Herhangi bir insan sözün başında da söyledik kendi dilemesine, tercihine, irådesine bırakılmış konularda Allah Teâlâ'nın ve Rasulü'nün hükmü dışında bir hükmü tercih eder. O'na alternatif olarak, O'nun rağmına başka bir hükmü tercih eder, onu hayatı-na hâkim kılarsa, o hükmü doğru bulursa, evet, Mâide 44-45-47. âyetlerin muhatabı olur.
Ama böyle bir kastı yoksa, hasbelkader böyle bir mağduriyet yaşamışsa ne yapacak? Kendisini oradan kurtaracak değil mi? Dolayısıyla şunu söylememiz lazım: Bir Müslüman elbette Müslüman olmanın tabii bir neticesi olarak yaşadığı ortamı İslâm'la buluşturmak, İslâm'ın diriltici soluğunu oraya götürmek mükellefiyetindedir. Bunu ulaştırmakla, telkin etmekle emr-i bil ma'ruf nehy-i ani'l münker yapmakla mükelleftir. Elinden geldiğince, dili döndüğünce, gücü çattığınca bunu yapması gerekir.