Geri Bildirim
  • "Kayra ben kimi aldatıyorum?"
    Sorusunun cevabını biliyordu ama kabullenmek istemiyordu.
    "Kimi seviyorsan onu aldatıyorsun!"
    Gözleri uzaklara dalıp giderken , sanki karşısında sevdiği ve aldattığı adamı görüyordu. Sustu! İmge sustu mu, gözleriyle susardı. Ve sessizliği ne zaman gözlerine taşısa , ardı ağlamak olurdu. Ağlayış gecikmedi gözlerinde. Hıçkırıklar içinde :
    "Bütün gece aradım . Cevap vermedi. Telefonunu da kapatmadı . Kalkıp yanına gitmekten başka yolum yok ! Her şeyin gerçekten bittiğini, gözlerine bakıp anlayabilirim ancak. Bana "bitti" demesi , inanmama yetmiyor !"
  • HASARI TESPİT EDİN YETER..
    BEDELİNİ FAZLASINA CANIMI EKLEYİP ÖDEYECEĞİM..
  • Gitmeni istemiştim, kalışına bayram etmeye hazırken.
    Hemen gitse demiştim, bir daha ne zaman geleceğini hesaplarken.
  • Devam eden sözleri içimi acıtmıştı söyleyeceklerim vardı belkide susacaklarım...
  • ARDIMA DÖNÜP BAKMADIM..
    BİLİYORDUM Kİ, DÖNÜP BAKTIĞIMDA ONUN BANA BAKMADIĞINI GÖRECEKTİM..
  • Bu incelemeyi yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım.Yazacaklarımın eksik kalmasından korktum sanırım.Bir inceleme yazmak sanıldığı kadar da kolay değilmiş dedim.Nereden başlayıp,hangi konulara,ne şekilde değinmeli ki insan?Sonra oturdum bir ucundan tutup yazmaya başladım...İlk olarak kitapta verilen bilgiler doğrultusunda Mehmed Uzun'un yaşamına kısaca değinmek isterim.Zira bir kitabı okurken yazar hakkında da bilgi sahibi olunması gerektiğinin kanaatindeyim.

    Mehmed Uzun Modern Kürt edebiyatının yaratıcılarındandır.Birçok yazar gibi sürgün hayatı yaşamıştır ve bu yaşadıklarını kitaplarının her bir cümlesinde görmek mümkün.12 Mart 71'den sonra başlayan "özgürlük avı" dönemlerinde bir fikir suçlusu olarak tutuklanmış,Diyarbakır,Mamak... gibi belli başlı cezaevlerinde yatmış,çok genç yaşta İsveç'e sığınarak siyasi mülteci olarak yaşamak zorunda kalmıştır.Memleket özlemiyle geçirdiği o zorlu yıllar,aileden,sevdiklerinden,geride bıraktığı o buruk anılardan,ülkesinden ve en önemlisi dilinden uzak kalan birinin yazdıkları da acı ve hüzün dolu olur. Bize ise bu hüzne ortak olmak düşer. Lâkin sadece hüzünlenmek de yetmiyor. Okumak ve okutturmak adına yeni adımlar atmak gerekiyor. Mehmed Uzun tanınmalı,tanıtılmalı,sesi daha çok duyurulmalı. Çünkü sadece bir millete değil,çok kültürlü olan bu dünyaya,bu ülkeye,bu insanlara ders verecek,kalkındıracak eserler verdi. O da her yazar gibi anlaşılmak istedi...Daha çok yazmak,daha çok anlatmak istiyorum.Mehmed Uzun'un bende olan yeri apayrı. Duyguları,düşünceleri,yazdıkları ve yaşadıklarıyla içimde,kalbimin en ücra köşesinde çoktan yer edindi. Bu kitabı okurken dedim ki "Anlat Mehmed Abi. Sen anlat biz dinleyelim,öğrenelim,araştıralım. Sen anlat gözümüz yaşlı,yüzümüz kızarmış,bambaşka bir kişiliğe bürünerek,bizlere verdiğin demetlere deste deste bilgiler koyarak yola çıkalım. Anlatalım,anlattıralım..."

    Evet kitap okuyormuş gibi değil de,Mehmed Uzun karşımdaymış da bana anlatıyormuş gibi hissettim. Abarttım mı? Kimilerine göre evet,kimilerine göre hayır. Ama okudukça,o lezzeti aldıkça daha çok okumak,araştırmak istiyorum. Ve önümde upuzun bir yol,öğreneceğim çok şey var...


    NAR ÇİÇEKLERİ
    Bu bölümde Mehmed Uzun'un çocukluk yıllarına doğru yavaşça süzülüyoruz.Yaşamına yön veren,etkileyen birkaç insan ve sürekli dile getirdiği Nar çiçekleri peşimizden geliyor.İçimizi burkan birkaç anı,yer yer gözyaşımızı tutamadığımız acı gerçekler...Katledilmiş insanlar,yok edilmeye çalışılmış diller ve kültürler,çıkarları uğruna bağnazca komşusunu öldüren "insanlar"... Ve daha bilmediğimiz,bilip de bilmezden geldiğimiz birçok olay ile yüzleşiyor,bir kez daha vicdanımızı yokluyoruz.

    BİR HÜZÜNDÜR AYRILIK
    Ülkesinden göç etmiş,göç etmeye mecbur bırakılmış,ömrünün büyük bir kısmını sürgün hayatıyla geçirmiş,memleket hasreti ile yanıp tutuşmuş, mezarlarının bile nerede olduğu bilinmeyen birçok yazar ve şair. Türk,Kürt,Arap,Ermeni... Tanıdığımız ve tanımadığımız bu güzel insanları Mehmed Uzun kalemiyle yâd ediyor,okumadıklarımızı okumak istiyor,okumuş olduklarımızı ise tekrar okumak ihtiyacı duyuyoruz.

    ŞİDDET VE KÜLTÜREL DİYALOG
    Mehmed Uzun'un kendisinin de belirttiği gibi Kürt sorunu,nedenleri ve çözüm yollarına ilişkin kendi görüşlerinin yer aldığı bölüm. Kendi dilini kullanıp,kendini özgürce ifade etmek istediği için hapishane köşelerinde yaşadıklarına kısaca değinmiş olması bile yüreklerimizi burkuyor. O ağladığını belirttikçe,o utanç verici günleri gözümüzde canlandırmaya çalışıyor ve biz de bir Mehmed Uzun oluyoruz. Onunla birlikte göğüs geriyor,güçlü olması için destekliyor ve teselli ediyoruz.

    ÇOKKÜLTÜRLÜ TOPLUM
    "Çokkültürlü,çok kimlikli toplum nasıl olmalı?" konulu konferansta düşünce ve deneylerini Türkçe olarak ifade ediyor Mehmed Uzun. Türkiye'nin ve İsveç'in çokkültürlü topluma bakış açılarını değerlendirilerek gözler önüne serilmiş. O dönemde ve geçmişte yapılan yüz kızartıcı tutumlar bugün bile sergilenmekte. Bugün bile bizden olmayanlara, farklı kültürlere ve değerlere kapalı duruma gelmişiz. Peki ya bizden olmayana karşı saygı duysak, hoşgörsek,dışlamasak? Kişiliğimizden ne kaybederiz? Mehmed Uzun'un kendi deyimiyle : "Söyleyin,başta Türkiye olmak üzere bunun herkese yararı olmaz mı? "

    KAN KANLA YIKANMAZ
    Antolajiya Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyatı Antolojisi)'nin yayınlanmasına ilişkin düzenlenen gecede yapılan bu kısa konuşmayı okuduktan sonra antolojiyi temin etmek istedim. Diğer bölümlerde de adı geçen birçok yazar ve kitap var. Aynı şekilde onları da en kısa sürede araştırmak istiyorum. Bu konuşma içersinde "Umarım,Kürtçe ve Türkçesi iyi olan arkadaşlar günün birinde bu antolojiyi Türkçeye de çevirirler ve Türk okuyucusuna da bu ilginç yazarları ve edebi metinlerini sunarlar. "diyor Mehmed Uzun. Daha ne duruyorum ki diye iç geçirdim. Eksik bilgilerin üzerine bir yığın daha ekleyip bu bölümü bitirdim.

    ÖTEKİLER
    Evet ötekiler,ötekilere duyulan saygı,sevgi,hoşgörü... Homeros,Ksenephon,Memê Alan,Faulkner, Canetti, Seferis,Perse ve Kemal. Ve daha niceleri... Mehmed Uzun okudukça etkilendiği,mutlu olduğu yazarlar ve kitaplarına,ötekilere değiniyor kısaca. Bu defa Çokkültürlülük temasını Edebiyat ile bağdaşlaştırıp gözümüzün önüne getiriyor. Öğrenmemiz için,kendi değerlerimize duyduğumuz saygıyı ötekilere de duymamız için. Çokkültürlü bir toplum olabilmemiz için. ..

    MUSA ANTER 'E AĞIT
    Ne kadar samimi,içten bir sesleniştir bu böyle. Masalsı bir anlatım ile gülümseyerek,aynı zamanda hüzünlenerek,bir şehri;Diyarbakır 'ı güzellikleriyle ve içinde barındırdığı nice acı dolu hikayeler olduğunu bilerek bir film şeridi gibi göz önünden geçiriyoruz . Musa Anter 'i tanımalıyız. Musa Anter'i anlamalıyız. Sevdiği şehirde, o kör kurşunlara siper olan bu güzel insanı yeniden okumalıyız. Neden öldürüldü,yaşamına neler sığdırdı,giderken bizlere neler bıraktı?

    AKLIN VE VİCDANIN SESİ
    Musa Anter,Mehmet Sincar, Uğur Mumcu... Türkiye'de durmadan kan akıyor diyor Mehmed Uzun. Vahşetin, zorluğun, şiddetin egemen olduğu bir ülkede aklın ve vicdanın sesinden ne kadar söz edilebilir? İnsanlar ne zaman özgürce düşüncelerini dile getirebilecek? Peki ya bizler daha ne kadar susacak ve katledilen insanların geride bıraktığı eserlere tarafsız bir şekilde,vicdanımızın sesini dinleyerek kulak verecek,saygı duyacağız? Ne zaman?

    YAŞAR KEMAL
    Yaşar Kemal'i bir de Mehmed Uzun'dan dinleyeceksiniz... Bu bölümde herhangi bir şey yazmak istemedim. Çünkü Yaşar Kemal severler, aynı şekilde Mehmed Uzun'un da ne kadar çok değer verdiğini,etkilendiğini göreceklerdir...

    Keyifli okumalar...
  • En kolay olandır gitmek!
    Gitmek hiçbir şeyi bitirmez.
    Aksine durur da yaşar gibi her şey.
    Gidene değil,kalana yoldaş anlar vardır,
    ayrıntıları vardır aşkın en gerisinde.
    Gittiğimi çok sonra anlayacaksın.
    Şimdi uğurluyorsan,
    sende kalan yanlarıma güvendiğin içindir!...

    KAHRAMAN TAZEOĞLU