6/10
·190 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 03:01
Yazarımız bu kitabında Anadolu’nun kahvehane kültürünü ve o meşhur tahta taburelerin etrafında filizlenen insan hikayelerini anlatmış duygusu ile okuma gayretinde idim kitabı. Ancak kitabın içine giremedim. Aşırı argo, kaba ve seksist yaklaşımlar, kadına hakarete varan ifadeler yordu beni. Yazarın dili sade ve akıcı gibi, bu da kitabın bir solukta okunmasını sağlıyor ama beni sarmadı.
Tahta TaburelerBirol Öztürk · Serüven Kitap · 201112 okunma
Meyra'dan Bosna'ya yolculuk...
Puan vermedi·628 syf.··
2024 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2024 13:22
Meyra’ya başlarken elimde tuttuğum şey benim için sadece bir romandı. Ancak sayfaları devirdikçe hissettim ki, o aslında duyguların ve tarihin kesişim noktasında kümelenen bir yapıttı. Her bir cümlesinde Bosna’nın tarihi ve kültürel dokusu işlenmiş gibiydi. Öyle ki kahramanların hikayelerinde akarken, kendinizi Bosna’nın göbeğinde hissediyorsunuz. Bu durum beni öyle etkiledi ki, kitabın kapağını kapattığımda Bosna’ya gitme kararı aldım. Ve işte Bosna’dayım… Gezdiğim dar sokaklarda, soykırımdan kaçan insanların izlerini arıyorum. Dokunduğum taş binalarda gördüğüm kurşun izleri, sanki az önce olmuş gibi bir his veriyor. Hava belki de 35 derece olmasına rağmen, karanlık ve soğuğu iliklerimde hissediyorum. Belki de ürperiyorum… Küme küme toplu mezarlıklara bakarken, mezar taşları üzerinde gördüğüm yılların aynı olması ürpertiyor beni. Umut Tüneli’ne giriyorum usulca… Sanki bir düşmandan saklanır gibi, sanki üstüme yağan bombalardan korunmaya çalışır gibi… Meyra’lar canlanıyor etrafımda! Haris, Selim, Lejla ve niceleri… Bu seyahat sadece bir gezi değildi, okuduğum satırların canlanmış haliydi. Okurken yüreğimde hissettiğim acıyı Bosna’nın Sönmeyen Ateşi’nde gördüm. Her köşe başında, baktığım insanların yüzlerinde, minaresi yıkılmış bir camide, şehrin her yanına çizilmiş gül resimlerinde somutlaştı hissettiğim acı. Bir ağacın altına oturdum ve acı ile umut arasına sıkışan duyguları duymaya çalıştım. Şehrin kokusuna sinmiş hüznü ve yaşam tomurcuklarını kokladım uzun süre. Artık gerçeklikte değildim, kitabın sayfaları arasında yönümü kaybetmiş gibiydim. Her adımda daha da yaklaştım Meyra’nın yüreğine. Esir kampında yaşananların utancını, ormanda kaybolan Boşnakların korkusunu, ihanete uğrayan Bordo Bereliler’in hayal kırıklığını hissettim. Şehri ikiye bölen doğu batı
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·280 syf.··
2024 25. kitabı
Eski Dünyanın Yangını / Kalben Seslendiren : Kalben Dinleme Süre: 5 saat 59 dk. “Dalından kopmuş bütün çiçeklere dal verelim. Evinden kaçmış bütün çocuklara ev!” Merhaba arkadaşlar, Uzun zamandır denk geldiğim fakat ön yargıyla yaklaştığım ama dinleyince hele Kalben 'in kendi sesinden dinleyince iyiymiş yahu dediğim " ESKİ DÜNYANIN YANGINI " isimli kitabıyla buradayım bugün . Kitap bir otobiyografi. Küçük yaşta pekte sevilmeyen iki arkadaş. Yaşamları boyunca birbirlerinin yoldaşı oluyorlar. Hayatı ya dibine kadar seviyorlar yada her şeyden dibine kadar nefret ediyorlar. Kendini arayan bu iki genç kızın özellikle Kalben 'in hayatını okumak isterseniz. Yer yer hüzünle yer ye kahkahalar okuyacağınız bir kitap. "Ayak uzatılan tabureler gibi gereksizdi doğumum." “Elimin üstünde mırıldayan kedi; istediğin sevgiyi biz de istiyoruz. Birinin göğsüne uzanmak ve şöyle demek: ‘Burası evim.’ “ “Yine de çocukken her şey daha basittir. Anlamadığımız şeylerin bizi üzmesine izin versek de yıkmasına ya da değiştirmesine izin vermeyiz.” "Elbette yaşamayı seviyoruz, öleceğimizi bildiğimizden." "Bir annenin ölümü her zaman erkendir." “Siz hiç, bir baltaya sap olamamış kedi gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü kediler öyle düşünmez. Biz, insan evlatlarına, ağaçlardan yonttukları baltaların sapları olmayı öğretiriz. İnsanları baltalaştırmayı severiz. İnsanı insanla keser, parçalarız.” “Kalplerinin en ürkek yerlerinden doğurdukları çocukları yapboz sanıyorlar. Bir yapıyorlar, bir bozuyorlar.” "Derin yaralarımı bir tek sen anlayacaksın çünkü senden ötürü varlar." “Mutsuz olmayı daha iyi biliyor sanki insan ve mutluluğu yakaladığında ise onu bulduğunu anlayana kadar kaçıyor elinden.” "Dünyada başına gelenleri kimselere anlatamayan milyonlarca insan vardı. Dünyada ölümüne kadar sevişmek, atışmak,
Eski Dünyanın YangınıKalben · Holden Kitap · 2022895 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2023 141. kitabı
Yaşam kolay, yalın olacaktı burada. Maddi yaşamın tüm sorunlarına, tüm yükümlüklerine doğal bir çözüm bulunacaktı. Temizlikçi kadın her sabah gelecekti. Şeker, yağ, şarap on beş günde bir eve getirilecekti. Geniş, aydınlık, karoları mavi armalı bir mutfak olacaktı, mutfakta sarı renkli Arabesk bezemeli, madeni ışıltılar saçan üç seramik tabak bulunacaktı; her yanda gömme dolaplar, ortada beyaz ahşap bir masa, tabureler, banklar bulunacaktı. Her sabah duştan sonra yarı giyinik olarak buraya gelip oturmak hoş olacaktı. Masanın üstünde greli seramikten kocaman bir yağ kabı, marmelat, bal kavanozları, tostlar, ortadan ikiye bölünmüş greyfurtlar duracaktı. Günün erken bir saati olacaktı. Uzun bir mayıs gününün başlangıcı olacaktı bu.
ŞeylerGeorges Perec · Metis Yayınları · 20161,362 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
Ünal Kılıç / Dokuz Kırmızı. Ünal Kılıç 1974 yılında Ankara'da doğdu. Liseyi Ankara'da tamamladı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini 1999 yılında bitirdi. Ülkenin çeşitli illerinde hekimlik yaptı. Uzmanlığını Ankara'da bitiren Ünal Kılıç, halen Mersin'de görev yapmakta, evli ve 2 çocuk babasıdır. Ese, Kırmızı Günlük Kırmızı Fular, Kırmızı Defter, Yakut Kolye, Kırmızı Taş, Kırmızı Murat, Kırmızı Tabureler, Kızılkaya, Kırmızı Kehribar başlıklarıyla 9 uzun öykü'den meydana gelmektedir. Yaza doktor olmanın avantajıyla iyi bir gözlem yapmakta, duygusal, samimi duygulara yer vermekte, renklerin, tabiatın tasvirlerini ve insan tahlillerini canlı bir şekilde anlatmaktadır. Sıcacık, duygusal hikâyelerde doktor, öğretmen, avukat, diplomat gibi meslek gruplarının yanı sıra Enver Paşa, Liman Paşa, Alparslan Türkeş ve Galip Erdem'den de bahsedilmektedir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Dokuz KırmızıÜnal Kılıç · Berikan Yayınevi · 202114 okunma
10/10
·288 syf.··
2021 8. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2021 17:22
Herkes ne zaman ölür Elbet gülünün solduğu akşam. Öncelikle, bu kitapla 68 kuşağının hikayesini özel bir açıdan bizlere aktaran Erdal Öz'ün üslubunu çok sevdiğimi belirtmek istiyorum. Başından sonuna kadar hiç sıkılmadan, olaylardan kopmadan, yüreğinizde bir buruklukla okuyacağınız bir kitap Gülünün Solduğu Akşam. Kitabın genelinde 72'de asılan Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in hikayesi konu alınıyor. Ayrıca Nurhak dağında yaşananlar, orada yaralanan Mustafa Yalçıner'in dağa çıktıkları günden itibaren yazmaya başladığı günlüğü, mücadelede yer alan Mete Ertekin, İrfan Uçar gibi diğer kahramanların ağzından anlatılanlar da kitapta yer alıyor. Erdal Öz'ün tek tek konuştuğu her kişi hikayeye ince ve çarpıcı ayrıntılar katıyor. O yıllarda yaşananları merak eden biri olarak, olayları yaşayanlardan dinlemek çok özel. Bu güzel insanlar verdikleri mücadele uğrunda yaşamlarını, sevdiklerini arkalarında bırakıp Türkiye için bir savaş vermiş. Sonrasında ise yapmadıkları şeyler için suçlanmış, hapse atılmış ve idam cezasına mahkum edilmişler. İstenen 18 idam 3'e düşürülmüş çünkü amaç baştan beri bir misillemeymiş; 61'de asılan 3 sağ görüşlü siyasetçiye karşılık 3 solcu gencin hayatı. Sinan Cemgil ve arkadaşlarıysa hiçbir yargılamayla karşılaşmadan Nurhak dağlarında acımasız bir şekilde öldürülmüş. Bunlar haricinde, işkenceleri anlatmaya sözler dahi yetmiyor. İnsanlık dışı, insanlıktan çıkarcasına... Deniz ve Yusuf darağacına çıktığında, son sözlerini bitirmelerini beklemeyip altlarındaki tabureler çekilmiş. Hatta öldürmek de yetmemiş o zamanlar baştaki insanlara. Ölülerine, gömülecekleri yerlere dahi karışıp vasiyetlerindeki gibi Taylan Özgür'ün yanına defnedilmelerine izin vermemişler. Ailelerin yaşadıkları acı ise tarifsiz. Erdal Öz'ün yakından tanıdığı ve kitapta da yer verdiği
Edebiyat
Gülünün Solduğu AkşamErdal Öz · Can Yayınları · 20217,6bin okunma