Bir olaydan esinlenerek...
kar yağıyordu... günlerdir.. aylardır... sabah-akşam... bense sıcak topraklardan geliyordum... ilk defa kara kışı görüyordum... ve ilk defa bir sevgilim olmuştu... o gün hastaydı, iş biter bitmez eve gitmişti... oysa normalde hep yanıma gelir beni beklerdi.. özlemiştim iki saatte... ve kar yağıyordu... bir arkadaş yöresel birşeyler getirmişti bize yemek için... ama o yoktu... ben de dağıttım hepsini... ah bir uyansa... meraktan ölecektim... arasa mıydım... ya uyandırırsam... saatler de geçmek bilmiyordu ki... ve kar yağıyordu... nihayet beklediğim mesaj geldi... uyanmıştı, biraz daha iyiydi... yemek yemesi gerekiyordu... ama yalnız ve hastaydı... konuştuk, iş bitiminde dışarıdan yemek götürecektim... kapıdan yemeği verecek, bir yüzünü görüp dönecektim... hala kar yağıyordu, ben yürüyordum telefonla konuşa konuşa... gelirken kendine de yemek al beraber yiyelim diyordu... kim? ben? hayatı daima töreye göre yaşayan ben, sevdiğim bile olsa yalnız bir hanımın evine gireceğim? asla... nihayet anlaştık... iki yemek alacağım... biri ona, biri bana... ona yemeğini kapıdan verdikten sonra ben kendi yemeğim ile kendi evime gideceğim... böylece aç kalmayacağım, ve o da rahat edecek... ne güzel yürekli bir kızdı...
Şiir
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Geçenlerde kuzenimin mezuniyeti vardı. Dayım bizdeydi o gün, oturmuş sohbet ediyorduk. Yengem aradı koş koş oğlum törene gidecek fotoğraf çekelim dedi, dayım tamam gelirim dedi yengem de çabuk acele et ama kaçırmayalım çocuğu son senesi fotoğraf çekelim dedi. Dayım kalktı apar topar gitti sırf o günden ufak da olsa hatıraları olsun diye... Biz annemle göz göze geldik bi ara anladı tabii ne düşündüğümü, anladı heralde yani. Sonra hemen kaçırdı gözlerini, babamın ne saçma şeylerle uğraşıyorlar nutuklarını dinlemeye başladı ki vicdanını rahatlatsın. Eyvallah anne sıkıntı yok, ben büyüdüm zaten.
Duygu ve Düşünce
Sana ne tabii seni seviyorsam.
"Milattan önce yaklaşık dokuz bin dolaylarına (Homosapiens'in veya modern insanın ortaya çıkışından kabaca yüz seksen beş bin yıl sonra) kadar cinsel ilişkiyle hamilelik arasındaki bağlantı tespit edilememişti." kısmı doğru değil. Erken dönem insanları avcı-toplayıcılar hayatta kalmak için doğayı ve hayvanları gözlemlemek zorundaydı. Hayvanların çiftleşmesi ile yavrulaması arasındaki doğrudan bağlantıyı yüz binlerce yıl boyunca fark edememiş olmaları akla yatkın değil. Yakın dönem avcı-toplayıcı topluluklarında yapılan gözlemlerde bile bu toplulukların cinsel ilişki ve doğum arasındaki biyolojik bağı bildiklerini gösteriyormuş. Tek fark bu topluluklar bu türlü şeylere daha dinî-ritüel anlamlar yüklüyorlarmış. Ayrıca M.Ö. 40.000 - 10.000 arasında yaşayan insanların mağara duvarlarına çizdikleri penis ve vulvalara yükledikleri bereket, doğurganlık sembolizmi cinsellik-doğum bağlantısını kurabildiklerini gösteriyor. Kitap tabii 2013'te çıkmış. Eski görüşleri barındırdığı gibi yeni bulguları da haliyle bilemezlerdi.
Sosyoloji

Poyraz

@Diagrotes_Kantaire
·
Milattan önce yaklaşık dokuz bin dolaylarına (Homosapiens'in veya modern insanın ortaya çıkışından kabaca yüz seksen beş bin yıl sonra) kadar cinsel ilişkiyle hamilelik arasındaki bağlantı tespit edilememişti. Muhtemelen seks ve doğum arasındaki uzun süre yüzünden insanlar aradaki bağlantıyı kuramıyor ve her halükarda kadınlar kısa yetişkinlik yaşamlarının çoğunu hamile olarak ya da çocuk emzirerek geçiriyorlardı. Çocuklar anne rahminde birden ortaya çıkıyor gibiydi. Daha da anlaşılmaz ve belki de ürkütücü olanı, kadının bedeninden düzenli aralıklarla akan kandı. Kan bizzat hayattı, kaybedilmesi tehlikeli olan büyülü bir şeydi; ne var ki, kadınlar yara bere olmadığı halde günlerce oluk oluk kanıyordu ve hiç kimse bunun nedenini bilmiyordu. Tek bir husus aşikardı ki, âdet kanı sadece kadından ve kadında da insan yaşamının başladığı yerden geliyordu.
Sayfa 30 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
Nietzsche !
Niçe de hiçe sayılacak biri değil ! Ama bana Niçe mi Dostoyevski mi diye Soracak olursanız, Tabii ki hiç düşünmeden Puşkin derim 👻 Not : Hala sevmiyorum 🫡
1000Kitap