Puan vermedi·272 syf.··
2019 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2019 00:00
#fahrenheit451 i okuduğumdan beri, okunanlar arasına eklemek istediğim #cesuryenidünya kitabıyla geldim bu akşam. Okuyan kadinlar kulubu olarak #heraybiryayinevi etkinliği için @ithakiyayinlari nı seçince fırsat bu fırsat dedim. Benim için kolay bir okuma olmadığını söyleyebilirim. Her türlü yoruma spoiler yememek için göz ucuyla bakan ben, sunuş ve önsöz kısmında hayatımın spoilerını yedim :) Bu maalesef kopmama sebep oldu. Bırak ben düşüneyim, fark edeyim, sorgulayayım dedim doğal olarak, kitaptaki şartlandırmayı bana niye yapıyorsun yani. Okumayı bırakıp eğlenceli olacağını düşündüğüm başka bir kitap okuduktan sonra geri döndüm okumaya. Düşe kalka sonuna ulaştım ama ilk yaşadığım hayal kırıklığını atlatabilmiş değilim. Çünkü kitabın elimde sürünmesine sebep oldu. Gelelim kitabımıza, "Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiç bir şeyin anlamı yoktur..." siz de böyle mi düşünüyorsunuz? Bu kitapta her şey ulaşılabilir. Hep mutlusunuz, mutsuz hissettiğinizde küçük bir ilaçla göklere uçuyor uyuşuyorsunuz, yani yine mutlusunuz. Yaşlanmak, kederlenmek, yoksulluk, yoksunluk, aşk, aile hiç bir şey yok. Doğmuyorsunuz, doğurmuyorsunuz. Bunun içinde makineler var. Üretimin kalitesine göre sınıflandırılıyorsunuz, alt ya da üst tabaka diye. Uyum sağlayamadıysanız, üretimde bir hata olduysa aykırıların olduğu, düşünen sorgulayan idrak edenlerin olduğu adaya sürülüyorsunuz mis gibi :) Daha üretilmeden önce (doğmadan önce değil), size sürekli dinletilen, beyninizi yıkayan, sizi şartlandıran mekanik ses hallediyor herşeyi. Okuyan insanlara tahammül edemiyorlar. Okurlarsa anlarlar, anlarlarsa şartlandırdığımız reflekslerinden kurtulup özgürleşirler, sistemi sorgularlar diye korkuyorlar. Çünkü "Birey hissederse topluluk sendeler" Çünkü biliyorlar "Her değişim istikrar için bir
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2018 116. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2018 00:00
#üçbüyükusta nın yaşam öykeleri, tarzları, yaklaşımları, edebi dehaları var bu kitapta. #balzac topluma, #dickens aileye, #dostoyevski bireye hitap etmiş, #stefanzweig ise müthiş analiziyle, anlatımıyla harmanlayıp bizimle buluşturmuş. Farklı bir anlatım olsaydı, okuyabileceğimden emin değildim açıkcası. Sığdırabildiğim ölçüde bu üç büyük ustayı, Zweig gözünden özetlemeye çalışacağım alıntılarla. Balzac: Tek bir eseriyle değerlendirilmek istemiyor, tersine bir bütün olarak, dağları ve vadileriyle sınırsız uzaklıklarıyla hain uçurumları ve coşkun çağlayanlarıyla birlikte bir manzara gibi değerlendirilmek istiyor. Bütün romanları bitirebilseydi, erişilmezliği yüzünden kendisinden sonra gelenler için bir dev, korkunç bir engel halini alırdı. Dickens: On dokuzuncu yy'da, dünyanın hiç bir yerinde bir yazar ve halkı arasında bu derece sıkı bir gönül ilişkisi kurulamadı. Dickens dindar ve saygılı oluşuyla herşeye karşı iyilik sever bir hayranlığı, sürekli bir coşkusu, bir sevinci vardı. Bu burjuva dünyasında, yoksulluk eviyle arasındaki orta tabaka da kalmayı tercih etmişti. Sadece yalın insanların yanında kendini rahat hissediyordu... Dostoyevski: İlk bakışta sınırları belli bir eserle, bir yazarla karşı karşıya olduğu sanılır, ancak bir süre sonra sınırsız bir şey çevresinde dönen yıldızları ve bambaşka müziği olan bir evren keşfedilir. Hayal ve yakıcı berraklıkta ki gerçeklik arasında durur onun dünyası. Yaşamla ölüm, dehayla çılgınlık arasında gidip gelir...
Üç Büyük UstaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20256,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
1/10
·160 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Maalesef hiçbir şey anlatmayan kitap. Kitap olması dahi ilginç. Hedef kitlenin en alt tabaka olduğunu düşündüğüm , içerisinde çokça çelişki de bulunan kitap. Yani yazar kişidi , Rusya'dan maaş almıyordur umarım.
Hangi Dünya Düzeni?Banu Avar · Remzi Kitabevi · 2018736 okunma
Devrimin gölgesinde insan
9/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:07
Bu kitabı üç yıldır kütüphanemde bekletiyordum ve sonunda okuma fırsatı buldum. Oldukça kalın olmasına rağmen, akıcı anlatımı sayesinde kısa sürede okunabilen bir eser. Kitap, Fransız Devrimi dönemini çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Soyluların refah içinde yaşadığı, alt tabakanın ise açlıkla mücadele ettiği ve insan yerine konulmadığı bir düzen anlatılıyor. Özellikle Marki'nin arabasıyla bir çocuğu ezdiği sahnede sergilediği umursamaz tavır, bu adaletsizliği açıkça ortaya koyuyor. Ancak devrimle birlikte roller değişse de düzenin özü değişmiyor. Bu kez alt tabaka, soylulara karşı aynı acımasızlığı sergiliyor. Yani güç el değiştiriyor, fakat zulüm devam ediyor. Kitapta geçen şu söz, dönemin ruhunu en iyi şekilde özetliyor: “Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi…” (S-3) Eserin karakterleri de oldukça etkileyici: Mr. Lorry’nin dostluğu, Charles Darnay’in ailesinden kalan ağır mirası, Lucie Manette’nin saf sevgisi, Miss Pross’un sadakati ve en önemlisi Sydney Carton’un fedakârlığı eseri unutulmaz kılıyor. Kısacası, bu kitap sadece bir tarih anlatısı değil; insan doğasını, adaleti ve gücün nasıl yozlaştırabileceğini gösteren güçlü bir şaheserdir. Herkesin mutlaka okuması gereken, evrensel temalarıyla her yaştan okuyucuya hitap eden bir kitaptır.
Alıntı
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma
İnsan ve İnsanlığın Kalmadığı Bir Gelecek
Puan vermedi·144 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 18:50
Okumakta çok geç kaldığım bu kitap, insanlığın geleceği hakkında hiç düşünmediğim olasılıklar tanıttı bana. En bilinir 1984, yeni cesur dünya gibi distopyalarda en kötü şekilde de olsa insanlığın devam ettiğini ve hatta orada yaşayan insanlar için yine ütopik denilebilecek hayatların olduğunu görüyoruz. Thomas More'un Ütopya kitabında ise bu sefer her şeyin mükemmel olduğu bir düzen görüyoruz. Ancak bu iki büyük türde de hepimizin aklında "insan" deyince oluşan kavramın aynı kaldığını görüyoruz. Hâlbuki Zaman Makinesi kitabında anlatıldığı gibi insan ve insanlık denilen şeyler gelecekte tamamiyle kaybolabilir. İnsan türünün yok olması ihtimali aklıma büyük bir savaş sonrası veya doğal afet sonrasında yer yüzünden silinmek şeklinde geliyordu. Ancak yok olmamız için bunlar tek senaryolar değil. Zaman Makinesi kitabında gördüğümüz canlı türleri 800.000 yıllarında yaşıyorlar ve insanların evrimleşmiş halleri bunlar. Görünüşlerinde insana benzer hiçbir şeyleri yok. Üst tabakada yaşayanların herhangi bir kötü duyguları da yok. Kötü tanımları yok. Nasıl bu tür oluştu, nasıl yer altında yaşayanlar ve üstünde yaşayanlar olarak ayrıldılar hiçbir şey bilmiyoruz. Okudukça ve bu türler hakkında bilgi sahibi oldukça insan olmadıklarını bildiğim için rahatsızlık duydum. Weena isimli küçük Morlock mesela yer altında iyiliği hayatında hiç görmediği için iyilik zaten onlar için var olmadığı için hayatını tamamiyle onu nehirden kurtaran bizim kahramanımıza adadı. Bu çok acı bir durum. Belki de insan olmasa bile içinde var olan, karşı koyamadığı sevgi ve bağlanma isteğini ortaya seriyor bu. Şimdi biraz kitabı anlatayım. Yer altında da üst tabakada da toplumda para, iş, ilişki ve cinsiyet bile hiçbir ayrım yok. Üst tabaka sadece geziyor, eğleniyor, zaman
The Time MachineH. G. Wells · Genç Destek Yayınları · 202537,1bin okunma
Devrim
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 21:52
İki Şehrin Hikâyesi Fransa'da 18. yüzyılda yaşanan sınıfsal farklılıkların, insan yaşamını belirleyen yegane şey olduğunu gözler önüne serer. Kitap içerisinde tasvir edilen köylülerin yiyecek bir şey bulamayıp yenebilecek ot ararken bir markinin çikolata yemesi için dört hizmetkara ihtiyaç duyması, halkın içler acısı halini özetler. Fransa'da halk açlık ile mücadele ederken, üstüne soyluların alt tabaka insanlara yaptıkları eziyet ve kanun tanımaz işkenceler de eklenince düzene karşı bir isyan yavaş yavaş başlamış olur. Bu isyan dalgası ve devrim süreci, öldü sanılan Doktor Manette'in, onu bulan kızı Lucie ile birlikte gelişen olaylar üzerinden okuyuculara anlatılır. Alt sınıfların hiçbir hakkının olmaması devrime yol açmıştır. Örneğin, bir adamın çocuğunu arabayla ezerek öldüren bir soylu, hiçbir şey olmamış gibi bir altın para verip yoluna devam eder; üstelik para vermiş olmasını da yüce gönüllü olmasına bağlar. Defarge'ın ailesine karşı işlenen suçların cezasını vermek için ise koca bir devrim yapmak gerekir; çünkü mevcut düzen içerisinde soyluların ceza alması mümkün değildir. bundan sonrası spoiler ​Doktor Manette, kızı ve Mr. Lorry sayesinde yeniden hayata tutunur ve İngiltere'de kızı ile mutlu bir hayat kurar. Ancak Charles Darnay'in aileye girmesi ile birlikte Fransa'daki lanet yine ailenin üstüne bulaşır. Charles Darnay, Fransa'da soylu bir ailenin varisidir; fakat soyluların haklarından ve halkın kanını emmesinden nefret eder. Bu yüzden bütün soyluluk haklarını reddederek İngiltere'ye kaçar. Darnay, kendisine gelen bir mektupla Fransa'ya, hiç gitmemesi gereken bir zamanda gider ve mahkum olur. Fransa'daki devrim her gün durmadan kan dökerek devam eder. İdamların sonu gelmez; devrimden önce yapılan listeler hiç eksilmez, sürekli yenilenir. Böylece şiddet ve adalet de
Alıntı
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma