"Güneydoğu Avrupa'dan peş peşe gelen, Osmanlıların kaygı verici ve durdurulamaz ilerleyişine ilişkin haberler, II. Pius'un taç giyme törenine (3 Eylül 1458) gölge düşürmüştü. Roma'ya yerleşen yeni Papa'nın aklında tek bir düşünce vardı: Türklerle savaşmak."
Diyarbakır içme suyu; kantaralarla (taş sukemerleri) Karacadağ eteklerinden getirilen, fermanı da Kanuni Sultan Süleyman tarafından yazılmış, neredeyse beş yüz yılık Hamravat Suyu'ydu.
Halife, ayrıca Sultan Tuğrul'u "Doğu ve Batı (Dünya)'nın hükümdarı (Melikül-Maşrık vel- Mağrıb), Halifenin ortağı (Kasîmu Emîrilmü'minin) ve Dinin Temeli (Rüknüddin)" lakaplarıyla lakaplandırdı (Ocak 1058). Böylece düzenlenen bu törenle Selçuklu sultanı Tuğrul Bey, resmen halifeden İslâm âleminin hâkimiyetini, maddî kudret ve kuvvetini eline aldığı gibi, temsil yetkisini de kazanmıştır. Böylece Abbasî halifesi, sadece İslâm âleminin dinî lideri olarak kalmış oluyordu.