9/10
·192 syf.··
2026 27. kitabı
Mutluluk gerçekten nerede saklı? "Bir espriye birkaç defa gülmüyoruz da aynı acıya neden tekrar tekrar üzülüyoruz?" Mecit Ömür Öztürk'ün kaleminden çıkan Mutluluğun İnşası kitabını okurken bu soru uzun süre zihnimde kaldı. Çocukluğumuzu düşündüm... Soyutla somutun ayrımını bilmediğimiz o yıllarda ne kadar da mutluyduk. Annemizin yaptığı bir tabak makarna, babamızın getirdiği bir çikolata, kardeşlerimizle geçirilen birkaç dakikalık oyun... Mutluluk aslında ne kadar da yakınımızdaymış. Büyüdükçe mutluluğu uzaklarda aramaya başladık. Daha çok şeye sahip olursak mutlu olacağımızı düşündük. Oysa bu kitap bana, mutluluğun dışarıda değil; bakış açımızda, düşüncelerimizde ve yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlarda saklı olduğunu yeniden hatırlattı. Yazar, mutluluğu ulaşılması zor bir hedef olarak değil; emekle, sabırla ve farkındalıkla inşa edilen bir süreç olarak anlatıyor. Ayetler, hadisler, kıssalar ve birbirinden kıymetli alıntılarla desteklenen eser; insanın önce kendi iç dünyasına dönmesi gerektiğini söylüyor. Altını çizdiğim, notlar aldığım çok sayıda sayfa oldu. Özellikle şu cümle uzun süre benimle kalacak: "Şükür, kendiliğinden ortaya çıkmayan, irade ile sürdürülebilecek bir davranıştır." Belki de mutluluk; elimizde olmayanların peşinde koşmaktan çok, elimizde olanların kıymetini fark etmekte gizlidir. Küçük anların değerini bildiğimiz, içimizdeki çocuk kadar saf sevinçler yaşayabildiğimiz günler dilerim. Sizce mutluluk bir varış noktası mı, yoksa her gün yeniden inşa edilen bir yolculuk mu? #Mutluluğunİnşası #MecitÖmürÖztürk #GönülHeybemden
Mutluluğun İnşasıMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2026187 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 35. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:42
Atları da Vururlar insanın çaresizliğinin nasıl bir gösteriye dönüştürülebileceğini anlatan sarsıcı bir roman. Bir tabak yemek, bir yatak, küçük bir para ödülü ya da hayatı değiştirebilecek küçücük bir ihtimal, insanları dayanabileceklerinin çok ötesine taşıyor. Bu yüzden kitap yalnızca yoksulluğu değil, umudun nasıl sömürülebileceğini de anlatıyor. Acımasız ve rahatsız edici bir hikâye anlatan McCoy, kaybedenlerin daha da kaybetmeye devam ettiği bir dünyada sistemin hiç değişmeden yoluna devam edişini gözler önüne sererken, insanın ne kadar acıya dayanabileceğini ve bir toplumun bu acıyı ne kadar normalleştirebileceğini sorgulatıyor.
Edebiyat
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 202618 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İzin Almak
9/10
·24 syf.··
2026 38. kitabı
#okudumbitti Altın Saçlı Kız bir gün yürürken ormana gelir ve orada bir ev görür.Bu evde üç ayıcık yaşamaktadır. Ama o anda evde değillerdir.Altın saçlı kız eve girer masanın üzerinde bulunan üç farklı boyda tabak vardır içinde yulaf lapası vardır.Küçük olan tabakta ki ni yer.Sonra yukarı çıkar ve yukarıda üç farklı yatak vardır küçük olana yatıp uyur.Uyandıginda başında 3 ayıcık görür ve Altın Saçlı Kız çığlık atarak oradan uzaklaşır ve bir daha oraya gelmez.Aslında ayıcıklar zararsızdır izin alsaydı problem olmazdı. :)
Altın Saçlı Kız Ve Üç Ayı – Bir Varmış Bir YokmuşRobert Southey · İş Bankası Kültür Yayınları · 202316 okunma
9/10
·496 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 07:51
Bu kitabı aylar önce almıştım ama hakkında okuduğum olumsuz yorumlar yüzünden bir türlü başlamaya cesaret edememiştim. Sonunda şans verdiğimde ise daha ilk sayfalardan itibaren kendimi hikâyenin içinde buldum. Başta cinayetleri ve Manako karakterini merak ederek başladım ama ilerledikçe kitabın benim için bambaşka bir yere evrildiğini fark ettim. Bir noktadan sonra cinayetlerden çok karakterlerin hayatları ilgimi çekmeye başladı. Rika'nın yalnızlığı, ailesiyle ilişkisi, arkadaşlıkları, insanların birbirlerine duyduğu ihtiyaç ve hayatlarında bıraktıkları izler çok daha etkileyiciydi. Manako ise uzun zamandır okuduğum en ilginç karakterlerden biriydi. Bazı düşüncelerine katılmadım, hatta zaman zaman oldukça sinir oldum ama yine de onu anlamaya çalışmaktan vazgeçemedim. Bu da karakterin ne kadar güçlü yazıldığını gösteriyor bence. En sevdiğim taraflarından biri de yemeklerin kitapta sadece yemek olmamasıydı. Bir tabak makarna, bir dilim kek ya da birlikte yenilen bir yemek; sevgiye, özleme, yalnızlığa ve insan ilişkilerine dönüşüyordu. Kitap boyunca karşıma çıkan metaforlar ve karakter gözlemleri beni çok etkiledi. Son sayfalardaki Türkiye'yle ilgili o küçük bölüm de yüzümde ayrı bir tebessüm bıraktı. Böyle detaylar okuduğum hikâyeyi bana biraz daha yakın hissettiriyor. Bitirdiğimde aklımda kalan şey cinayetler değil; karakterler, hissettirdikleri ve uzun süre unutamayacağım o küçük detaylar oldu. Bana bir kez daha şunu hatırlattı: Bazen gerçekten doğru kitapla yanlış yorumlar arasında kalıyoruz. Son olarak şunu da ekleyeyim; ben karakterleri derinlemesine anlatan, insan ilişkilerine ve duygulara odaklanan, yavaş ilerleyen kitapları seviyorum. Eğer siz de böyle kitaplardan hoşlanıyorsanız Tereyağı’na bir şans verin derim. Ama tempolu bir cinayet romanı ya da klasik
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025434 okunma
7/10
·262 syf.··
2026 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 21:16
Kitabın ana kahramanı Elizabeth’in, annesinin ölümü üzerine, doğduğu yer olan İrlanda‘ya gidip geçmişine ilişkin bazı cevapları bulma çabası bu metnin ana konusu. Ama bu çaba sırasında, annesi Patricia’nın ve oğlu Zack’in hikayelerini ve hikayelerin paralelliğine tanık oluyoruz. Özellikle Patricia’nın hikayesi, hem çok ciddi bir gerilim, hem de şaşırtıcı ögelerle dolu. Annesinin ölümünden sonra, belki de hâlâ bu kaybı kabul edemediği için yemeklerde ona da tabak, çatal, bıçak ve bardak hazırlamakta olan Elizabeth’in, hayatının sırlarla dolu olduğunu öğrendiği ve bu arada oğlu Zack’in hayatında yaşamakta olduğu bir sırrı olduğunu keşfetmesi ve bu süreçle başa çıkmasını çok güzel anlatmış yazarımız. Akıcı bir kalem ve iyi bir çeviri.
KoruyucuGraham Norton · Yedi Yayınları · 2020134 okunma
10/10
·137 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:23
MOLA SÜRENİZ DOLMUŞTUR   “Tüm karmaşanın, tüm gürültülerin, tüm telaşların dışında sakin bir limanları olmalı insanların. Çok bunaldıklarında oraya sığabilmeli, hatta kaçabilmeliler. Yoksa bu şehir, bu stres yok eder insanı.”   “Bana göre insanlar ne kadar saklasalar da, ne kadar maskeler ardına gizlenseler de bir yerlerden ele verirler kendilerini. bunun için, insanları iyi okuyabilmek yeterlidir. Her kahkaha mutluluğun mutlak belirleyicisi değildir mesela. her gözyaşının acıyı ve hüznü temsil etmediği gibi... Sözlerin ve söylenenlerin satır aralarını okurum, gerçek hisleri anlayabilmek için.   Öykülerden oluşan bir eser, sade bir dille yazılmış, akıcı olması hoşuma gitti ve her birini keyifle okudum. Her öyküden farklı bilgiler edindim. Sıcacık ve samimi olan eserin yorumuna gelelim.   Ş HARFİ; misket oynayan kızı okuduğumda yüzümde bir gülümseme oluştu. Çünkü ben de küçüklüğümde oynardım. Oyuna gelince iyi ama derslere gelince yazması gereken kelimeleri yazamayışı ve harfleri komik şekilde yorumlayıp hatırlaması çok şirindi. Çamurdan tabak yapan kızlar, abisinin eski çantasını kullanacak olmanın mutluluğu, özellikle 90’larda akşam ezanı konusu, meşhur anne terliği, cin Ali, bayramlarda verilen mendiller, harçlıklar, annesi olmayan çocukların yaşadığı duygu yüklü anlar...   SUSAM SOKAĞI; YİNE 90’larda olan gazoz reklamı, onyüzbin baloncuk yuttum diyen kız çocuğunun kıkırdaması hiç akıllarımızdan çıkmadı. O yıllarda ilkokulda gagoz der ve kantinden alıp ne içerdik. Elektrikler kesildiğinde mum ışığında gölge oyunları oynanması, gazeteden alınan ansiklopediler (meydan larousse) tabi o zamanlar google amca yok ki sorasın her şeyi. Reklam demişken unutamadığımız Ayşegül Atik, ben zaten alıyorum satış fişi...   İÇİMDEKİ ÇOCUĞA ÇAĞRI; Boşanma sonrası olan kaza, kadına
Mola Süreniz DolmuşturFerda Udül Kayci · Mythos Kitap · 20261 okunma