Mutfağa dönüp çatal bıçak ve bir porselen tabak ile salona dönerken dudaklarımdaki tuhaf kıvrılmayı silemedim. Hani bir durum hoşunuza gitmemelidir ama sizi bir şekilde etkilemiştir ya, tam olarak onu yaşıyordum.
Adamın biri Hasan-ı Basrî'ye [rahmetullahi aleyh], "Falanca senin gıybetini yaptı" dedi. Bunun üzerine o giybet edene bir tabak taze hurma göndererek, "İşittiğime göre, sevaplarından bana hediye etmişsin. Buna karşılık ben de sana bu hurmayı hediye gönderdim. Ama kusuruma bakma, senin hediyen kadar kıymetli bir şey gönderemedim" demiştir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kırılabilirdi. Bir eşya, kalp ya da tabak. Ama hiçbir şey, -atan bir canı olmasa bile, kırılsa bile- tanınmayacak hale gelmemeliydi. Bir vazo, bir kalp ya da bardak... Asla bunu hak etmiyordu.
Tabak kırmak, bölgedeki birçok köyde gençlerin daha fazla bekar kalmaya tahammüllerimin kalmadığını saygılı bir şekilde gösterdikleri masraflı bir adetti.
Ağlarla martılar, tabak tabak meze,
Yakın bulutlara, ekmek üç beş dilim,
Kitapların arasında kalır resim,
Pistir, silkersiniz örtüyü denize.
Oysa güzeldir akşamlar, üstünüze
Gelen vapur, bardaktaki o gül, kilim.
Gidilmeyen bir yer vardır, bekler, milim
Sektirmeyen yarına dönerken koza.
Kendim için düşünürüm bunları, en
Büyük sevdalar bile ulaşmaz, tutuk.
Kara giysiler, iskarpinler, boş kabuk.
İçte midir? Öyle gibi ilk bakışta.
Kırılmaz, elinizi acıtır muşta
. Bir esinti duyarsınız gelip geçen.