Türklere Sunulan İslam'ın İçeriksizliği
Kuran Türkçeye 11-12. yüzyıla kadar çevrilmedi. Anlamadan ezberleyen, anlamadan ritüeli taklit eden bir halk, teolojik anlamda Müslüman olmuş mudur? Şehadet edenler neye şahitlik ettiğini biliyor muydu? Müslüman ve mümin aynı şey miydi? Bu soru, dönemin Müslüman düşünürlerinin büyük çoğunluğunun sormadığı soruydu.
Sayfa 44
Alıntı
Şimdi siz Frenk mürebbiyeler elinde büyüyor, kendi lisanınızın güzelliklerini tanımıyor; başka memleketlerin, başka şeylerini öğreniyorsunuz. Onlara benzemek istedikçe kendi benliğinizden uzaklaşıyor, etrafınızdan nefret ediyor, hakikaten sevinç ve saadetten mahrum kalıyorsunuz... Frenklik bir veba gibi içimize girmiş, eşyamızı, esvaplarımızı, evlerimizi değiştirirken ruhlarımızı da değiştirmişti. Her şey yalan, her şey sahte, her şey taklit oldu.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Taklit, insanı kendinden çıkararak otomatlaştırır, hürriyetini elinden alır.
Vaftiz
Bir takipçinin yaşamının önemli aşamalarını belirleyen Hıristiyan geçiş ayinlerinden en önemlisi vaftizdir, yani kişinin İsa'nın bir takipçisi kabul edildiğinin bir işareti olarak suya daldırılarak veya su serpilerek yapılan ayinsel arınma. Tören, İsa'nın Vaftizci Yahya tarafından yapılan vaftizini taklit eder; bu vaftiz ayini sırasında Kutsal Ruh, hizmetinin başlangıcını imleyerek bir güvercin şeklinde inmiştir. Özellikle bir çocuğun isim verme töreninin bir parçası olarak yapıldığında vaftiz, sembolik olarak Âdem ve Havva'nın itaatsizliğinin "ilk günahının" İsa'nın takipçileriyle antlaşmasının bir parçası olarak affedilip silinmesini sağlar. Roma Katolikliği ve Anglikanizm gibi bazı Hıristiyanlık kollarında çocuklar bebekken vaftiz edilir. Daha sonra kilisenin tam yetişkin üyeleri olduklarında bir onay töreninden daha geçerler. Diğer mezhepler, vaftizin, bir kimse kilisenin bir üyesi olma kararını verecek kadar büyüdüğünde yapılması gerektiğine inanır.
Sayfa 266·Kitabı okuyor
Ne güzel bir ifade ediş
“Ben kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim.” 
Sayfa 238·Kitabı okuyor
Alıntı
" ... Artık pek görülmeyen, ancak ilkel kültürlerde karşılaşılan bir tür rahatsızlığın sendromu. Bu rahatsızlığa somnambuliform poses­yon diyoruz. Açıkçası, hakkında pek bir şey bilmiyoruz; bir çeşit ça­tışmayla veya suçluluk duygusuyla başladığını ve sonunda hastanın kendi vücudunun yabancı bir bilinç (yani bir ruh) tarafından işgal edildiği yanılsamasına kapıldığını biliyoruz sadece. Çok eskiden, şeytana inanç epey yaygınken, bu zapteden varlığın bir iblis oldu­ğu düşünülürdü normalde. Ancak göreceli olarak modern vakalarda genellikle bu varlığın ölü birinin, çoğu zaman da hastanın bildiği ya da önceden gördüğü birinin ruhu olduğu düşünülmüştür; hasta, bu şahsın sesini ve tavırlarını, hatta nadiren de olsa yüz hatlarını bilinç­ sizce taklit eder."
Sayfa 180 - İthaki Yayınları
1000Kitap