Dünyanın neresinde olursa olsun, ister sefil, binbir engelle dolu yoksul bir yaşam sürenler arasında, isterse tekdüze, soğuk, sıkıcı bir yaşam süren yüksek tabaka arasında olsun, hayatta hiç değilse bir kez, insan o ana dek karşılaşmadığı, bilmediği, görmediği, ona ömrü boyunca yaşadığı duygulara hiç benzemeyen duygular yaşatacak bir durumla karşılaşır.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Edebiyat
Zaman'ın etkisiyle (ama bu kez sosyal tabaka üzerinde değil, birey üzerindeki etkisiyle) ortaya çıkar. Hiç şüphesiz, biz istediğimiz kadar çevremizi, hayat tarzımızı değiştirelim, hafızamız, birbirini izleyen çeşitli dönemlerde, sabit kişiliğimizin izini sürerek, içinde yaşadığımız muhitlerin hatırasını kırk yıl öncesine de ait olsa, korur.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Antik Yunan'da cinsel ilişkinin, toplumsal aktörleri toplumsal hiyerarşideki yerlerine yerleştirme işlevine sahip olduğunu söyleyen Halperin, aktif ve pasif pozisyonların toplumsal olarak üstün tabaka ile aşağı tabaka arasındaki ilişkiyle örtüştüğünü ifade eder. Her ne kadar Antik Yunan'daki erotizmin ve erkekler arası homososyal ilişkilerin düzenleniş biçimi erken modern Osmanlı toplumununkinden önemli biçimlerde farklılaşsa da, cinsel ilişkideki aktif rol ile toplumsal konum arasındaki örtüşme Osmanlı bağlamında da geçerlidir diyebiliriz. Elbette bu, cinsel nesne seçiminin veya toplumsal cinsiyet rollerinin erkekler arası cinsel ilişkiler bağlamında hiçbir anlam ifade etmediği veya toplumsal hiyerarşilerle bire bir örtüşen ilişkilerin tek homoerotizm biçimi olduğu anlamına gelmez.
Sayfa 74-75·Kitabı okuyor
Bahane de bir yalandır ve yalan söylemenin beyazı, siyahı, gök mavisi yoktur. Bir kere yalanın konforunu tadan ağız onu bir daha bırakamaz; ilk başta koruyan, kurtaran bir tabaka olarak yayılsa da ağıza, uzun vadede insanı bitirir, belki de insanın insanlığını.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Hiçbir şey söylemeyeceğim, saçma olurdu söylemek, kafamın içindeki gürültüler beni eziyor demek, onların arasında kayboluyorum ben demek. Eve dönmek için yaptığım gece yürüyüşünden bahsetmek de aynı şekilde, onu da yapmayacağım. Yürürken kafamı kaldıramayışımdan da bahsetmeyeceğim. Ensemde bir yorgunluk, hiçbir yolun hafifletemeyeceği bir yük var; yeni bir yol (dünyanın eksikliğinin içinden yeni bir kaynak gibi, duvardaki bir çatlak gibi önümde açılacak bir alan) bulduğumda, merak duygum onu hemen reddediyor ve artık şaşırtmayan şeylerin içine, her şeyin zar zor seçilir olduğu o bitkinliğe doğru yuvarlayıveriyor... Sanki gözümde, retinamın üstünde bir tabaka var ve her şeyi donuklaştırıyor.
İslam'a göre insanların tümü birbiriyle eşittir. İdare eden-edilen, kadın- erkek Arap olan-olmayan beyaz tenli- kara derili hepsi birdir. İslam insanlar arasındaki milliyet, renk, neseb ve tabaka farklılıklarını tamamen kaldırmıştır. İnsanların tamamı şeriat nazarında eşittir.¹⁸² Sıddîkın tatbikatı bu hususa dair en hayırlı şahittir. O şöyle diyordu; "Ey insanlar! Sizin en hayırlınız olmadığım halde başınıza geçtim. İyi idare edersen bana yardım edin, kötü davranırsam beni düzeltin. Doğruluk emanettir, yalan hıyanettir. Sizin en zayıfınız hakkını Allah'ın izniyle alıp verinceye kadar benim katımda en güçlünüzdür. Sizin en güçlünüz de üzerindeki hakkı Allah'ın izniyle alıncaya kadar benim katımda en zayıfındır."¹⁸³
Sayfa 183 - 182 Fıkhu't Temkin 460,461/ 183 El Bidâye Ve'n Nihâye 6/305·Kitabı okuyor
Alıntı