Seyfullah

Gelişme ve bize ait bir tabir olan tekâmül ile hayata baktığımızda bu temayüllerin fıtratımızda mevcut olduğunu görüyoruz. Belli bir sahada bizden daha farklı ve daha iyi olan bir insan ile temas ettiğimizde, kendi eksikliğimizi de fark ediyoruz. Ve hayat bizden bu eksikliği tamamlamamızı istiyor. Ancak bu farkındalık bir başlangıç noktasıdır. Herhangi bir eksikliği tamamlamak imkân, kabiliyet ve irade meselesidir. Burada yaradılışımız ve kader karşımıza çıkar. Ve her tekâmül sürecinin de bir usul ve üstad gerektirdiğini de asla unutmamamız lazım. Modernist küreselcinin ürünü olan ve nefsimize hitap eden, hırsımızı ateşleyen olgular İslam medeniyetine göre usul ve üstad olamazlar. İmkân ve kader bakımından sınırlanmış insanı, boş ve ümitsiz bir hayale mahkûm ederler. Sadettin Ökten
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İslam medeniyetine göre insanda var olan tekâmül temayülü ilahi bir lütuftur. İnsan bu temayül ile kendisini Yaradan'a yani Allahu Zülcelal'e yaklaşmak lütfuna ermiştir. Bu temayül bütün insanların fıtratında vardır. Modernite bunu ilahi bir lütuf olarak görmüyor. Varoluşsal bir nitelik olarak kabul ediyor. İslam medeniyeti tekâmülün esas sahasının kalp olduğunu söyler. Orada kalbin tasfiyesi, nefsin de tezkiyesi gerekir. Yani kötülüklerden arındırılması… Böyle bir tekamül yoluna girmiş olan İslam medeniyetine mensup insan ötekine hizmet eder. Modernitenin gelişme kavramı ise beden, duygu ve düşünce alanında genişlemeyi ve derinleşmeyi öneriyor. Orada kalpten ve nefisten bahis açılmaz. Modernist insan duygu ve düşünce alanındaki zenginleşme ile ötekinin üzerinde yer alır ve kendisini beşer-üstü olarak görmeye başlar. Bunun diğer adı da Tanrısal olma iddiasıdır. Modernite kalp ve nefisle uğraşmadığı için onun gelişmiş ve donanmış insanı Tanrısal olmaktan başka bir iddia sahibi olamıyor. Bu insanın eylemleri de iç dünyasının iddiası istikametinde tahakküm olarak gerçekleşir. Sadettin Ökten
Din
İnsan, kendisini öteki ile mukayese etmek alışkanlığındadır. Bu mukayesenin bireyin mensup olduğu medeniyet tasavvuruna göre iki veçhesi vardır. "Daha" ile erişilen merhalede siz ötekine hizmeti mi amaçlıyorsunuz, yoksa ötekinin üzerinde yükselip ona tahakküm etmeyi mi? Hizmet amaçlı gelişme İslam medeniyetinin gösterdiği hedeftir. Tahakküm amaçlı gelişme ise modernitenin. Sadettin Ökten
Hayata Dair
Bir Müslüman, hayatını Allah'ın çizdiği sınırlar içerisinde yaşar. Yaptığı işte meşruiyeti esas alır. Onun değerlendirmesinde bir işin insanlar tarafından ne kadar önemsendiği, ne kadar kazandırdığı, ne kadar prestij sağladığı değil Allah'ın değerlendirmesine göre meşru olup olmadığı önemlidir.
Sayfa 20
Din
Hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur. O'dur günahları affeden, O'dur kötülüklerin üzerini örten, bağışlayan. Kul ne kadar günah işlerse işlesin O'nun affından ve rahmetinden asla umut kesilmez. İman varsa ümit vardır. Benim ümidim O'na bağlıdır. Ben bilirim ki O, kulunun zanını üzeredir ve ben tövbe edersem O'nun beni bağışlayacağına inanıyorum. Bana zannımca muamele edeceğini umuyorum
Sayfa 17
Din