/10
·
Beğendi
TÜRK SANATININ BÜYÜK USTALARI HÜSEYİN ZEKAİ PAŞA NİLÜFER ÖNDİN "Türk Sanatının Büyük Ustaları"adlı seri ,Türk sanatının gelişim evrelerinde önemli yer alan büyük sanatçıları mercek altına alıyor. Seride yer alan kitaplar yalnızca birer yaşam öyküsü sunmakla kalmıyor,okura ,manzara ve natürmortlardan ibaretmiş gibi görünen ilk Türk resmi örneklerinde gözden kaçırmaması gereken nüansları nasıl yorumlayacağına dair bilgiler de sunuyor. Kitapta Hüseyin Zekai'nin hayat hikayesi yanında ayrıca ressam kimliği ele alınır .Işık, gölge, perspektif ve estetik algısına sahip bir sanatçı olarak detaylı incelenir. *** Hüseyin Zekai Paşa 1860 yılında Üsküdar'da doğar. Üsküdar İhsaniye'deki Fıstıklı Mektebinde ilköğretimini tamamladıktan sonra askeri rüştiyeye ve ardından da Kuleli Askeri İdadisine gider. Hüseyin Zekai Paşa Mektebi Harbiye'de okurken Süleyman Seyit'in öğrencisi olur. Natürmort ve peyzajlarıyla, perspektifi üç boyutlu izlenimi veren batı tarzı resim anlayışını benimseyen Süleyman Seyit resim bilgisini öğrencisi ile paylaşır. Sultan ikinci Abdülhamid'in takdirini kazanan Hüseyin Zekai Paşa Mektebi Harbiye'de öğrenci iken sarayda yaver olarak görevlendirilir. Yaver ressam olarak görev yapan paşa saraydan kendine bir eş seçer. Sanat kariyeri boyunca Yıldız Çini Fabrikası için tasarımlar da yapar. Sultan Hamit'in fotoğraf albümlerinin hazırlanması amacıyla kurulan komisyonda görev alır, askeri müze kurulması için oluşturulan komisyonun üyesi olur. Entelektüel kişiliği sayesinde mihmandarlık yaptığı ve aralarında Paul Signac'ın da bulunduğu pek çok Avrupa'lı sanatçıyı Üsküdar'daki evinde ağırlar. Manzara ve natürmort ağırlıklı eserleri ile dikkat çeken Hüseyin Zekai Paşa koleksiyonculuğuyla da saygı gören bir asker olarak yaşamın sonuna kadar
Edebiyat
Hüseyin Zekai PaşaNilüfer Öndin · Hayalperest Yayınevi · 202212 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·125 syf.··
2026 53. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Sokak serserisi, Bitirim Leyla çoğunlukla üçkağıttan voliyi vurur, mahallenin henüz bıyığı terlememiş delikanlılarının peşinde gezerken evde, çocuklarının başındaki eşi Süleyman'ı unuturdu. Nitekim mahallenin çoğunda gözü dışarıda işçi veya serseri kadınlar, gezmek, eğlenmek, genç erkeklere laf atmak, onları kaldırmakla meşguldür. Bitirim Leyla yine taşkınlık yaptıktan sonra bayan komiserin onu cezaevine göndermesi sonucu ailesini başsız bırakmıştır. Yokluğunda kocasının başka kadınlara kaçma ihtimallerinden bunalırken cezaevi başgardiyanı, Bitirim Leyla'nın oğlunu evlerinde ziyaret eder. Bu sırada kapılarını çalan Palabıyık Hasan'ı gören başgardiyanın ayranı kabarır ve oğlandan Palabıyığı kendisine ayartma sözü alır. Bitirim'in yokluğunda komşu Palabıyığın eşi Muhasebeci Hayriye'nin yardımıyla fabrikaya işe giren Süleyman'a patroniçe göz koyar; ancak daha sonra zengin olma hayalleriyle Bitirim'in oğlu, ihtiyar patroniçenin kapatması olmuştur. Hapisten çıkan Bitirim, üçkağıttan yolunu bulup genelevde keyfine göre bir erkekle buluştuktan sonra başka bir gün Muhasebeci Hayriye ile akşamına pavyon planı yaparlar. Bu plana patroniçe de dahil olurken ilerleyen saatlerde tarafların kapatmaları da mekanda buluşmuş olur ve yüzleşme gerçekleşir. Orhan Kemal'in kadın-erkek rollerini tersine çevirerek yazdığı eseri oldukça keyifli. Diğer öykü ve romanlarında kadınların hep düşkün veya edilgen olmalarına eleştiri gelmesinden sebepli mi böyle bir eser kaleme aldığını düşündürdü bana. Toplumsal rollere, zihin resmine şartlı insanlara farklı gelecek bir eser. Herkese iyi okumalar...
Edebiyat
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,110 okunma
Puan vermedi·410 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 21:50
Khaled Hosseini kalemini ne kadar çok sevdiğimi artık bilmeyen kalmamıştır herhalde! O kadar büyüleyici bir anlatımı var ki, yazdığı her kitabın son sayfasını kapattığımda günlerce, hatta haftalarca etkisinden çıkamıyorum. Bu, yazardan okuduğum üçüncü kitaptı. Kitaplığımda henüz dokunmadığım bir eseri daha kalmış olmasının mutluluğu içindeyim; inşallah onu da bu yıl bitmeden keyifle okuyacağı ​Ama bu kitap, yazarın diğer hikâyelerinden biraz daha farklıydı benim için. Konu tek bir çizgide ilerlemiyor; her bölümü bambaşka bir karakterin gözünden okuyoruz. Düşünsenize, o devasa kurguda bir sürü insanın hayatına, acısına tek tek misafir oluyorsunuz. Hepsi içimde ayrı bir yere dokundu ama Nebi’nin yeri bende gerçekten çok çok başkaydı. Markos’un annesini de ayrıca çok sevdim. ​Hikâye zaten daha ilk sayfalarda içinizi sızlatan o meşhur masalla başlıyor... Bir babanın çaresizlikten evladını deveye vermesi ve sonrasında peşini bırakmayan o dev vicdan azabı... Peri’nin babasının da kızını daha iyi bir geleceği olsun diye zengin bir aileye evlatlık vermesi, ama bunu yaparken onu canından çok sevdiği kardeşinden ayırması kalbimi paramparça etti. ​Abdullah’ın o can yakıcı kardeş hasretini okurken adeta içimde hissettim. Kitap boyunca hep "Bu iki kardeş acaba bir gün yeniden yan yana gelebilecek mi?" merakıyla sayfaları çevirdim. Geldiler gelmesine ama... Ah, nasıl geldiler... O sahneler gerçekten çok sarsıcıydı. ​Kitaptaki üvey dayılar, Nebi ve Süleyman da beni derinden etkileyen karakterler arasındaydı. Nebi, sen gerçekten o kadar güzel, o kadar iyi niyetli bir adamsın ki sana hayran kalmamak elde değil! Tabii bir de Peri var... Ah Peri, kitap boyunca sana o kadar çok kızdığım yer oldu ki! "Keşke ama keşke böyle yapmasaydın" dediğim anlar tek bir yerle de sınırlı kalmadı
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 15. kitabı
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ülkenin eğitim atılımlarının anlatıldığı bir kitap. Anadolu köylerini terkedilmişliğinden kurtarmanın, onları ileriye taşımanın yollarının aranmasının hikayesi. Eğitim sadece çocuklara okuma yazma öğretilmesi olarak görülmüyor, tüm köylünün tarım, hayvancılık, temizlik, imar konuları ile birlikte kapsamlı bir şekilde ileriye taşınmasından bahsediliyor. Konuya bu şekilde bütüncül yaklaşılması benim çok hoşuma gitti. Köy öğretmeni bir anne babanın kızı olarak köyde öğretmenin ne demek olduğunu biliyorum. Günümüzde de eğitimin bu şekilde bütüncül olarak görülmesi ve uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Eğitmen okullarının nasıl kurulduğu da çok önemli çünkü ileride Köy Enstitüleri için tecrübe teşkil edecek. Köy Enstitülerinin temellerinin atıldığı günlere şahitlik etmek isterseniz okumanız gereken bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
Eski Bir Öğretmenin AnılarıSüleyman Edip Balkır · Cumhuriyet Gazetesi · 199838 okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,405 okunma