Andersen ne kadar Dag? Ben Andersen olsaydım?
9/10
·112 syf.··
2026 1. kitabı
Yazarın Mahçubiyet ve Haysiyet ilk ve en kolay okuduğum kitabı oldu. T. Singer ve okuduğum 3. kitabı Profesör Andersen’in Gecesi nisbeten daha zor ilerlese de aldığım tat Dag’ın zihnine dahil oldukça artıyor. Felsefik ve psikolojik çıkarımları, karakterin iç sorgulamalarıyla harmanlıyor, okuduğum her kitabında. 100 sayfa. Bir Noel gecesiyle başlayıp 2 aylık bir süreçte birkaç olay, birkaç diyalog; sıklıkla Andersen’in düşünceleri, derin muhasebeleri, duyguları. Tanrı, inanç, ritüeller ve gelenekler, sanat, varoluş, toplumsal duruş, statü ve sorumluluklara Andersen’in dünyasından, onunla beraber bakarken düşün dünyamızı harekete geçiriyor. Kitap olaylar örgüsüyle devam etmiyor. Sarsıcı değil. Ama bilincime yeni ufuk açma adına minik bir pencereyi aralaması bile anlamlı ve Dag’ın bu konuda başarısını takdir ediyorum.
Edebiyat
Profesör Andersen'in GecesiDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2021653 okunma
Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·224 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 19:10
Hanımlar, beyler Dövüş kulübü’ne hoş geldiniz. Dövüş Kulübü’nün ilk kuralı, dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır. Dövüş Kulübü’nün ikinci kuralı, dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır! Dövüş Kulübünün üçüncü kuralı biri “pes” diye bağırır, sakatlanır ya da bayılırsa dövüş sona erer. Dördüncü kural, bir dövüşte yalnızca iki kişi dövüşür. Beşinci kural her seferde tek bir dövüş gerçekleşir. Altıncı kural t-shirt ve ayakkabı yok. Yedinci kural, dövüş ne kadar sürmesi gerekiyorsa o kadar sürer. Sekizinci ve son kural, eğer bu Dövüş Kulübü’nde ilk gecenizse, dövüşmek zorundasınız. Uykusuzluk hastalığından muzdarip, monoton bir ofis hayatına ve IKEA mobilyalarına hapsolmuş İsimsiz Anlatıcı, hayatındaki boşluğu kanser destek gruplarına giderek doldurmaya çalışır. Bu gruplarda kendisi gibi bir sahtekar olan Marla Singer ile tanışır. Ancak hayatı, gizemli ve karizmatik Tyler Durden ile tanıştığında kökten değişir. Tyler ile birlikte, erkeklerin birbirlerini döverek modern hayatın uyuşukluğundan kurtulmaya çalıştığı gizli bir "Dövüş Kulübü" kurarlar. Kulüp kısa sürede büyüyerek sisteme karşı bir terör örgütü olan Kargaşa Projesine dönüşür. Anlatıcı, Tyler’ın kontrolü ele geçirmesinden rahatsız olmaya başladığında ise sarsıcı gerçeği öğrenir: (SPOİLER) Tyler Durden aslında yoktur. Tyler, Anlatıcı’nın bastırılmış arzularından, öfkesinden ve modern dünyaya olan nefretinden yarattığı ikinci bir kişiliktir. Anlatıcı, kendi yarattığı bu yıkım makinesini durdurmak için kendisiyle, yani Tyler ile kanlı bir hesaplaşmaya girmek zorundadır. Haddimi aşarak Dövüş Kulübü'nün ilk kuralını bozuyorum. Sanırım ikincisini de... ( Dövüş Kulübü hakkında konuşmayacaksınız.) Dövüş Kulübü'nü bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, etrafımı saran o devasa nesne hapishanesi oldu. Tyler Durden bir
1000Kitap
Dövüş KulübüChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 202011,4bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 17:07
Dag Solstad’ın bu eserinde, sıradan bir adamın sıradan hayatına konuk oluyoruz. Kitap başladığında Singer (adını hiç öğrenemiyoruz) 34 yaşında ve hayatında yeni bir döneme başlamak için Notodden’e taşınıyor; orada bir kütüphanede çalışmaya başlıyor. “Yeni bir dönem” diyorum çünkü tıpkı bizler gibi onun da hayatı huzursuzluk, kafa karışıklığı, kendini bulamama ve aniden vazgeçilen planlarla dolu. Başkalarının karşısında kararlı ve net biri gibi durmaya çalışsa da, kendi içinde kararsız, kimliğini tam oturtamamış biri. Üstelik bundan rahatsız da değil gibi. Çocukluğundan taşıdığı utanç anları var; mesela bir gün attığı abartılı bir kahkaha sırasında amcasına yakalanması ve bu anın onda bıraktığı iz… Küçük bir an ama peşini hiç bırakmıyor. 34 yaşına kadar ne yapacağına tam karar verememiş, farklı işlerde savrulmuş biri Singer. Ve artık kalıcı bir şeylere tutunmak istiyor. Bu yüzden yeni bir şehir, yeni bir iş ve belki de yeni bir hayat kurma fikriyle kütüphanede çalışmaya başlıyor. Bu kitapta büyük olaylar yok. “Sonraki sayfada ne olacak?” merakı yok. Ama zaten meselesi de bu değil. Bence bu kitap, sıradanlığın o tuhaf ve naif mükemmelliğini taşıyor. Sıradan bir adamın, sıradan hayatına dışarıdan bakıyormuşsun gibi ilerliyor. Benim eleştireceğim tek nokta şu: Singer’ın zihnine, o ruh haline biraz daha yaklaşmak isterdim. Hislerini gördüm ama tam içine giremedim. Sanki bir camın arkasından izliyormuşum gibi… Yakındım ama dahil olamadım.
Felsefe
T. SingerDag Solstad · Jaguar Kitap · 2021397 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 13:06
Dag Solstad'ın "T. Singer" romanını beğenerek okumuştum. Daha sonrasında da Beyazıt Sahaflar Çarşısı'nı gezerken bir tezgahta ucuz kitaplar sergisinin içerisinde bulduğum dört kıymetli kitaptan biri oldu "Akıl Almaz Olanı Anlatma Girişimi". Kuzey insanının yapısını güzel hissettiren, gizemi her daim koruyan, akıcı ve keyifli bir kitap. Norveç'te işçi sınıfına yönelik bir yaşam merkezi planlanmıştır. Bir site, ki her şeyiyle düşünülmüş kaliteli bir yaşam alanı. A. G. Norveç'in TOKI'si diyebileceğimiz kuruluşta üst düzey görevli, aynı zamanda işçi partisi yöneticisi. Kendi entelektüel çevresinden, entelektüel karısından ayrılıp bu işçi yerleşkesinde yaşamaya başlar. Bir süre sonra işçi sınıfından yan komşusu ile arkadaş olur. Bjorn, eşi Ylva ve çocuklarının hayatına girer. Zamanla Ylva'ya karşı bir çekime kapılır. Bunu bastırmaya çalışır ama olaylar çok garip bir yöne evrilir. Sonunda da, çok sürpriz bir final gelir. Keyifle okudum.
Akıl Almaz Olanı Anlatma GirişimiDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2025106 okunma
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 14:43
Sabırlı okuyucuların sevebileceği bir kitap. Kuzey insanlarının, insan ilişkilerindeki soğuk ve mesafeli tarzları doğal olarak edebiyatlatına da yansıyor. Eser, bu anlamda, kuzey edebiyatına alışık olmayanlar için sıkıcı olsa da zekice detayları ile benim beğenimi kazandı. T. Singer geçmişte yaşadığı küçük yanlış anlaşılmalar, çok da önemli olmasa da düştüğü, herkesin düşebileceği utandırıcı durumları kendisine büyük dert edinen ve bu olaylar aklına geldiğinde ise neredeyse panik atak geçirecek boyutta utanç hisseden bir kişidir. Kişiliğindeki bu pürüzü bildiği için, insanlarla iyi ilişkiler gelişirse de mü kün olduğunca mesafeyi korumaya ve izole bir yaşam sürmeye çalışmaktadır. Sonunda Oslo'yu terk ederek daha küçük bir ilde kütüphanecilik yapmaya başlar. Burada tanıştığı bir kadına aşık olup evlenir. Kadının küçük bir kızı vardır, günü birlik bir ilişkiden doğan kızın babası hayatlarında olmamıştır. Başlangıçta güzel giden ilişki bozulmaya başlar ve T. Singer ile eşi ayrılma kararı alır ancak bu aşamada kadın kızı ile bir trafik kazası yapar. Kadın ölür, kızı 6.5 yaşında hayatta kalır. T. Singer, kızın anneannesi, dedesi, dayısı ve yengesi kıza sahip çıkmak istediklerini ifade edip, kendisinin bu sorumluluğu almasına gerek olmadığını söyleseler de kızın sorumluluğunu üstüne alır. Burada kızın akrabalarına, karısı ile ayrılmak üzere olduklarını söylemez. Oysa karısı kaza yapmasa kız da karısı da hayatından çıkıp gidecekti. Akrabaların bu durumu her an öğrenebileceği gerçeği T.Singer'i hep huzursuz eder ve Oslo'ya geri taşınır. Kız reşit oluncaya kadar onunla ilgilenir ama kızla samimi bir iletişim asla tesis edilemez. Arada hep büyük bir duvar kalır. Artık kızın liseyi bitirip evden ayrılmasını diler hale gelir. Takıntıları ile yaşamaya devam eder.
T. SingerDag Solstad · Jaguar Kitap · 2021397 okunma