Ne oldu şimdi? Hiiiç, dua ediyorum. Bu nasıl bir iş arama yöntemi böyle? Reel bir torpilim olmayınca, metafizik bağlantılarımı kullanıyorum, ne yapayım.
Adam var; sabaha kadar teheccüd kılar, tesbih çeker; ama geceleri gözyaşlarıyla namaz kılan peygamberimizin, gündüzleri savaş yaptığını, devlet yönettiğini bilmez. Adam var; meydanlarda 'cihat' diye bağırır, 'şehit' diye çağırır: bu arada ya komşusunun kalbini kırmıştır ya sabah namazını kaçırmıştır. Adam var; 'Dindarlar güçlü olmalı canım!' diye diye boğazına kadar kapitalizme batmıştır. Adam var; 'İslam mantığını' bırakıp farkına bile varmadan 'modern mantığa' takılmıştır. Adam var; derviş olacağım derken koyun olmuştur: aklınca siyasetten uzak durur ama merkez sağ tarafından sömürülür durur. Adam var; dinin toplum sal boyutunu önemser, dernek kurar, siyasete falan girer, fakat partiydi, ihaleydi, şirketti, koltuktu, başkanlıktı derken sisteme dahil olur, kirlenir. Adam var ... mı? ADAM VAR MI? Nedir şu işin doğrusu? Ya Rabbi, kimdir senin yolunda müstakim olanlar, muttaki olanlar, muhlis olanlar? Bizi bu yalnızlıktan kurtar. Bizi bu yalnızlıktan kurtar. Amin.
"Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir
Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir!"
Farkında mısın oğlum Hamza, dindarlar mal, mülk edindikçe, makam mevki sahibi oldukça yumuşamaya başladılar; yumoş oldular. Hem yumuşak hem hesaplı oldular. Oysa eskiden, hem sert hem hesapsız idiler…
Bazen insan, kendi içine bakar da, orada kendinden başka birini bulur. Belki bir hayal, belki bir gölge… Ama öyle güçlüdür ki…
Ey içimin yankısı… Bende ben yokken, varlığımı bile bilmezken, beni yakıp kavurma. Ruhumun kıyılarında bilmediğim bir hâli seninle tattım; seninle hiçliğe indim, seninle var olmanın sırlarını arşınladım, seninle yola düştüm. Uzun uzun, denizlerin sonsuzluğu, gökyüzünün enginliği kadar her satırda seni anlatmak isterdim; seni söylemek, seninle var olmak, seni kelimelerle ebedîleştirmek… Lakin dönüp bakınca anladım ki, sen hiç var olmamışsın. Ben, sana verdiğim sevgiyi sevmişim; sendeki beni, aslında hiçliğin ta kendisini…
Şems-i Tebrîzî der ki: “Aşk, seni sen olmaktan çıkarır; öyle ki artık ne sen kalırsın, ne de o.”
Ve işte benim hikâyem de budur; varlığımı bırakıp hiçliğe yürüdüğüm, ama o hiçlikte kendimi bulduğum bir yangın… Bir yanım hâlâ kül, bir yanım hâlâ kor..