Bugüne kadar okuduğum kitaplar bana şunu öğretti: Doğru zamanı beklemek diye bir şey yoktur. Doğru kişi, vakti geldiğinde hayatına girer ve kalır. Onu bulduğunda yapılacak şey, incecik iplerle serçe parmağınız birbirine bağlamaktadır. İşte o zaman anlar insan, bu bağın kolay kolay kopmayacağını.
Ama bir başka hakikati de yine kitaplardan öğrendim: Sevgi, karşındakini değiştirmek değildir. Sırf sen birini seviyorsun diye ya da sevmeye niyetlisin diye onu kendin için başka bir şeye dönüştürmenin hiçbir anlamı yok. Çünkü sevgi, var olanı kabullenmek ve onunla birlikte yürümektir.
Ve İmam-ı Gazâlî’nin sözü hatırlatır: “Nasip, senin istemenle değil, Allah’ın dilemesiyle olur. O vakit geldiğinde seni bulur.”
Velhasıl kelam, nasibin ne Kaf Dağı’nın ardında saklı kalır, ne de Nil’in altında kaybolur. O, seni bulacağı vakit zaten yolunu bulur. Çünkü “sana ait olan seni bulur, olmayan da elbet senden uzaklaşır.