Uzun zamandır kütüphanemde bulunan lakin hiç elime alıp inceleme zahmetine dahi girmediğim bir kitaptı. Sınav süresince galiba sayfa sayısının azlığı beni cezbetti. Okumadan önce de 1K'da bir göz gezdirdim ve iki kişi dikkatimi çekti.
Biri dini düşüncelerinin değiştirilmesi için kendisine hediye edildiğinden bahseden, bir diğeri Semerkand Yayınevi'ne önyargılarıyla başlayıp son cümlesine kadar bunu savunandı. Neyse işte ikisininde görüşlerini hafızamda kitap bitene kadar yer ettim. Ve sonuç tam bir karalama politikasından ibaret. İnsanların görüşlerine tabi ki saygı duyuyorum ama "görüş" başka, "karalamak" başka bir şey.
Kitapta mezheplerin ve sünnetlerin gerekliliğinden bahsedilmiş. Gayet açık ve yalın bir anlatımla, anlatılmak isteneni çokta güzel geçiriyorlar okuyucuya. Kimse kusura bakmasın ki kitabın hakkı o iki kişinin bahsettiği şeyler olamaz. Bunu neden bu kadar savunduğumu soracak olursanız, bildiğim şeyleri okuduğum için.
Neyse biraz içeriğinden bahsetmek istiyorum. Kur'an-ı Kerim'in son ve büyük rehberi hiç şüphesiz Peygamber Efendimiz'dir (s.a.v)
Kendisinin fiilen veyahut söz ile yaptığı her iş sünnettir. Bunları bildiğinizi biliyorum. Lakin kimi inkarcılar "Kur'an bize yeter!" diyerek, Efendimizin ağzından çıkan her sözün Hakk'tan geldiğini inkara meylederler. Birde bunun üzerine Kur'anı kendilerince çözmeye, tekrar sil baştan hükümlerini araştırmaya başlama cüretinde bulunurlar.
Sünnet, Kur'anın rehberi ve açıklayıcısı hükmünde zaten bu kısır düşüncelerin kendilerini zahmete sokmaları çok yazık..
Bir diğeri mezhep imamlarına bağlanmak zorunda mıyız ?
Siz o sünnetlerin günümüze nasıl ulaştığını zannediyorsunuz, ya da bunu hiç düşünme zahmetine girdiniz mi ?
Dört büyük mezhep imamlarımızı günümüzün hacı hocalarıyla asla bir tutmayınız. Zira kendileri