sunset limited

sunset limited
@sunsetlimited
Ailemizin sahip olduğu tek şey babamın marangoz atölyesi, etrafta söylenenlere bakılırsa babam kasabanın en iyi mobilyacı marangozu ama para kazanma konusunda başarısız. Kasabada çok insanı tanıyor ne var ki burası babamın işini profesyonel olarak yapıp parasını da ona göre almasına imkân tanımayacakka-dar küçük bir yer. Müşteriler Danmarksgate Caddesi'nden gelip parke taşları buz tutmuş meydandan geçerek dükkâna, marangoz tezgâhının üzerine asılı lambanın aydınlattığı o sarı renkli alana girerler, gölgeleri yerdeki yonga ve talaşların, duvar dibine yığılı kereste yığınlarının üzerine düşer. Mekânın tam ortasındaki şerit testere tezgâhının biraz uzağında durup bir yandan babamın kullanmaktan rengi kararmış marangoz aletleriyle oynarken bir yandan da hayat şartlarının şimdiye dek hiç böylesine berbat olmadığından söz ederler. Babam başını sallayarak onları dinler ve tanıdığı bu insanlara filancanın annesinin kalça çıkığının iyileşip iyileşmediğini, filancanın oğlunun nasıl olduğunu sorar. Ah, hiçbir şey iyiye gitmemektedir, babam yine başını sallar, evet o da durumun farkındadır. İnsanlar kapıdan çıktıklarında geride tozlu bir boşluk bırakırlar, hava bir yün kesenin dibi gibi tiftik tiftik ve donuk renklidir, babam yarım bıraktığı işine döner, eğrilmiş bir dolabı ya da şifonyeri düzeltir, kırık dökük kısımları yeniden yapar, zımparalar ve ta ki ahşabın derinlerindeki ışık yüzeye çıkana dek elindeki bezlerle ovuşturur, cila çekmeden parlatır, kemik tokmaklar, tutamaçlar takar. Birkaç gün sonra müşteriler eşyalarını almaya geldiklerinde babamın tamir ettiği mobilya tıpkı ilk yapıldığı günkü gibi, hatta daha da güzel bir halde atölyenin orta yerinde durmaktadır. Mobilyanın bu halini ifade edecek sıfatı bulmak üzere yıllarca sözlüklere baktım, kitap karıştırdım ve sonunda
Sayfa 49·Kitabı okudu
Reklam
Hayat
"Yirmi üç yaşındayım ve hayat bitti. Şimdiden sonrası yalnızca hayattan artakalanlar."
Sayfa 2020·Kitabı okudu
İskandinav Edebiyatı
Az, çoktur!
Az, çoktur. Yıllar önce metin yazarlığı eğitimi almaya başladığımdan bu yana bu lafı çok duydum. Bu mesajı hep sevmişimdir. Azaltarak çoğaltılabilir. Bu her zaman doğru değil. Ama genellikle doğru. Ve bu cümle şu anda olduğu kadar anlamlı gelmemişti hiç. Az, çoktur. Tekteker, iki tekerden çoktur. Daha yakındır, daha derindir, daha yüksektir ve sonsuza doğru alır götürür.
Sayfa 195·Kitabı okudu
Ve canın da bir bedeli var
Düşüş, zarafetin karşıtı. Özellikle tek tekerden düşüş. O zaman belaya davet çıkarıyorsunuzdur ve hak ettiğinizi de alırsınız. Bununla birlikte düşmeden de olmazdı. Bu işin bir parçası. Uyanık olmayı asla elden bırakmamak için bir uyarı. Konsantrasyon kesinlikle bir an bile bozulmamalı. Bu bir parça evinizde beslediğiniz hayvanınızın ölmesinin klasik ikilemine benziyor. Öldüklerinde çok üzülüyorsunuz. Ama öleceklerini bile bile onları sahiplenmekten vazgeçmiyorsunuz. İnsan, canı çıkana kadar can taşıyan şeyleri istiyor. Ve canın da bir bedeli var. Can kıymetli.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Norveç Edebiyatı
Tek tekerlek bisiklet
"Benimle karşılaştıklarında bana gülümsemeyen, tam tersi kendilerini tehdit ediliyormuş hisseden insanlara rastlıyorum hala. Belki haftada bir ya da iki defa ortaya çıkıyorlar, çoğunlukla köpekleriyle, bana öyle bakıyorlar ki bunu kınama ve kızgınlığa yormaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Zaten dünyadaki tüm aptal şeyler üzerine derin düşünceler içinde olduklarını düşünüyorum. Kronun değer kaybetmesi, petrol kaynaklarının yavaş yavaş tükenmesi, imar müdürlüğünün pürüz çıkardığı şu inşaat meselesi, korona salgını falan, sonra da ben gözlerine çarpıyorum, işte o an bardağı taşıran son damla geliyor. Bu kadarı da fazla artık. Kahretsin, diye düşünüyorlar, bu herif de kendini ne sanıyor? Neden ortalıkta herkes gibi hareket edemiyor? Çok sıkıcı ve gereksiz."
Sayfa 104·Kitabı okudu
Norveç Edebiyatı
Reklam