“İşte bu kitap meşhur filozof Fisagor'un müritlerinden biri tarafından yazılmış," dedi. "Ruhun bir âhenk olduğunu ileri sürüyor. Bir de bu kitabı tercüme eden kişinin yazdığı yoruma bak: İnsanı yaratan Tanrı ona ruh üflemiş. Ama ney üfleyenlerdeki gibi bu üfürüğün bir sesi de varmış. Bu ses de muhayyer ile sünbüle arasında meçhul bir sesmiş. Anlattığına göre ruh bir nağme imiş, öyle ki bu nağme segâh ile buselik arasındaki bir sesle bitiyormuş.
"Kainat dengeyi zıtlıkla kurar"
"Söz konusu kuşatıcı küre, karpuz dilimleri tarzında 12 kuşağa ayrılmıştır ve bu kısımlardan her biri "burç" olarak isimlendirilmiştir. Onların isimleri şöyledir: Koç (Hamel), Boğa (Sevr), İkizler (Ceza), Yengeç (Seretân), Aslan (Esed), Başak (Sünbüle), Terazi (Mizan), Akrep, Yay (Kavs), Oğlak (Cedî), Kova (Delv), Balık (Hût). Her biri 30 derece olmak üzere, burçların tamamı 360 derecedir" "Burçlarda her çift, aynı madalyonun iki yüzü gibidir. Biri diğeri olmadan var olamaz, çünkü ikisi de mükemmel bir göksel denge içindedir"
Sayfa 27·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Türk-Memlük devletindeki bir eserde yaratılış hikayesi
"İlk çağda yağmurdan hasıl olan seller Karadağcı denilen bir dağdaki mağaraya çamur sürükleyip getirdi ve bu çamurları insan kalıbına benzeyen yarıklara döktü. Su ile toprak bir müddet bu yarıklarda kaldı. Güneş Saratan burcunda idi ve sıcaklığı çok kuvvetli idi. Güneş, su ve toprak döküntülerini kızdırdı, pişirdi. Mezkûr mağara kadının karnı (batnı) vazifesini gördü. Su, toprak ve güneşin harareti (ates) unsurlarından ibaret olan bu yığın üzerinden dokuz ay mutedil rüzgâr esti. Böylece dört unsur birleşmiş oldu. Dokuz ay sonra bu yaratıktan insan şeklinde bir mahlûk çıktı. Bu insana Türk dilince 'Ay Atam' denildi ki 'ay baba' demektir. Bu 'Ay Atam' denen kişi sağlam havalı ve tatlı sulu yere indi. Kuvvet ve neşesi günden güne arttı, orada kırk yıl kaldı. Sonra seller bir daha aktı, yukarıda zikredildiği gibi mağaradaki yarıklara toprak doldurdu. Güneş Sünbüle yıldızında idi. Binaenaleyh bu toprağın pişmesi zamanı güneşin aşağı indiği devre tesadüf etti ve bundan dolayıdır ki bu topraktan yaratılan kişi dişi oldu. Bu dişi kişiye 'Ay-va' adı verildi ki 'ay yüzlü' demektir. Ay Atam ile Ay-va evlendiler. Bunlardan kırk çocuk dünyaya geldi. Yarısı erkek yarısı dişi idi. Bunlar birbiriyle evlendiler. Ana ve babaları öldükten sonra çıktıkları mağaraya gömüp ağzını altın kapı ile kapadılar ve kapının yanına çiçekler koydular." Ebûbekir bin Abdullah bin Aybek ed-Devâdârî, Mısır'daki Kıpçak Türk Devleti (Memlük) sultanlarından Muhammed bin Kalavun zamanında yaşamış Türk asıllı bir tarihçidir. Dureru't-Ticân ve Gureru Tevârîhi'l-Ezmân adlı tek ciltlik ve Kenzu'd-Durer ve Câmiu'l-Gurer adlı dokuz ciltlik iki dünya tarihi yazmıştır. Arap dilindeki bu eserlerin yazmaları İstanbul kütüphanelerinde bulunmaktadır Ebûbekir bin Abdullah, birbirini tamamlayan bu iki rivayeti Ulu Han
Ebûbekr bin Abdullah bin Aybek ed-Devâdârî, Kenzu'd-Durer·Kitabı okuyor
Alıntı
Burçlar Grubu
Hamel, Esed, Kavs) e ateş üçgeni derler. Bunların her birinin tabiatı sıcaklık ve kuruluktur. (Sevr, Sünbüle, Cedi) ye de toprak üçgeni derler. Bunların her birinin tabiatı soğukluk ve kuruluktur (Cevza, Mizan, Delv) de hava üçgenidirler ki, bunların da her birinin tabiatı sıcaklık ve nemliliktir. (Seratan, Akrep, Hut) su üçgeni gibidir. Bunların da her birinin tabiatı nemlilik ve soğukluktur. Bunlara sırası ile ateş, toprak, hava ve su burcu da derler. ​Bu 12 burcun bazısını erkek, bazısını dişi tabiatında bulmuşlar, bazısını geceye, bazısını da gündüze nisbet etmişlerdir. Bu görüşe göre altı burç erkek, altı burç dişidir. ​Erkek burçlar şunlardır: Hamel, Cevza, Esed, Mizan, Kavs ve Delve'dir. Dişi burçlar da şunlardır: Sevr, Seratan, Sünbüle, Akrep, Cedi ve Hût'tur. Sırasıyla bu 12 burcu, biri erkek, biri dişi olarak sayarlar. Ateş ve hava burçları erkek, toprak ve su burçları dişi sayılmış ve erkek olan burçlara gündüz, dişi olanlara da gece denilmiştir.
Sayfa 751·Kitabı okudu
Alıntı
Sümbülün farklı alanlarda kullanı-lan terim adları da onun kültürel zenginliğini gösterir: "Sünbüle” ya da "muhayyer sünbüle" musikide bir makam, "sünbüli" hat sanatında bir yazı çeşidi, “sünbüle" astrolojide Başak Burcu, "Sünbüliye" tasavvufta Halvetî tarikatının bir kolu, "sünbüli" meteorolojide kapalı ve bulutlu B havalar için kullanılan bir terimdir. Ayrıca klasik Türk edebiyatında redifleri sümbül olan ve buna bağlı olarak nesib bölümünde sümbül konusunu işleyen kasidelere "sünbüliyye" denilmektedir.
Ve hakeza
Zindandan bostana çıkmak, dâneden sünbüle geçmek ayn-ı lezzettir.
Risale-i Nur