İslâm inancının temelleri; bu kâinatta, geçmişte, bugün ve gelecekte, hiçbir zerrenin Allah'ın ilminden bağımsız hareket edemeyece ği gerçeğine dayanır. Tüm yaratılmışlar, halihazırda yaratılanlar ve yaratılacak olanlar, ancak O'nun yaratmasıyla mümkündür. O aynı zamanda, bizzat kendi kitabında "sünnetinde değişiklik bulamayacağımız" garantisini de bize verendir. Yani evrendeki ilahi (fiziksel) kanunların değişmeyeceğinden hareketle, onları anlama görevi bize verilmiştir. Bilim ne bulursa o Sünnetullah'tır. Bazen belki yanlış anlar ama düzeltmek de ancak bilgiyle ve araştırmak-la mümkündür. "Bilmek" için Kur'an'ın bizi yönlendirdiği tek yer "yaratılmış ayetler", yani şu muhteşem kâinattır. O'ndan hakkıyla korkanlar ise O'na hakkıyla saygı duyanlar, ancak "bilenler"dir... Bu son okuduğunuz ifadelerin tamamı Kur'an-ı Kerim'de değişik biçimlerde bolca zikredilir.
Allah-u Teâla yaratılıştan her ne yaratıp şu dünya evinde yaymışsa onları bir imtihan ile sınamıştır.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
S: Nedir şu tabiat, kavanin, kuva ki, onlar ile kendilerini aldatıyorlar? C: Tabiat, âlem-i şehadet denilen cesed-i hilkatin anasır ve a'zâsının ef'alini intizam ve rabt altına alan bir şeriat-ı kübra-yı İlahiyedir. İşte şu şeriat-ı fıtriyedir ki, sünnetullah ve tabiat ile müsemmadır. Hilkat-i kâinatta cari olan kavanin-i itibariyesinin mecmu ve muhassalasından ibarettir. Kuva dedikleri şey, her biri şu şeriatın birer hükmüdür. Ve kavanin dedikleri şey, her biri şu şeriatın birer mes'elesidir.
Allahualem hayrın yolları vardır ve o yolda başka hayırlar kolaylaştırılır, şerrin yolları vardır ve o yolda başka şeyler kolaylaştırılır. Bu Allah'ın kainattaki değişmeyen düzenidir. (Sünnetullah)
"Babamızın Yusufa olan sevgisi yüzünden şu anda çok kötü bir durumdayız. Ondan kurtulursak her şey düzelecek, konumumuz iyileşecek." Yani zihinleri tamamen kilitlenmiştir. Hayatlarındaki bütün olumsuzlukları Yusuf'un varlığına bağlamışlardır. Kendi eksiklerini, kendi davranışlarını veya kendi tutumlarını hiç sor-gulamazlar. Her şeyi tek bir kişiye yüklemek için hazır bekle-yen bir psikoloji içindedirler. Oysa burada çok temel bir Sünnetullah gerçeğine aykırı bir düşünce vardır: Allah hiçbir zaman bir kulunun hayatını, başka bir insanın salt varlığı yüzünden karartmaz. İmtihanın doğası böyle değildir. Bir insanın başına gelen problemlerin kaynağı, çoğu zaman kendi tercihleri, kendi hataları ve kendi zaaflarıdır. Bu yüzden Kur'ân insanı sürekli kendini sorgulamaya davet eder. Suçu başkasında, özellikle de başkasının varlığında aramak ise şeytanın insana empoze ettiği düşüncenin ta kendisidir. Kişi kendi iç dünyasındaki problemi fark etmek yerine onu dışarıya yansıtır. Böylece hem gerçeği göremez hâle gelir hem de masum birini hedefe koyar. Yusuf un ağabeylerinin yaşadığı tam olarak budur.
Wouv..
88. "Rahman, çocuk edindi dediler." 89. "Yemin olsun ki, çok kötü, çok ağır bir iddiada bulundunuz." 90. "Bu sözden dolayı, az daha gökler çatlayacak, yeryüzü yarılacak, dağlar yıkılıp gidecekti." 91. "Bütün bunlar, onlar Rahman'a çocuk isnat etti diye olacaktı." Kainatın canlı ve bilinçli bir varlık olduğunu çokça kuranda geçen ifadelerden biliyoruz. Ama bu öyle bir ayet ki o iddiaya fıtraten verdikleri tepkilerinden bahsediyor. Yaratıcılarına yapılan bu derece büyük bir iftira Allah'ı savunan kainatın, gösterdiği fıtri bir reflekste infial olmuştur. Ancak Allah’ın merhameti, sabrı ve koyduğu düzen (sünnetullah) bu tepkilerinin gerçekleşmesine engel olmuştur... Wouv
Sayfa 312 - Meryem suresi
Alıntı